Müftüye bomba

Müftüye bomba


Şam Müftüsü Şeyh Muhammed Adnan Efyûnî, Şam’ın kuzeybatısındaki Kudseyyâ kasabasında aracına yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu, 22 Ekim Perşembe akşamı hayatını kaybetti. Olayı duyuran Suriye resmî haber ajansı SANA, saldırıyı kimlerin düzenlemiş olabileceğine dair ayrıntılı bilgi vermedi. Suriye Evkâf Bakanlığı da, Adnan Efyûnî’nin ardından kısa bir taziye mesajı yayımlamakla yetindi.

1954’te Şam’da dünyaya gelen Muhammed Adnan Efyûnî, temel İslâmî eğitimini doğduğu şehirde tamamladıktan sonra, Sudan Umm Durmân Üniversitesi’ni bitirerek orada yüksek lisans yaptı. Suriye’ye dönüşünde Evkâf Bakanlığı’nda çeşitli vazifeler alan Efyûnî, Şam’ın en önemli klâsik eğitim kurumlarından Ebu’n-Nûr Medresesi’ne intisap etti. Buranın kurucusu olan Şeyh Ahmed Kuftârû, 1964-2004 arasında tam 40 yıl Suriye müftülüğü görevini yürütmüştü. Şeyh Kuftârû ile şahsî yakınlığı da bulunan Adnan Efyûnî, Kuftârû’nun ölümünden sonra ismi “Şeyh Ahmed Kuftârû Külliyesi” olarak değiştirilen Ebu’n-Nûr’un yönetiminde de yer aldı. Baas rejiminin sadık destekçisi Suriyeli din adamı Muhammed Saîd Ramazan el Bûtî ve diğer Şam ulemâsının da yakından tanıdığı ve güvendiği bir şahsiyet haline gelen Adnan Efyûnî, 2011’de Suriye’de halk ayaklanmasının başlamasıyla birlikte Beşşâr Esed’in hususi istişare heyetinde boy gösterdi. 2013’te Şam müftülüğüne getirilen Şeyh Muhammed Adnan, Suriyeli muhalifleri “terörist” olarak isimlendirdiği hutbe ve vaazlarıyla dikkatleri çekti. Esed yönetimi, bir yandan Suriye’nin çeşitli şehirlerini bombalarken, bir yandan da Şam’da “Uluslararası Terör ve Aşırılıkla Mücadele Merkezi”ni tesis ederek başına Adnan Efyûnî’yi getirdi. Şeyh Adnan, “Şam müftülüğü” şapkasına ilâveten, bu merkezin başkanı sıfatıyla da çok sayıda ülkede toplantılara katıldı, Suriye’nin “terörle mücadelesi”ni anlattı.

Muhammed Adnan Efyûnî’nin asıl rolü, rejimin kuşatma altına aldığı şehir ve kasabalarda, muhalif gruplarla müzakereleri yürütmekti. Doğu Gûta, Zebedânî, Medâyâ ve Halep’te sivil halk bombardıman, açlık ve askerî abluka yoluyla diz çöktürülürken, silahlı grupların buralardan uzaklaştırılması işinde Adnan Efyûnî’nin sürdürdüğü müzakereler etkili oldu. Şam’ın güneybatı banliyösü Derâyâ yeniden rejimin kontrolüne girdikten sonra, 12 Eylül 2016 günü, buradaki Sa’d bin Muâz Camii’nde kurban bayramı namazını Şeyh Adnan kıldırmıştı. Beşşâr Esed, Suriye Müftüsü Şeyh Ahmed Hassûn ve diğer bütün üst düzey zevâtın hazır bulunduğu namazda, bayram hutbesi de –doğal olarak– Esed rejiminin “terörle mücadele”de kazandığı mevzilerin övülmesine hasredilmişti.

Şeyh Muhammed Adnan Efyûnî’nin bombalı saldırıda yaşamını yitirmesi, akıllara 21 Mart 2013’te Şam’daki Îmân Camii’nde haftalık dersini yaptığı sırada öldürülen Saîd Ramazan el Bûtî’yi getirdi. Önce bombalı bir saldırıda can verdiği açıklanan Bûtî’nin, aslında kendisini yakın mesafeden silahla vuran biri tarafından öldürüldüğünü düşündüren bir video kaydı da ortaya çıkmıştı. Esed rejimi Bûtî’yi “teröristlerin şehit ettiğini” açıklasa da, hadisede bizzat Suriye istihbaratının (“Muhâberât”) parmağı olabileceğine dair güçlü şüpheler mevcut. Efyûnî ve Bûtî gibi halk nazarında krediye sahip isimlerin yine rejim eliyle ortadan kaldırılması, Suriyeli Sünnî kesimleri korkutup endişeye sevk ederek Esed iktidarına daha da bağlı ve borçlu hale getirmeye matuf senaryolar olarak değerlendirilebilir. Suriye olaylarının başlangıcında, Suriye Müftüsü Şeyh Ahmed Hassûn’un oğlu Sâriye’nin Halep yakınlarında vurularak öldürülmesinde de, aynı şekilde “rejim şüphesi” mevcuttu. Aynı zamanda, babası Bedreddîn Hassûn’dan tevârüs ettiği “şeyhlik” makamını da elinde tutan Ahmed Hassûn, Esed rejiminin en sıkı destekçilerinden. Hassûn’un son aylarda rejimle bazı konularda ihtilaf yaşadığı ve kendisinin televizyonlara çıkmaktan men edildiği belirtiliyor. Saîd Ramazan el Bûtî’den sonra Şeyh Muhammed Adnan Efyûnî’nin de devre dışı bırakılması, herhalde en çok Şeyh Ahmed Hassûn’u endişelere sevk ediyor olmalı. Defterinin dürülüp “şehit” ilân edilmesi, minicik bir bombalı saldırıya bakıyor çünkü.

Ortadoğu çalışan akademisyen ve araştırmacılara, Suriye özelinde bir konu önerisi: Sünnî din adamlarının Nusayrî Baas rejiminin yönetimi ve tasallutu altında oynadıkları roller, halkla devlet arasında hangi fonksiyonları yerine getirdikleri, rejimin sıradan vatandaşa yönelik baskılarının “legalize” edilmesi noktasında nerede durdukları… Tüm bu noktalar, bakir ve bol malzemeli bir saha olarak, Türkiye kamuoyunun dikkatlerine sunulmayı bekliyor.

Google+ WhatsApp