Moğollar Anadolu’da zulüm yaptı mı?

Moğollar Anadolu’da zulüm yaptı mı?


Moğollar Anadolu’da zulüm yaptı mı?

 

 

Bir okurum, “Buhara Yanıyor” ve “Elveda Buhara” isimli kitaplarımda anlattığım Cengiz Han ve Moğollara haksızlık ettiğimi yazdı…

Hayır, sevgili dostum, haksızlık yaptığımı düşünmüyorum. Eğer Kıpçaklara haksızlık ettiğimi söyleseydi, hak verebilirdim. Ne var ki, o konuda bile kastım bir dönemle sınırlıdır, gelmiş geçmiş tüm Kıpçakları yahut Moğolları elbette kastetmiyorum.

Orada söz konusu ettiğim Cengiz Han’dır. Dünya kurulalı öyle bir zulüm görmediğine hâlâ inanıyorum. Düşünün ki, İslam Medeniyeti’nin en parlak, en şaşaalı dönemi Cengiz Han’ın ihtirasları yüzünden kapanmış, İslâm dünyası en büyük darbeyi ondan yemiştir.

Bu konuda İslâm dünyasının, hatta Batı’nın hatırı sayılır düşünürleri de benimle aynı fikirdedir. Müslüman ve Hıristiyan kaynaklar, Cengiz Han’ın korkunç bir zalim olduğunda ittifak halindedir.

Meselâ, Prof. Dr. Laszlo Rasonyi şu çarpıcı tespiti yapıyor: “O (Cengiz Han) manevi değerleri saklayan kitleleri imha etti. Şehirleri, medeniyet ocaklarını yaktı. İslam dünyasında Orta-Asya’nın tekrar önem kazanması bir hayli zaman aldı.”

Prof. Dr. Philip K. Hitti ise şunları söylüyor:

“Moğol ordusu uçarcasına giden atlara binmiş ve kendilerine has ok ve yaylarla silahlanmış olarak vardıkları her yerde taş üstüne taş bırakmadılar ve yaygın bir tahribat meydana getirdiler. 

Onlardan önce İslam kültürel varlığını temsil eden merkezler yakıldı. Onlardan geriye kuru çöller ve vaktiyle Müslüman hükümdarların oturduğu sarayların ve kütüphanelerin şekilsiz harabeleri kaldı… Herat, Buhara, Semerkand, Belh ve Harezm ülkesi, baştanbaşa Moğol istilası altında virane haline geldi. 

Dünyanın evvelce hiç görmediği böylesine geniş bir imparatorluğun yenilmez kurucusu, İslam toprakları üzerinde rüzgâr gibi esti.”

XIII. yüzyılın ilk yarısında yaşayan el-Muaffık Abdullatif ise Moğol tahribatı konusunda şunları yazıyor: 

“Moğol istilası tarihleri unutturdu ve onların musibeti yeryüzünü doldurdu… Rastladıkları her eti yerlerdi. Yaptıkları katliamlarda erkek, kadın, yaşlı ve çocuk ayrımı yapmazlar, tamamını yok ederlerdi.”

Sıbt İbnu’l-Cevzi, İbnu’l-Esir ve Suyuti gibi tarihçiler de Moğol zulmünü şöyle anlatıyorlar:

“Zaman yaratıldığından beri böyle bir bela görülmemiştir. Öyle bir musibet ki, bütün mahlûkat onlardan zarar gördü. Onlardan zarar görenlerin başında tabiî ki Müslümanlar geliyordu. Eğer birisi çıksa ve dese ki, kâinat yaratıldığından bu ana kadar böyle bir musibet görülmemiştir, muhakkak doğru söylemiş olur. Çünkü tarih böyle bir afeti daha kaydetmemiştir.”

İbni Haldun da meşhur eserinde Moğol tahribatını uzun uzun tasvir ediyor.

Moğol tarihçi Cüveyni,Buhara ve Semerkant’taki tahribat ve katliamın boyutlarını şöyle bir cümle ile açıklıyor: 

“Zaman içinde nüfusları ne kadar çoğalırsa çoğalsın, eski seviyesinin onda birine bile ulaşamayacaklar.” 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp