Mizaçlar veya Karakterler

Mizaçlar veya Karakterler


Mizaçlar veya Karakterler

 

 

Doğal veya tekdüze yaşandığında insanların nasıl olduğu, neler yapabileceği pek kestirilmez. Kritik zamanlarda karakterler daha bir belirginleşiyor. Bu, onların durumlar karşısındaki hâlini göstermeye neden olur.

Ruh dünyası, yaşama biçimi, yaklaşımları anlayabilmek, ya da insanı yeterince tanıyabilmek için birliktelikler önemli. Kim kiminledir, kim nasıl bir hayat tarzı ve yaşama üslubu iledir, bunlar zamanla, denenerek anlaşılabiliyor. Çıkar ortaklıkları, iş tutmalar, zorluklara katlanmalar ya da kolaycı olan bir yolu tercih etmeler tutumları belirler. Şiirsizlik önemli bir sorun. Şiir bir terbiye işidir. Edep bir terbiyedir. Aile ortamlarındaki yaşama biçimleri karakterleri ve mizaçları belirler. Şiirsiz ve ruhsuz bir dönemdeyiz.

İnsanın insanı tanıması ve bilmesi zor. İnsan sırlar dünyası. Dışarıdan bakıldığında çok uyumlu görünenler birlikteliklerde çok farklı sonuçlar getirebiliyor. Bunu daha çok evliliklerle ilgili süreçlerde görebiliyoruz. Birbirine âşık olan iki insan evlendikten sonra, üzerinden çok geçmeden, o deli dolu âşıklık hâli birden gidiyor yerine bir başkası geliyor. Birbirlerine tahammülleri kalmıyor. İnsanların birbirine katlanmaları ve birlikte yaşayabilmeleri genelde şartlar belirliyor. Günümüz modern insanı, ya da ekonomik bağımsızlıklar tahammül sınırlarını belirliyor. Bir insan birini çekemiyorsa, eğer koşulları el veriyorsa yollarını anında ayırabiliyor. Günümüzde boşanmaların alabildiğine artmasının nedeni de bu.

 

Asıl konumuz insan ve geneli. Bazan ister istemez alan daralmasına gidilebiliyor. Somut örnekler ile ya da kimi genel durumlar birbirine özdeş olabiliyor. Birey toplumdan soyutlanamaz. Sonuçta toplumu oluşturan da bireylerdir.

Günümüz yaşama tarzında daha çok çıkar ilişkileri baskılı. Kimi dönemlerde çok daha belirginleşiyor, bilinmeyenler su yüzüne çıkabiliyor. Kimi insanlar gerçek kişiliklerini kritik dönemlerde ortaya çıkarabiliyor.

Şu seçim dönemi, ilginç bir süreç (10.03.2019). İnsan karakterleri ve yansımaları insanı ürkütecek bir boyutta. Yalan ve iftiraların havada uçuştuğu, haksızlıkların daha bir açığa çıktığı bir dönem. İnsanların kendilerini bu denli ifşa etmeleri, o kimseler için nasıl bir gelecek oluşturuyor? Sınırları aşan bun insanlar gelecekte insanların yüzüne nasıl bakacaklar sorusu ister istemez akla geliyor. İnsan nasıl böylesine aşırı ve gerçek olmayan durumlara yönelebiliyor, tevessül ediyor, insanlara iftira edebiliyor. Kendi gerçeklerini söylemek yerine başkalarını karalamak ve ta’n etmek üzerine bir yol tercihinde bulunabiliyor.

Yalan ve iftiranın sonuçları insan için ağır bir durum altından kalkılamayacak kadar büyük bir vebal. Hayat bugün için değil yarın için de var. Yarın, insanlarla yüzleşmek kaçınılmaz.  Abartılı bir dönem ve süreç hiçbir şey normal seyretmiyor. İnsan hakikati değil de rol yapan insanlar dramı. Komediyi aşan da bir durum. Müslüman görünümlü sahte bir dönem. Bu tutumlar İslâm’a asla zarar vermez ama Müslümanlara zarar verir. Dahası insana güven azalır. Müslümanların İslâm adına yaşamaları da inandırıcı olmaz. Örnek insan olma zorunluluğu ve yükümlülüğü her zaman için gerekli. Dönemler geçicidir. Tahribatlar ve zararlar hem kalıcı hem de yıkıcıdır. Bu, sadece kendilerine değil geneli etkiler ve yansır. Müslümanlar Müslüman gibi yaşamak zorundadırlar. Sorumluluk sahibi olanlar için söylüyoruz bunu. Çıkarı kendilerine ilke ve put edinenlere söyleyecek bir sözümüz yok.

Bugünler de geçer. Geçer ama geriye bir yıkım bırakarak. Bunları yeniden toparlamak sahih Müslümanlara düşer. Onlar gene bin bir çile ile yola koyulurlar. Dünya hırs ve tamahı günah kefesinde yerini alır. Hakikat yolcuları çilelerine ve çabalarına bakarlar, gerisi boş ve yalan.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp