Millet olma bilinci manevi bilinç II

Millet olma bilinci manevi bilinç II


Millet olma bilinci manevi bilinç II

 

 

Milletleri birbirine bağlayan unsurlar daha çok manevidir. Manevi bağ geçmişten geleceğe süreğen bir hâl. Hazreti Âdem’den beri bu böyledir. İnsanın asıl gereksinimlerini oluşturan yaşama bilinci veya disiplini.

Yazı, insanların karakter oluşumunu da sağlar. Seslerin şekillenişinin insanlardaki davranış biçimlerini belirler. Köşeli ve keskin çizgili düz oluşlar estetik oluştan uzak. Eğip bükülmeyen şeyler gibi. Sesler boğazdan çıkarken takır tukur gibidir.

Estetik haz insanın ruhundan doğar, karşılık bulur.

İslâm milleti her dönemde buluştuğu, karşılaştığı medeniyetlere ait kimi unsurları kendi ruhuna uygun bir hale dönüştürüyor. Selçuklu, Endülüs, Osmanlı mimarisi özgün ve güçlü. Camiler, çeşmeler, hanlar, yapılar kendine ait ve özgün bir dil oluştururlar. Camilerin aydınlık ruhu göklerin maviliği gibi insanı ferahlatır, uzama ve sonsuzluğa götürür. Sonsuzluk duygusu ve içtenlik. İnsanı boğmayan, ruhunu daraltmayan bir ferahlık. Mimar Sinan’ın vardığı son aşama ve ondan sonrasındaki açılımlar. Kur’an alfabesinin ses kıvrımlarındaki esnekliğe ve ferahlığa götürür. Çizgiler keskin olmadığı için sınırlamaz, ucu açık, sonsuzluğa açılan ufuk.

Cami kültürü özel. İnsana ferahlık ve huzur verir. İnsanı boğmayan, bunaltmayan, güven veren bir ortam. Sosyal hayatın en doğal yeri. İnsanın insanla olan manevi yakınlığı ve sıcaklığı en doğal hâliyle burada yaşanır. İnsanların katmanları yoktur, sadece kul vardır orada. Allah korkutucu olarak hissedilmez. İnsanın başı önündedir, eğilir kalkar, huşu ve teslimiyet ruhu yoğun yaşanır. İnsan, insan olduğunun farkına varır.

İnsan; Allah katında üstün bir varlık, bir insan ve bir kul. Bu, Müslümanların ana ilkesi. “Allah bir Muhammed onun kulu ve elçisi”. İnsanlığın ana yapısını oluşturur. Yoksa zihinsel putlar edinme kaçınılmaz olur. Nesnelere ve oluşlara kapılır. Uyarı yol göstericilik ağırlıkta.

Bir camide daha çok gelecek duygusu ağır basar. Gerek yapı ve gerek psikolojik olarak. Orada geleceğe muştu var. Hayata bağlanma, hayatı anlamlandırmaya kapılar aralanır. Cehennem kötülüklerden kaçış, korkudan yüceliğe sarılış. Yakarış insanın kabulü ve teslimiyeti. Cennet sadece güzel insanlar için muştu ve umut.

Mescitte insanların omuz omuza verme dayanışması, insanın insana teması. Boşluksuz bir hayat. Şeytanın soluğu ile bile araya girmesine izin verilemeyen bir yaşama biçimi ve tercihi.

Bir insan orada korku ile yaşamaz. Ruhu aydınlık. İnsanı boğan dehlizleri yoktur, karabasana isli ve loşluğu olan karanlığa iten ruhtan uzakta.

İman ve teslimiyet bütün olumsuzlukları, reddediş, tapınmalardan uzaklaşış ve bağlanma esas olur. İman etme ve bağlanma.

Tanrı insana yer yoktur bu dünyada. Kibir kapıda kalır. Çünkü kendini en azman bilen bir gurur bile orada teslim olmak durumunda. Krallar ve sultanların yeri sadece secdelik bir yer kadardır. Hükmü Allah karşısında yanında omuz verdiği insan kadardır. O kimselerin orada başı göklerde değil yerlerdedir.

Omuzlarındaki yük daha ağırdır. Sadece kendi hesabına orada olmadığı için adına üzünülecek kişilerdir onlar.

Camiler bir hesaplaşma mekânı. İnsanın kendi kendisini denetleme, gözden geçirme yeri. Manevilik orada ağır basar. Çünkü okunan ayetlerin tamamı insana yol gösteren, öğüt veren, uyaran İlahi soluklardır. Osmanlı mimarisinde karşınızda hat sanatının güzellikleri insanı sımsıkı bağlar Allah, elçisi ve elçisinin sevenlerinin isimleri. Kul olana güven ve sevgi verir, bağlılık oluşturur. İnsan olma bilincini yeniden anımsatır. Bu, büyük medeniyetimizin ortak ruhudur. Dünyanın bir ucundan diğerine aynı ruh solunur ve yaşanır. Çünkü eller bir olan Allah’a açılır ve ondan beklenir. Her insan orada sadece bir kuldur. Tanrı insana orada yer yoktur.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp