“Millet Kıraathaneleri”

“Millet Kıraathaneleri”


“Millet Kıraathaneleri”

 

 

“Kıraat-hane”… 

Bugünkü dilde “Okuma Evi”…

“Kıraathane” eski toplum yapımızın vazgeçilmezlerinden biriydi. Boş vakitler “Kıraathane”lerde kitap okuyarak ya da okuyanı dinleyerek değerlendirildi. Böylece, Peygamber Efendimiz’in “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz”tavsiyesi hayata geçirilirdi.

Sonra düzen bozuldu. Kitaplar “Kıraathanele”lerden çıkarıldı. Yerini “tavla” ve “iskambil” aldı. “Öğrenme” merakı da yerini, gitgide “vakit öldürme” kavramına bıraktı…

“Kıraathane”ler “Kahvehane”ye, kahvehaneler “Cafe”ye dönüştü. Kitapla bağımız zayıflaya zayıflaya koptu.

“Kitlevî eğitim” de pek tabii dumura uğradı.

Yıllar önce Güngören Belediyesi ile ortak bir proje uygulamıştık. “Onlar bize gelmezse, biz onlara gideriz” mantığıyla oluşturulan bu proje çerçevesinde, Başkanla birlikte, akşamları bir kahvehaneyi ziyaret ediyor, her ziyaretimizde küçük bir kitaplıkla birlikte yirmi-otuz civarında hediye kitap götürüyorduk…

Bu arada; Belediye Başkanı mahallenin sorunlarını dinliyor, mahallelinin sorularına cevap veriyor, bendeniz ise tarihten bir kesit anlatıp aile içi eğitime bağlıyordum. 

Altı ay kadar özenle yürüttüğümüz proje son derece iyi sonuç verdi. Pek çok kahvehane “kıraathane”ye dönüştü. Hatta bazı belediyeler aynı projeyi alıp uyguladılar ve iyi sonuçlar aldılar.

Cumhurbaşkanımız “Millet Kıraathaneleri” kurulacağını müjdeleyince, aklıma bizim “Kıraathane” projesi geldi. Çok sevindim. Sonra düşündüm: Keşke bu iş yayınevlerine bırakılsa… 

Zira devletin olduğu yerde resmiyet olur, resmiyet olan yerde rekabet olmaz, rekabet olmayınca da kalite artmaz.

Özel okullarla devlet okulları, özel hastahanelerle devlet hastahaneleri, özel lokantalarla devlet lokantaları (belediyelerin var), kısacası özel sektör işletmeleriyle devlet işletmeleri arasındaki farka bakarsanız, ne demek istediğimi daha rahat anlarsınız…

Tabii CHP hemen buna da bir “kulp” taktı. Dedi ki: “İktidar işsizliği çözmekten umut kesti, işsizlere yer buluyor”. 

Sorarlar: 1928’de, yani CHP’in rakipsiz ve kesintisiz iktidarda olduğu dönemde “Millet Mektepleri” ve “Halk Evleri” açmıştınız: Sizin de niyetiniz “işsizlere yer bulmak” mıydı? 

CHP gibi mazisi olumsuzluklarla dolu bir partinin biraz daha tedbirli ve temkinli konuşması lâzım! 

Harf İnkılâbı’ndan sonra, okuma-yazmayı yaygınlaştırmak için kurulan “Millet Mektepleri”, hiçbir işe yaramadan sessiz-sadasız kapandı.

Daha sonra da, 1932’de her mahalleye “Halk Evleri” inşa edildi, ama o dahi bir işe yaramadı, millet ilgi duymadı. Çünkü “milletin kıblesi” ile “devletin kıblesi”farklılaşmıştı. Devlet “milletin kıblesi”ni, millet “devletin kıblesi”ni reddediyordu.

Şimdi durum böyle değil. Devlet-millet arasında “kıble birliği” sağlandı. Yine de devlet eliyle yapılan işlerde bir miktar “asık suratlılık” olur. Bu yüzden bu hayırlı projenin sivilleştirilmesini teklif ediyorum.

Hemen hemen hiçbir sonuç vermeyen “Okuma-Yazma Seferberliği”ninyerini de artık “Millete Okuma Alışkanlığı Kazandırma Seferbirliği” almalı. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp