Midem bulandı

Midem bulandı


Kadına yönelik şiddet ve istismarla mücadelede işe kadın derneklerini kapatarak başlamak gerek.

 

Açık ve net!

 

Hoplayıp zıplayacaklar şimdi.

 

Çok da tın!

 

Behemehâl bu dernekler mercek altına alınmalı. Şüphesiz içlerinde layıkıyla çalışanlar var. Onlara sözümüz yok.

 

Öğretim görevlisi Aylin Sözer’in vahşice öldürülmesinin ardından haftalardır ortalıklarda gözükmeyen söz konusu bu kadın dernekleri yeniden sahneye çıktı. Yıkıyorlar ortalığı.

 

Maşallah size!

 

Dün üşenmedim onlarcasının sosyal medya hesabını oturup tek tek inceledim. Vallahi midem bulandı.

 

Geriye doğru baktım hiçbiri ama hiçbiri CHP’de yaşanan taciz, tecavüz, istismar, aşağılama, caniyi kayırma gibi konularda tek söz etmemiş.

 

Ben edeyim o vakit! Rezilsiniz!

 

Varsa yoksa iktidar yahut Ak Parti ve de Erdoğan.

 

Kadına yönelik bütün kötülüklerin sorumlusu onlar! Her şey onların yüzünden oluyor!

 

Sosyal medya hesaplarını incelediklerimin neredeyse tamamı ya CHP ya da HDP sempatizanı. PKK’yı da FETÖ’yü de DHKPC’yi de açık açık savunuyorlar.

 

Hiçbirinin derdi ‘kadın’ değil. Hepsinin derdi ‘kadın’ üzerinden siyaset.

 

Yahu CHP’de yaşanan rezilliklere karşı bir tanesi de mi kalkıp tepki vermez? Vermemiş! Pınar Gültekin’in babasının iddialarını da görmezden gelmişler.

 

Yuh olsun size!

 

İnsanın baktıkça kusası geliyor.

 

Pınar Gültekin cinayetinin ardından ortalığı ayağa kaldırmışlar. Eyvallah! Sorumluluğu da iktidara yüklemişler.

 

Hadi ona da eyvallah!

 

Ama Pınar’ı öldüren cani CHP’li, annesi de CHP ilçe yöneticisi.

 

Tek satırları yok.

 

CHP Muğla milletvekili Pınar’ın babasını arayıp ‘davadan vazgeçin’ demiş. Sanki hiç duymamışlar.

 

Bitmedi!

 

HDP’li vekillerin tecavüzlerini hiç görmemişler. PKK elebaşlarının Kandil’deki pisliklerini de!

 

Ama ‘Ensar Vakfı’ hâlâ dillerinde.

 

Demem o ki hiçbirinin kadına yönelik şiddet ve istismarın önlenmesi adına bir derdi yok. Kurdukları dernekler aslında paravan. Kadın hassasiyeti üzerinden dokunulmazlık elde ediyorlar. Yurtdışından fonlanıyorlar. Dedim ya, hepsi behemehâl mercek altına alınmalı.

 

Gelelim bir diğer meseleye.

 

Kadına yönelik şiddet olaylarında fail her siyasi görüşten olabilir. Öyle de zaten. Aralarında aydını da var zır cahili de! Üniversite mezunu da var hiç eğitim almamışı da. Doktoru da var kamyon şoförü de. Zengini de var fakiri de. Dindarı da var seküleri de. CHP’lisi de var AK Partilisi de.

 

Mağdur için de aynı şey geçerli.

 

İşte söz konusu bu kadın dernekleri, kadına yönelik her saldırı sonrasında meseleyi illa ki ideolojik bir çerçeveye oturtuyorlar.

 

Ayıp yahu!

 

Bin kez söyledim bir daha tekrar edeyim. CHP’de son zamanlarda patlak veren çirkin işlerin sorumluluğu yapana aittir. Suçun şahsiliği esastır. Hangimiz çıkıp da ‘CHP tecavüzcü partidir’ diye rezil bir yargıda bulunabiliriz. Mümkün mü?

 

Peki neyi eleştiriyoruz? Yöneticilerin gereğini yapmamasını. ‘Parti zarar görür’ diye sessiz kalmalarını. Yahut mağdurlara sahip çıkmamalarını. Dahası failleri hâlâ partide tutuyor olmalarını.

 

Şayet benzer çirkinlikler başka partilerde yaşandığında ‘suçun şahsiliği’ ilkesini göz ardı etmeseydiniz bugün bu duruma düşmeyecektiniz.

 

Keşke Ensar Vakfı’nda sapık bir öğretmenin yaptıklarını koskoca bir vakfa mal etmemiş olsaydınız.

 

Keşke ‘kapatın bu vakfı’ diye yırtınmasaydınız.

 

Ben de diyorum ki ‘keşke devlet sizin bu çağrınızın ardından Ensar Vakfı’nı kapatsaydı’!

 

Bugün paçalarınız nasıl tutuşmuş olacaktı değil mi?

 

Bir sapık yüzünden vakıf kapatan devlet on sapık yüzünden CHP’ye neler yapmazdı haklı olarak?

 

Ve son bir not.

 

Kadına karşı şiddet ve istismarla mücadelenin birinci ayağı o kadın derneklerini kapatmak olsun. İkincisi ise ‘suçun şahsiliği’ ilkesinin siyasi partiler arasında protokole bağlanması.

 

Çok mu zor Allah aşkına?

 

Ve son bir not.

 

Koskoca bir yılı geride bırakıyoruz. Biliyorum 2020’yi pek sevmedik. Sanırım hiç özlemeyeceğiz. Anmak bile istemeyeceğiz.

 

2021 hayırlar getirsin inşallah.   

Google+ WhatsApp