Mevzileri güçlendirin: Türkiye’de yeni bir ‘Batı Cephesi’ne izin verilemez..

Mevzileri güçlendirin: Türkiye’de yeni bir ‘Batı Cephesi’ne izin verilemez..


Mevzileri güçlendirin: Türkiye’de yeni bir ‘Batı Cephesi’ne izin verilemez..

 

 

Bazı İngiliz kriptolarına, PYD kriptolarına, Birleşik Arap Emirlikleri’nin fonladığı (BAE) “içeriden operasyon”cu tiplerine, Türkiye’yi hedef alacak yeni saldırı dalgası için içeride organize edilen çevrelere aldırmadan yürümeye, büyük adımlar atmaya, Doğu-Batı hatlarının keskinleştiği bir dönemde Türkiye için doğru şeyleri tereddütsüz söylemeye devam edeceğiz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Dünya büyük kırılmaların yaşandığı bir buhran dönemindeyken, Türkiye böyle bir dönemde tarih yükselişine geçmişken, ayakbağı olmaya çalışan aparatlarla uğraşmayacağız. Büyük iddialarla, büyük sözlerle, büyük hedeflerde yola devam edeceğiz.

Bu eksenin ana hedefi Türkiye’yi durdurmaktır

Uzunca bir süredir, BAE-S. Arabistan-İsrail-Mısır üzerinden bir eksen kurulduğunu, bu eksenin ABD, İngiltere ve İsrail tasarımı olduğunu, coğrafyamızın kuzeyini kaybeden bu güçlerin daha güneye ve batıya çekilerek yeni bir mevzi inşa ettiğini, bunun bir şer ekseni olduğunu, görünüşte İran’a karşı kurulduğunu ama bölge ölçeğinde ana hedefinin Türkiye’yi durdurmak olduğunu söylemeye çalışıyorum.

BAE hakkında, Veliaht Prens Muhammed Bin Zaid hakkında, terör dosyaları hakkında, Türkiye’ye karşı terör ve darbe fonlamaları hakkında her yazdığımda bölgede bir panik havası oluşuyor. 15 Temmuz’un mimarı ya da ihalecileri olan bu çevreler şimdi “muhafazâkar muhalefet” örgütleyerek “Türkiye’yi durdurma”ya dönük küresel proje için yeni bir senaryo uyguluyor.

“Eksen”in içerideki ortakları ABD, İngiliz, İsrail aparatıdır

Hem onlar hem de içerideki ortakları, bu yazılara verdikleri tepkilerle açığa düşüyor, bir suçüstü hali ortaya çıkıyor. Bu eksen Türkiye içinde ve çevresinde FETÖ ile, PKK/PYD kriptoları ile, etnik Kürt lobisi ile, bazı dini figür ve çevrelerle iş tutuyor. Devlet içinde, bürokrasi içinde, siyasette ve medyadaki adamlarıyla birlikte çalışıyor.

Türkiye bu anlamda yeni bir “çokuluslu saldırı” tehdidiyle karşı karşıya. Bu üç Müslüman ülkenin, bütün bölgeyi Türkiye’ye karşı kışkırtma hesaplarının altında ABD, İngiltere ve İsrail var. Proje onların, tetikçiler ise Zaid, Prens Muhammed bin Selman ve Sisi..

Bu üç isim ve ülkeleri, bütün bölge ülkelerine baskı uyguluyor, finansal tehditler yağdırıyor, söz konusu ülkeleri Türkiye’ye karşı cepheye sürmeye çalışıyor. En son BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zaid Ürdün’ü ziyaret etti. Aynı gün Ürdün, Türkiye ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasını askıya aldı. Tabi ki tehditle!

Türkiye içinde yeni bir ‘Batı Cephesi’ kuruluyor

Bölgemizdeki yeni durumları, Türkiye içine servis edilen dalgayı münferit değerlendirmeyin. Bu eksen aslında bir dünya savaşının, küresel ölçekte bir büyük kamplaşmanın bölgemizdeki uzantısı. Bir Batı Cephe hattı. Batı için Türkiye içinde de bir yeni cephe kuruluyor.

İngiltere ile Rusya arasındaki gerilimi izliyoruz. İki ülke arasındaki ajan tartışması, karşılıklı diplomatik restleşmeye vardı ama burada kalmadı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya tek cephe olarak Rusya’ya adeta savaş ilan etti. Mesele sadece ajanlarla sınırlı değil. Sadece bir istihbarat meselesi değil.

Dünya, Baltıklar/Doğu Avrupa üzerinden Doğu-Batı cephesinin en keskin olanının inşasını izliyor. Bu cephenin Karadeniz tarafı var, Doğu Akdeniz bölümü var, Suriye boyutu var. Bu cephede sadece Rusya yok, hemen bütün Asyalı güçler Batı karşısına dikildi ya da dikilecek.

Savunma yerine taarruz dönemi

Çünkü Atlantik, ABD ve Avrupa artık dünyayı tek başlarına yönetme gücünü ve ehliyetini kaybetti. Dünyanın doğusu güçlendi, yükseldi, arayı kapattı. Artık büyük bir denge, güç oyunu oynanıyor. Batı, kibri ve hırsı ile hareket ederken Doğu, kendini var etmeye çalışıyor.

Dünya ilk kez bu şekilde Doğu-Batı ekseninde ikiye bölündü. Rusya, açık tehdit altında bir ülkedir. Batı’nın Rusya’yı parçalama hesaplarını biliyor. Kaynaklarını yağmalama planlarını biliyor. Bu yüzden de savunma yerine taarruzla karşılık veriyor. Suriye’de, Baltıklarda, Asya Pasifik’te nükleer güç gösterileri yapıyor.

Kıyamet senaryosu: Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak

Şüphesiz bu bir kıyamet senaryosu. Türkiye’ye yönelik saldırıları, içeriden ve dışarıdan çevrelemeye dönük girişimleri, Suriye’de mücadele ederken Doğu Akdeniz ve Ege’den sıkıştırma çabaları bu açıdan değerlendirilmeli. BAE-Suud-İsrail ekseni ile içeriden vurmaya dönük girişimleri de böyle değerlendirmemiz gerekiyor.

Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak bir dünya şekilleniyor. Her ülke, mevziini, savunma hatlarını güçlendirmeye çalışıyor. Türkiye, bu anlamda oldukça kararlı, olağanüstü bir hazırlık içinde.

Herkes aklını başına almalı

Böyle olunca da Türkiye “içeriden operasyon” girişimlerine son derece sert reaksiyon gösterecektir. Çünkü 15 Temmuz’dan sonra bir daha “çokuluslu müdahale”ye maruz kalmamalıyız.

Dolayısıyla herkes aklını başına alsın. Bu büyük küresel fırtınada herkes durduğu yeri netleştirsin. Öyle küçük oyuncuları dikkate alma dönemi geçti. Türkiye, tarihinin en büyük mücadelelerinden birini yapıyor. Biz cephenin adını “Acımasız Direniş” olarak koyduk zaten.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp