Merkeziyetçilik - 4

Merkeziyetçilik - 4

Kur’an Ayetleri ve Peygamberin (a.s.) Hayatı Işığında Liderlik ve İstişare “Lider” kelimesi Türkçeye İngilizce “leader” kelimesinden geçmiştir. “Lider” Türkçemizde baş, başkan, şef, reis, kılavuz, eş, önder manalarına gelmekle beraber, bu anlamlardan daha çok “önder” kelimesi, lider kelimesi ile uyum

MERKEZİYETÇİLİK -IV

 

 
 

Kur’an Ayetleri ve Peygamberin (a.s.) Hayatı Işığında Liderlik ve İstişare

Bu yazıyı daha iyi anlayabilmek önceki merkeziyetçilik yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz.
“Lider” kelimesi Türkçeye İngilizce “leader” kelimesinden geçmiştir.  “Lider” Türkçemizde baş, başkan, şef, reis, kılavuz, eş, önder manalarına gelmekle beraber, bu anlamlardan daha çok “önder” kelimesi, lider kelimesi ile uyum sağlamaktadır.(Ahmet Külebi, Grup Dinamiğinde İnsan Davranışı, s. 28.)

Furkan suresi 74. Ayette  “Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözler(imizin) nuru (olacak iyi insanlar) lütfet ve bizi sakınanlara önder yap.” derler.” İnsanlara liderlik etmek Kur’an’ın da ortaya koyduğu bir gerçekliktir. Hem de sakınanlara liderlik talep edilmesi gereken bir dua ile bize sunulur. İnsanların hallerinde, toplanışlarında, bir şahsa yönelişlerinde ve onun etrafında birikmelerinde, onu kabul edişlerinde, sözünü dinleyişlerindeki Sünnetullâh, kesin bir kânundur. (Prof. Dr. Abdulkerim Zeydan, İlahi Kanunların Hikmetleri, İhtar Yayıncılık)

Yine İsra suresi 71.ayette bu sünnetullah ’ın gerçekliği ortaya konulmaktadır. “O gün (kıyamet)te insanların hepsini önderleriyle/liderleriyle çağıracağız; ...” Dağınıklığı düzeltip yol gösterici ve sorunlarda arabulucu, çözücü olması için insanlar hep lider seçmişlerdir. Tarih boyunca insanlar liderler etrafında yaşamışlardır ki bu bir sünnetullah ’tır.

Bakara suresi 247. ayette "Muhakkak ki Allah, size on(Talut’u) seçti. Ona bilgice ve vücutça bir üstünlük verdi. Allah mülkü (idareyi) kime dilerse ona verir. Allah'ın (nimeti) boldur. Allah hakkıyla bilicidir" Allah insanların idaresini yine sünnetullah gereği belirler.

En’am Suresi 159. ayette insanlar arası farklılıklar ortaya konulmaktadır. “Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz ki Rabbinin cezası serîdir ve yine şüphesiz O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”  Peygamberimiz, “üç kişi olduğunuzda içinizden birini imam(lider) seçin”( Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, I, 431 (Müslim, Nesâî, Ahmed) hadisinde bu gerçekliği pratik olarak ortaya koymaktadır.
Kur’an bu sünnetullah’ı doğru sınırlar, ilkeler çizerek belirleyerek diktatörlük ve sultanlık olmasının önüne geçmesini engeller. İşte bu Kur’an’i ilkeler çevresinde bir lider etrafında toplanmak sünnetullah gereğidir. Tersi ise kargaşa ve başıboşluk, keyfilik olarak ortaya çıkar.

İlk ve en önemli ilke Adalet ve Ehliyet ilkesidir ki Nisa suresi 58. Ayetinde Rabbimiz bunu beyan eder. “Şu bir gerçek ki Allah, size emanet (ve iş)leri mutlaka ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah, (her şeyi) işiten ve görendir.”

Bu ilkeye sahip liderlere itaati de Nisa suresi 59. Ayetinde emreder ve bunun sınırını da çizerek yeni bir ilke koyar. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de… Herhangi bir şey hakkında çekişir (anlaşamaz)sanız, eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah’a ve Resûlü’ne arz edin. Bu, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”

Anlaşmazlıklarda isyan değil Allah’a ve Resûlü’ne arz edin emri gereği hareket edilmesi gerektiği bildirilerek itaatin sınırlı olduğu(mutlak itaat yok) ilkesi ortaya konulmaktadır.

Ayrıca  “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife kıldık. O halde, insanlar arasında adaletle hükmet, keyfe uy(up ilâhî emre aykırı hüküm ver)me, yoksa (keyfî hüküm vermeler) seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlar var ya, onlar için, hesap gününü unuttuklarından dolayı şiddetli bir azap vardır” Sad suresi 26. ayetinde adalet dışı keyfi veya benlik, şahsilik içeren hüküm verilmesinin önüne geçilerek bu ilkenin sınırları burada da çizilmektedir.

Mekki bir sure olan Şura suresi diğer bir ilke olan istişare ilkesini bize 38.ayette “(İman edenler) Rableri(nin çağrısı)na gelirler, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri aralarında danışma(istişare/Şura) iledir. (Onlar) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (Allah için) harcarlar.”

Tüm iman edenler için işlerinde danışma, istişare bir genel özellik olarak bildirilmektedir. Ama liderler ile ilgili Medeni bir ayet olan Ali İmran suresi 159. Ayeti bize bu ilkeye geniş bir açı vermemizi sağlamaktadır. “Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, elbette onlar etrafından dağılıverirlerdi. O halde onları affet, onlar için mağfiret dile ve iş hakkında onlara danış, artık karar verdiğin zaman da, Allah’a güvenip dayan (onu yap). Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları sever.”

Bu ayette tabi olanlara karşı takınılması gereken ilkeli tavır ve onlar ile istişare açık bir şekilde ortaya konulmaktadır ama en önemlisi istişare sonucu karar alma yetkisi lider’e bırakılmaktadır ki bu da istişare merkezli hareketlerdeki liderin istişare sonucu çıkan karar uyma zorunluluğu olduğu iddiasını çürütmektedir. Allah’a güvenip, adaletli, isabetli bir karar vermek lidere bırakılmaktadır. İşte itidalli ve sünnetullaha uygun liderlikte budur.

Ebû Süfyan’ın kervanıyla birlikte kaçmayı başardığını, Mekkelilerin kendileriyle silahlı bir savaş için hazırlanmakta olduklarını haber alan Rasûlullah (s.a.) ashâbıyla istişare yaptı. Ensar ve Muhacir’in sonuna kadar devamda kararlı olduğunu öğrendi ve bu kararlılık üzerine savaş kararı aldı. Tirmizi de geçen bir hadiste Enes b. Malik  “Arkadaşları ile istişarede Peygamber kadar ileri giden bir başkasını görmedim” der. Peygamber bir lider olarak Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkeler ışığında istişare eden ve adalet ışığında hareket ederek kararlar vermiştir. Kimi zaman bir toplulukla kimi zaman ehil kişi veya kişilere danışarak kararlarını almıştır. Bu kararlarında adaletten sapmadan hikmet ile hareket etmiştir.

Sonuç olarak lider olmaya ehil ve adalet sahibi(taraf tutmayan, herhangi bir damara meyletmeyen, şahsi görüşlerini öncelemeyen, benlik yapmayan) ve işlerin türüne ve gerekliliğine göre kişi veya kişiler ile istişare eden lider Kur’an’ın ortaya koyduğu liderdir. Ehliyetinde veya adaletinde sorun varsa liderlik vasfını yitirmiş demektir. Etki altında karar alıyorsa veya insanları etkileyemiyorsa ehliyetini kaybetmiştir. Bu şartları taşıyan, gösteren lidere, tabi olanların itaat etmesi de zorunludur.

Merkeze ne lider ne istişare alınmamalı, Kur’an’ın ortaya koyduğu, ilkelerini belirlediği liderliği ortaya koymalıyız. Liderlik konusu bir kitap konusu olacak kadar geniştir. Bu konuda farklı eserlere başvurabilirsiniz.

 

Yüksel YILMAZ

islam ve hayat

Google+ WhatsApp