‘Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz’

‘Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz’


‘Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz’

 

 

20-21 Haziran gecesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 gazeteci ile yaptığı 2.5 saat kadar süren ve dolu dolu geçen görüşmesinde, Ahmet Hakan’ın, -özetle- ‘Sizin 1994’den beri, 25 yıldır İstanbul’a verdiğiniz hizmetleri, 30-35 yaşın altında olanların değerlendiremediklerini düşünüyor musunuz’ şeklindeki sorusuna Tayyip Bey bu durumu doğrulayarak cevap verirken; hatırıma sembolik şiirin bizdeki en seçkin temsilcilerinden olan Ahmed Hâşim’in mısraları geliverdi: 

Şöyle diyordu Hâşim: ‘Ne sen, / Ne ben..(…) Ne de âlâm-ı fikre (düşünce sancılarına)bir mersâ (liman)/ Olan bu mâî deniz.. / Melâli (hüznü)anlamayan nesle âşinâ değiliz../ Sana yalnız bir ince tâze kadın, /Bana yalnızca eski bir budala /Diyen  bugünkü beşer/ Bu sefil iştihâ, bu kirli nazar/ Bulamaz sende ve bende bir mânâ../ (…) ’

*** 

Evet, kendilerini ‘Z Nesli’ diye niteleyen yeni nesiller, hele de büyük şehirlerin şımarık çevrelerindeki atmosferinden kurtarılmadıkça, Müslüman halkımızın tarihî yolculuğunun dün ve bugününden nasıl haberdar olabilirler? 

Yine de, Başkan Erdoğan yapılan hizmetleri anlamayan nesillere karşı, ‘İyilik yap denize at, /Balık bilmezse Hâlîk bilir’ sözündeki mütevekkil ve irfanî bir tavır sergiliyordu. Bu arada, kitleler önünde konuşurken  Erdoğan’ın bazen oldukça sertleşen uslûbunun bu görüşmede soruları son derece ikna edici ve sâkin bir şekilde cevaplandırması da ilginçti. 

*** 

Başkan Erdoğan’ın aynı gün, yabancı medya temsilcileriyle buluşmasındaki sözleri, özellikle de, ‘S-400 hava savunma sisteminin Türkiye ve Rusya için bittiği ve B. Amerika’nın buna karşı bir ambargo uygulaması halinde ‘Bizim de karşı yaptırımlarımız olur’ demesi ilginçti.. 

*** 

Bu arada, C. Başkanı Erdoğan’ın, özellikle faiz konusunda sıkıntısının bir hayli büyük olduğu anlaşılıyor: ‘(…) Çok açık net söyleyeyim, faiz politikalarına hele hele yüksek faiz politikalarına karşıyım. Karşı olmamın da en önemli sebebi şudur; Yüksek enflasyonun bana göre en önemli sebebi yüksek faizdir. Eğer aşağı çekilmezse enflasyon da kesinlikle aşağı düşmeyecektir. Benim tezim şudur, faizi aşağı çekerseniz enflasyon düşer. Yükseltirseniz enflasyon da yükselir. Şu anda (…) benim ülkemde politika faizi yüzde 24’lerde.. Böyle bir şey olmaz. (…) Trump kendi ülkesinde faizin düşürülmesi gerektiğini söylüyor. Japonya’da nerelerde, İsrail’de nerelerde, AB üyesi ülkelerde biliyorsunuz. Peki bize ne oluyor da böyle yüksek politika faizleriyle hareket ediyoruz? (…) Faiz bize zarar veriyor. Benim düşüncem bu, ama düşüncemi en yakınındaki arkadaşlarımın birçoğu paylaşmıyor. (…) Ama tartışa-tartışa bu işi çözeceğimize inanıyorum.’

Evet, bu sözler, Erdoğan’ın önündeki en büyük handikaplardan birisi.. 

  

Bu ‘saltanat’a son verilmeli

 

Binali Yıldırım’a ‘Neden Meclis Başkanlığı’na ait bir makam aracını kullanıyorsun?’ diye soruyorlar. O da, ‘Bu ülkede Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yapan herkese bir araç ve koruma tahsis edilir. Bunları istesem de reddetmek yetkim yoktur’ diye karşılık veriyor. 

Aynen öyle. 

A. N. Sezer isimli eski bir Cumhurbaşkanı, makamından ayrılıp giderken en lükslerinden hem de bir tane değil, birkaç tane araba götürmüştü, makam şoförleri ve hattâ, özel doktoru ve aşçısını bile. Bu saçma uygulamayı 12 sene yazmıştım. Sonra bu tuhaf durum, A. Gül döneminin sonunda da tekrarlandı. 

Bu uygulama mutlaka düzeltilmelidir. 

  

Zaman, müthiş bir değirmendir 

 

Theresa May’den boşalan İngiltere başbakanlığına gelmesi beklenen Boris Johnson, Osmanlı’nın son döneminde İngilizci kanadın etkin isimlerinden ve 1922’de İzmit’te halka linç ettirilenAli Kemal’in torunu.. ‘Büyük dedem türk ve Müslümandı ve Kur’an’ı ezbere bilirdi. Bugünü görseydi, benimle iftihar ederdi.. Anne-annem ise, bir çerkez kızıydı’demiş. 

 

star

Google+ WhatsApp