Mehmet Kantar Ağabeyin Yolculuğu

Mehmet Kantar Ağabeyin Yolculuğu


 

Müslümanlarla birlikte olmak en büyük mutluluktu onun için. Allah ve Rasulünden sonra müminleri velî edinmek onu en fazla memnun eden bir işti, dininin bir parçasıydı.

 

Bir Mehmet Kantar geçti bu dünyadan.

 

Dünya molası bitti ve Yol’a revan oldu.

 

Mehmet ağabey sevenlerinde hüzün bıraktı. Fakat müminler nazarında ölüm ebedi bir ayrılış değil, ebedi buluşmaya bir başlangıç olduğu için bu, kısa bir ayrılık hüznüdür.

 

Bizler onu en başta nezaketiyle tanıdık. Oldukça sakin, güler yüzlü, müminlere ruhamâ, kafirlere eşiddâ bir insan. Hiç öfkeden deliye döndüğünü, ağzından köpükler saçtığını, galiz kelimelerle hakaretler yağdırdığını görmedik, duymadık. Hatasını anında kabullenen, yanlışı asla savunmayan bir kişilik. Bir de Mehmet ağabey başkalarının görüş ve kanaatlerini almayı çok severdi. Aldığı görüş ve kanaatler kafasına yatarsa hemen oracıkta görüşünü değiştirir, “ben hiç böyle düşünmemiştim” derdi.

 

Müslümanlarla birlikte olmak en büyük mutluluktu onun için. Allah ve Rasulünden sonra müminleri velî edinmek onu en fazla memnun eden bir işti, dininin bir parçasıydı. Sırf buradaki bir kısım Müslümanlarla bir hukuku olduğu için, emekli olduktan sonra kendi beldesine gitmeyip, Kayseri’de kalmayı tercih etmişti. On yılı aşkın bir süre önce bir sabah Bünyamin hanemize getirmişti kendisini ve mütevazi bir kahvaltı sofrasında başlamıştı ilk tanışıklığımız.

 

Mehmet Kantar ağabeyin ağzından en fazla dökülen sözcüklerden biri de tefekkürdü. Tefekkürü de kendi ortamında yani doğada yapmayı çok seviyordu. Bu yüzden tabiatta seyr ü seferler, dağ yürüyüşleri, gökte yıldız şöleninin iyi izlendiği yaz akşamlarında gökyüzünü seyretmek en önemli tutkularıydı; tabi birinci tutkusu olan Kur’an okumalarından sonra. En fazla da sonbahar mevsimini seviyordu. Güz renklerine doyamıyordu.

 

Mehmet ağabey Kur’an üzerinde durmadan çalışmalar yapıyordu. Bilhassa Kur’an’daki dualara ayrı bir önem atfediyordu. Bazı çalışmalarını kitap formatında ciltlettiğini biliyorum. Arapça üzerinde de epeyce mesai yaptı.

 

Ağabeyimiz geride, damatların ve gelininin de dahil olduğu, birbirinden hayırlı dokuz evlat ve altı torun bırakarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Cenazesi Kayseri içinden ve dışından pek çok Müslümanı bir araya getirdi, günübirlik bir ümmet toplantısı yapıldı adeta. Vasiyeti üzere, cenaze namazını ve defin işini sevdiği mümin kardeşleri yerine getirerek, geldiği toprağa tevdi edildi. Allah rahmet ve mağfiret eylesin. Rabbimiz onu, rasulleriyle vaat ettiği mükafatlara kavuştursun.

 

Mehmet ağabey tedavi maksadıyla Kayseri’den Ankara’ya giderken telefonda görüşmüştük, şifalar dilemiştim kendisine. Yoğun bakımda kaldığı günlerde, iyileşince bakar umuduyla şu kısa mesajı yazmıştım kendisine:

 

“Selamun aleykum Mehmet abi

 

Biliyorum bu mektubumu okuyamayacaksın ama iyileşince okursun inşaallah. Seni özledik. Cenabı Allah tez vakitte sana şifalar verir umarım da, yine birlikte kaldığımız yerden devam ederiz. Hastalık günleri büyük bir imtihan gerçekten. Allah seni ve tüm müminleri bu imtihandan hayırla çıkarsın. Allah’a emanetsin abi, Rahman ve rahim Allah’a.” 24 Kasım 2021.

 

(Mehmed Durmuş/Venhar)

Google+ WhatsApp