“Maskeyi yıkayıp takan doktor” yalanı!

“Maskeyi yıkayıp takan doktor” yalanı!


Gezi isyanında bir avuç kapitalistin, “Faizler yükselecek” beklentisi ile ellerini ovuşturarak insanları sokağa nasıl ittiklerini gördük.

Polise direnen gezicilerin yaralanması halinde, hastaneye bile gitmeden, hemen olay mahallinde acil tedavisinin yapılıp, ardından sokak hareketlerine devam etmesi için yapılanları hatırlayın..

Marketlerden kamyonlar dolusu gıdalar paketler halinde sokaktaki insanlara, sanki bir işyerinde çalışanlara kumanya dağıtılıyormuşçasına nasıl disiplinli aktarımlar yapılıyordu..

Sokak başlarına revir çadırları kurulmuştu.

Koç’un Divan otelinin altındaki İspark’a bağlı otorparkta yüzlerce sedye, yüzlerce kutu ilaç bulunmuştu..

Hastanelerden adeta hayırlı bir işte yardım kampanyası başlatılmışçasına koli koli serumlar, acil yardımda kullanılacak ilaçlar kimi zaman yöneticiler tarafından gönüllü olarak, kimi zaman çalınarak sokaklara taşınmıştı.

Özel amaçlı maskeler..

Madencilerin kullandıkları ekipmanlar..

İnşaatçıların kullandıkları kasklar bedava dağıtıldı..

Barolar, ücretsiz avukatlık hizmeti için seferber oldular..

24 saat hizmetinizdeyiz, gözaltına alınanları savunmak için varız” dediler.

Eczacılar Odası, “Sınırlı sayıdaki nöbetçi eczane uygulamamızı genişletiyoruz” müjdesi ile karşımıza çıktılar..

“Sokakta tedavi olmaz. Bu hem tehlikeli, hem de kanunlara aykırı” dediğimizde, “sokaklardaki revirleri engelleyerek, sokaktaki insanların sağlık yardımına ulaşmasını engellemek cinayettir” diye karşımıza çıkan Tabip Odaları oldu..

Mühendisler Odası “Bize ne düşüyorsa, biz buradayız” açıklaması ile sokaktaki gezicilere destek verdiler..

İşadamları “Çapulcuyum” afişlerini göğüslerine yazıp, gezicilere verdikleri destek amaçlı yardımları açıkladılar..

Toraks derneği çıkıp açıklama yaptı:

“Polisin sıktığı gaz, kanser yapar. Öldürücüdür.”

Şimdi geldik..

Gerçekten birlik içinde mücadele etmemiz gereken, sağlığımızı tümü ile tehlikeye atan bir salgın sırasında yaşadıklarımıza..

Affedersiniz, gezi isyanı sırasında 24 saat boyunca dakika dakika açıklamalar yapan, halkı sokakta tutmaya çalışan, onlara her türlü desteği vereceğini deklare eden şu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından bir rahatlatıcı açıklama duydunuz mu?

Barolardan, “Bu belayı başımıza saran Çin devletine karşı gerekli hukuki mücadeleyi başlatacağız.. Her ölen vatandaşımız için, ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat davalarını açmak üzere seferber oluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu salgın ile mücadelede yaptığı tüm harcamaların tazmin edilmesi için, Çin devletine, onun ötesinde gerekli tedbirleri almayan Batılı ülkelere açılacak davaların hazırlığını sürdürüyoruz” açıklaması duydunuz mu?

Eczacılar Odası’ndan, halkı bilgilendiren bir açıklama, maskeler konusunda aydınlatıcı bir açıklama, nöbetçi eczaneler konusunda halka güven veren bir açıklama duydunuz mu?

Tabipler Birliği’nden, “Açıklayın, açıklayın. Kimler hasta, il, yaş, cinsiyet bilgilerini verin” dayatmasından başka, “doktorlarımız maske bulamıyor. Yeterli önlük yok, sağlık çalışanlarımızın can güvenlikleri yok. Çocukları okuyan sağlık çalışanlarımız ücretli izinli sayılsınlar” türünden açıklamalar dışında, bir açıklama duydunuz mu?

Mühendisler Odası’ndan, “Ne gerekiyorsa, üzerimize ne düşüyorsa onu yapmaya hazırız. Acilen yapılması gereken prefabrik yapılarda tek odalı yapılar isteniyorsa, hemen şu kadar saatte şu kadar bin hastaya hizmet edecek olanı yapabiliriz. Biz hazırlıklıyız. Yeter ki bizden görev istensin” açıklaması duydunuz mu?

Gezi isyanında hepsi sokakta olan..

Göstericilere bedava maske dağıtarak, polisin sıktığı biber gazından korumaya çalışanları, kamyonlarla meydanlarda yiyecek-içecek dağıtan, maddi zenginliğini bir hayır yapıyormuş gibi göstericilere aktaranları, şimdi ortalıkta görüyor musunuz?

İşadamlarının, “Ne kadar maske gerekiyorsa, ben fabrikamda yapmaya hazırım. Devletten para da istemiyorum” diyenini duydunuz mu?

Koli koli ilaçları otoparklara servis edenlerden, “Ecza depomuzdan istenilen ilacı, istendiği an vermeye hazırız. Depomuzdaki ilaç listesi şudur. Devletimizin emrindeyiz” açıklaması yapanını duydunuz mu?

Gezi isyanında göstericilere lojistik destek verenlerden, şimdiki tüm halkımızı ilgilendiren son salgında herhangi bir lojistik destek beyanatı duydunuz mu?

Bunları da bırakın..

“Gölge etmesinler, başka ihsan istemeyiz” bakış açısı ile söylemek zorundayım..

Televizyon ekranlarına çıkıp, koronavirüs ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ameliyatlarda giyilen önlük ve diğer ekipmanları göstererek, “Bunların eksikliği had safhada. Sağlıkçılar tehlike altında. Bunlardan bir gün için sadece bir tane veriliyor, ikincisi yok” şeklindeki ihanet dolu açıklamaları izlemek zorunda kalıyoruz..

“Ölümler gizleniyor. Tam olarak açıklanmıyor. Şeffaf olmamız gerekir” açıklamaları eşliğinde, devleti, siyasi iktidarı suçlayanları görüyoruz..

Ve son olarak da..

Dün hayret ettiğim bir açıklamayı gördüm.

Tele1 televizyonu imiş..

Tuluhan Tekelioğlu diye birisi sunuyormuş..

Türk Toraks Derneği Başkanı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Osman Elbek konuşturulmuş..

Osman bey, ne dese beğenirsiniz..

Birebir, söylediği şu:

“Hekim arkadaşlarım bana ulaştılar, ‘maskemi çamaşır makinesinde yıkayıp tekrar kullanıyorum’ dediler..”

Vicdansızlığa bakın.

Yalana, iftiraya bakın..

Gezi olayları sırasında, sokaklarda bedava dağıtılan maskeleri, şimdi “çamaşır makinesinde yıkayıp, tekrar kullanmak zorunda kalıyoruz” yalanı ile “kim olduğu, adının ne olduğu, hangi hastanede görevli olduğu” belirtilmeksizin ortaya atılan canlı bomba niteliğindeki kaos oluşturma amaçlı söylemlere bakınız..

Bakan açıklıyor..

Değişik yetkililer açıklıyor..

Milli Eğitim Bakanı, “Meslek liselerimizde 2 milyon maske ürettik, hemen verebiliriz” diyor..

Ama utanmazlar durmuyor.

Hemen kıvırıp, bir başka söylemle yalanlarına devam ediyorlar: “Biz o maskeyi dememiştik.”

Böyle bir durumda ne diyelim?

Allah, bu milletin yardımcısı olsun.

Bu niyeti bozukların şerrinden, bizleri emin kılsın. Amin.

Google+ WhatsApp