“Maske yok”tan geldik şimdi “evde oturup maaş alalım”a!

“Maske yok”tan geldik şimdi “evde oturup maaş alalım”a!


 

Koronavirüs tanılarının yapıldığı ilk günlerde, “Yeterli maske yok, sağlık çalışanları ceplerindeki para ile aldıkları maske ile çalışıyorlar” algısı oluşturuyorlardı..

 

Gerek maske ve gerekse diğer tüm malzemeler için, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, net tavrını açıkladı:

 

“Her yere yeterince verildi. Yine de aksaklık olan yer varsa, bize mutlaka ulaşın”..

 

İyiniyetli bir cevap.

 

Aslında verilmesi gereken cevap şu idi:

 

“Maske yok diye algı çalışması yapıp da, hangi hastanede, hangi sağlık ocağında yeterli maske olmadığını söyleyemeyen kim var ise, ...”

 

Gerisini siz doldurun..

 

Öyle ya..

 

Sağlık Bakanı, “biz elimizdeki listeye göre her yere dağıttık” dedikten sonra..

 

Bir de bunun üstüne, “Belki aksaklık olan bir yer var ise, bize somut olarak yerin ismini söylerseniz, hemen müdahil oluruz” dedikten sonra..

 

“Şu ilimizdeki, şu hastanenin, şu birimi”..

 

Veya..

 

“Şu ilimizin, şu ilçesinin, şu sağlık ocağı..”

 

Denilmeden.

 

Adres verilmeden..

 

“Sağlık çalışanlarımızın yeterince maskesi yok” derseniz..

 

Siz, iddianız doğru ise.. Eksiği olan yerin ihtiyacını gidermek için değil..

 

Yani üzüm yemek için değil.. Bağcıyı dövmek için konuşuyorsunuz demektir..

 

Fahrettin Koca’nın dili, gerektiğinden fazla nazik, gerektiğinden fazla yumuşak..

 

Ama yine de, son günlerde “maske yok” söylemini artık duymuyoruz..

 

Şimdi hangi söylemi geliştiriyorlar?

 

“Bunlar nasıl Tıp Fakültesi’ni bitirmişler” diyeceğiniz, akla ziyan talepler.. Akla ziyan şikayetler..

 

Mesela?

 

Mesela şu..

 

Tabipler Odası’nın açıklamasında var: “Sokağa çıkması yasak olan 65 yaş üstü hekimler göreve ve nöbete çağrılabilmektedir.”

 

Sağlık Bakanı’nın nezaketini bırakıp, tepeden aşağıya hakaret dolu ifadelerle bağırasım geliyor:

 

“Ulan ... Bilmiyor musunuz, sağlık çalışanları için, sokağa çıkma yasağı yok!”

 

Bilmiyor olmaları mümkün değil..

 

Biliyorlar..

 

Ama, yalanlarından, iftiralarından dolayı bugüne kadar hesap vermemişler..

 

Meydanı boş bulmuşlar..

 

Saldırıya devam ediyorlar..

 

Daha başka hangi saçma talepleri dillendiriyorlar:

 

“İstifa etmek isteyen veya kronik hastalığı bulunan hekimlerin istifaları kabul edilmemektedir.”

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün ilan ettiği bir pandemi sırasında..

 

Sanki hiçbir şey olmamış, havalar günlük güneşlik.. Her şey, dört dörtlük yolunda imiş gibi..

 

Tabipler Odası’nın şikayetine bakın..

 

Kronik hastalığı olanların durumunu anlarım da.

 

Onların böylesi kolay bulaşabilecek bir hastalığın yaygınlaştığı dönemde çalışmamaları için gerekli raporu verecek olanlar da, zaten meslektaşları olduğu için, kendi aralarında bu sorunu çözmelerini kendilerine hatırlatırım da..

 

Böyle bir dönemde, hiçbir mazereti olmaksızın, “Canım istifa etmek istiyor” diyen doktorların istifalarının kabul edilmediğini söylemek, Tabipler Odası’na mı düşer?

 

Böylesi bir doktorun varlığından utanması gereken Tabipler Odası, bunu bir de, hangi yüzle ifşa eder?

 

Böyle bir doktorun bilgisine ulaştılar ise, “Hakkında derhal disiplin soruşturması başlattık” diye açıklama yapmaları gerekirken, bir de bu talebi haklı gibi gösteren, açıklama mı yapılır?

 

Yine Tabipler Odası’nın açıklamasından aktarıyorum:

 

“Bir özel hastaneden ayrılarak bir başka özel hastane ya da tıp merkezine başlayacak hekimlerin ayrılışları yapılmamaktadır.”

 

Bu şikayeti açıklamasına koyan oda, hemen iki paragraf altta, bakın bir başka şikayeti daha nasıl dillendirmiş:

 

“Birçok özel hastanede hekimler işten çıkarılmakta ya da periyodik olarak ücretsiz izne gönderilmektedir.”

 

Birbiri ile çelişen, birbiri ile uyumsuz şikayetler; sırf kafa karıştırmak için, meslek kuruluşu açıklaması adı altında, halkı karamsarlığa itmesi için empoze edilmeye çalışılıyor..

 

 Hem “başka hastaneye gitmek isteyene izin verilmiyor” denilip..

 

Hem de..

 

“Doktorlar işten çıkarılıyor, ücretsiz izne ayrılmak zorunda bırakılıyor” nasıl dersiniz?

 

Yoksa siz şunu mu söylüyorsunuz:

 

“Bazı branşlarda özel hastaneler fırsatçılık yaparak, doktor transferi yapmaya çalışıyor, Rantı daha fazla toplamak için. Biz de bunun önünü açmak istiyoruz!”

 

El insaf derim..

 

Siz “Tabipler Odası” mısınız? Yoksa “fırsatçılığın sözcüsü” müsünüz?

 

Daha birçok mantıksız şikayet ve talebi var, Tabipler Odası’nın.

 

Şunu da aktarayım, işi nereye götürmüşler, görün:

 

“-Özel sağlık kuruluşlarında çalışan gebe veya anne hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ücretli izin alabilmesi sağlanmalıdır.”

 

Gebeleri anladım.. Küçük çocuğu olanları da anlarım. Olabilir, olmalıdır.. Peki yaş sınırı koymaksızın, “anne” ifadesi ile tüm doktor ve sağlık çalışanlarının,  hem de “ücretli” olarak izne ayrılması, hangi kafanın ürünüdür?

Google+ WhatsApp