Masanın üstünde...

Masanın üstünde...


Masanın üstünde...

 

 

En çok merak ediliyor, doğrudur, ilki; Oval Ofis’te yanında Jared Kushner olduğu halde Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı kabul eden ABD Başkanı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hangi mesajları aldığı ve Ankara’ya hangi mesajları gönderdiği...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


İkincisi, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Şam’da Esad ile ‘uzun uzun’ görüşmeden sonra Ankara’ya gelip, konuşulanları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktarması. ‘Aktarma’ yanlış, “rapor etme” diyorlar.

Bu seviye temaslarda diğer ülke dışişleri bakanının, ülke liderine “rapor etmesi” nadirdir...

***

Ertesi gün Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın’ın, Zarif ziyareti ve Esad rejimi ile ilgili, “Arabuluculuk arayışımız, rejimle temasımız, diyaloğumuz söz konusu değil. Oraya dönük bir mesaj iletmemiz gerektiğinde bunu zaten İran ve Rusya üzerinden yapmaktayız“ açıklamaları, Türkiye’nin bu temasların hem Washington hem de Moskova tarafından doğru anlaşılması arzusu taşıdığını gösteriyor...

Çünkü Türkiye bölgede sadece ABD ile rekabet yaşamıyor. Yeni İsrail-Rusya-ABD ilişkilerini takip etmesi gerektiğini de biliyor.

Aynı zamanda bu ziyaret Tahran’ın “bir teklif”le geldiğini de düşündürmeli!..

Zarif: “Türkiye; ekonomi, güvenlik, siyaset ve bölgesel konularda İran ile işbirliğinden yanadır. Türkiye ile son yıllardaki ilişkilerimizin bir benzerine önceki 30 yılda sahip olmamıştık“...

Tahran’ın tarif ettiği ilişki, ABD, Suriye ve tercihli ticaret gibi ekonomik üç ayağa basıyor. Özü bu. Hepsi tek kalemde toplanabilir; İsrail!..

Oval Ofis’te Suriye konusunda getirilen-götürülen mesajlarla Zarif-Esad görüşmesi arasında bağ olduğunu sezmek lazım. Refleks senkronlar ilginç bulunmalıdır...

***

Artık ezbere bildiğimiz, Suriye-Irak-İran-Pakistan-Afganistan çizgisi dışında bölgede yaşanan başka hareketlenmelerin de yeni “bileşik krizler, çekim alanları” yaratacağı bilinmeli...

Libya tam bir kaos. Bölge ülkeleri ve hatta Akdeniz’in karşı yakasındaki ülkelerin, iç güç odaklarındaki tercihleri ve destekleri farklı. Daha sürer.

Cezayir’de 20 yıllık iktidarın değişmesi sorun oldu, kalanların savaşı sürüyor. Sudan keza; askeri darbe oldu, 30 yıllık yönetim devrildi. Askerin gitmesi ve yönetimdeki tortuların ayıklanması isteniyor.

İran’ın bölgedeki “istenmezlik” hali Tel Aviv tarafından ABD ve Rusya teşvik edilerek yükseliyor. İsrail seçimlerinin Netanyahu’ya yeniden yol vermesi, bu sürecin daha motive olmasını sağlayacak ve hem Suriye hem İran dosyalarına yeni sayfalar eklenecek. Bu da İran yönetiminin bölgede daraltılması anlamına geliyor ki, İran Devrim Muhafızları’nın yani ordusunun terör örgütü ilan edilmesi zaten oydu...

Bu İran’a karşı hem siyasi hem ekonomik kelepçelerin daha sıkılacağı anlamına geliyor.

Nefes darlığını şöyle de anlatabiliriz; anımsanacağı gibi daha bir ay önce Esad Tahran’a gitmiş, Cevad Zarif’in dışlandığı görüntüsü veren bir buluşmada dini lider Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani ile görüşmüş, bu zirve Tahran’da siyasi krize yol açmış, sonunda Zarif istifa etmişti...

Şimdi Zarif Şam’a gitti!

***

Başa dönersek...

Washington-Şam toplantılarının içeriği ortak.

Net, İran asimetrik bir adım atarak çıkış arıyor. Türkiye’nin de belli ki son gelişmeler konusunda güvensizlikleri var. S-400 ve F-35 gibi tatsız kokuların geldiği başlıkları saymıyoruz bile.

Diplomasi de asimetrik hareketin Türkçesi ya masa devirmektir ya masaya yeni oyuncu sürmektir...

***

21-22 Nisan yani bugünden başlayarak Pakistan Başbakanı İmran Han, İran’a bir ziyaret gerçekleştirecek. Bölge politikaları üzerinde önemli etkisi olacak bir olaydır!

İran-Pakistan ilişkileri uzun süre problemli oldu. İslamabad’ın Amerikan yanlısı politikaları ve Suudi Arabistan’la ilişkileri, Tahran yönetimlerini hep rahatsız etti. İran’ın Hindistan ile yakınlığı da Pakistan’ı huzursuz etti.

Zamanla oluşmuş pek çok yara var iki ülke ilişkilerinde. Ancak bu adım birbirlerini algılamalarında farklılık olduğunu gösteriyor. Yeni de değil; Kasım 2017’de Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın İran’a yaptığı ziyareti çıkış noktasıdır.

Çok detayı var, fazlasını yazmak iyi değil, ancak şunu hatırlatayım, yine Şubat ayında İran’ın Sistan-Belucistan bölgesinde İran devrim muhafızlarına yönelik saldırı olmuş, 27 asker hayatını kaybetmiş, İran Pakistan’ı suçlamış, “tehdit etmeyeceğim”li tehdit sözleri Kasım Süleymani’nin ağzından duyurulmuştu!..

Bir ay sonunda gelinen bu nokta ilginç değil mi!

Bu nasıl sağlandı?..

***

İran-Pakistan yakınlaşması nasıl sonuçlanır izleyeceğiz ama bunun Afganistan, Hindistan ve Türkiye üzerinde etkileri olacaktır. (Tabii Pakistan içinden tuzaklar da gelebilir.) Öte yandan haritanın bir ülkesini haylidir unuttuk; Irak!..

“PKK’nın Irak’taki faaliyetlerine son verilmesi konusunda Bağdat yönetimi ile Türkiye arasında sürdürülen görüşmelerde olumlu sonuç elde edildi. İki ülke arasında, ‘terörle mücadele’ kapsamında PKK’nın Irak topraklarından atılması konusunda anlaşma imzalandığı ileri sürüldü”... (18/04, Milliyet.)

İlginç...

Bakalım, Ramazan bittikten sonra açıklanacak 100 yılın planına karşı kaç bin yıllık planlar çıkacak...

yeni şafak

Google+ WhatsApp