Marilyn Monroe’nun var da, M. Kemal’in niye yok?

Marilyn Monroe’nun var da, M. Kemal’in niye yok?


Marilyn Monroe’nun var da, M. Kemal’in niye yok?

 

 

Gerçi bugün saat 9’u 5 geçe, artık M. Kemal’in de olacakmış..

Yılmaz Özdil’in sayesinde, bir prestij kitabı..

Kendisi şöyle tanıtıyor:

“Otomobil efsanesi Ferrari’nin kitabı var, 30 bin lira.. Moda ikonu Valentino’nun hayatını anlatan kitap var, 12 bin lira.. Marilyn Monroe’yu anlatan kitap var, 6 bin lira..”

Sonra da, “Batan geminin malları bunlar” dercesine..

M. Kemal’e de hakaret edercesine..

“Fiyatı 2 bin 500 lira olacak” diyor..

Yani, Ferrari’nin kitabının 12’de biri..

Valentino’nun beşte biri..

Marilyn Monroe’nun yarı fiyatına..

İnsanda birazcık utanma olur..

Adamın; övdüğünü iddia ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı hakkında, şu yazdıklarına bak..

M. Kemal’i kıyasladığı ve onlardan daha değersiz gibi yaptığı şu gösterime bak..

İnsanların aklı ile alay ediyor..

“Bu koleksiyon kitabı, elektrik faturası değil. Doğalgaz faturası değil. Ödemek zorunda değilsin. Almaya mecbur değilsin” diyor..

Ne güzel işte..

Elektriği, aydınlanıp ödüyoruz..

Doğalgazı; ısınıp ödüyoruz..

Ama istismara konu edilen M. Kemal adına yazılan kitabı ne yapıp da 2,500 TL’yi ödeyeceğiz?

Sakın, “M. Kemal her gün kuru fasulye yerdi. Onu öğrenmiş olacaksın”demeyin..

Hem M. Kemal’e günaşırı kuru fasulye yedirecekler..

Hem de faturasını, bize mi ödetecekler?

Almaya mecbur değilmişiz..

“M. Kemal’in kitabı satılamadı” dedirtmemek için, CHP’li belediyelerin, kamu kasasından kaç tane alacağını, liste açıklanırsa öğreniriz..

Ama asgari ücretin net 2.020 TL olduğu bir ülkede, 2.500 TL verip, böyle bir kitabı alacak kamu kurumlarının takipçisi olacağımızı da hatırlatalım..

Bunun için de..

Yılmaz Özdil’e bir çağrı yapalım..

Bahsettiğin o çok şanslı 1881 kişiyi açıkla da, halk da bilsin..

"1882’ncisi yok" dediğin listeyi yayınla da görelim..

Bakalım hangi patronlar alıyor..

Görelim, hangi belediyeler para veriyor..

**

İşin skandal bir tarafı da şu..

Eseri gören yok..

Yılmaz Özdil’in anlatımına göre, İsveç’ten Munken Pure kâğıt getirilmiş..

Almanya’dan Gmund Color glatt kâğıt getirilmiş.

Nerede ne kullanıldığı belli değil ama..

Özel renklendirilmiş deri kullanılmış..

Sosyal medyada tekrarlanan bir tosuncuk benzetmesi var..

Çiftlikbank mucidi Mehmet Aydın da..

Yaklaşık bir yıl önce..

“Bakın, internet sitemizin şu linkine basınca, ordan parasını verip, istediğiniz kadar tavuk alabiliyorsunuz. Sonra o tavuklar yumurtluyor, siz  kartonlar dolusu yumurta sahibi oluyorsunuz. Sonra isterseniz, yumurtaları satıyorsunuz.. Yerine inek alabiliyorsunuz. Onun sütü sağıldıkça, kazan kazan süt sahibi oluyorsunuz” anlatımı ile saf vatandaşın 3 milyar lirasını uçurmuştu..

Şimdi hortumcuların kralı Cem Uzan’ın işçisi Yılmaz Özdil, Çiftlik Bank’çı Mehmet Aydın’dan geri kalır mı?..

O da anlatıyor ha anlatıyor.

Ne de olsa patronu, 17 milyar doları, yani bugünün TL’si ile 90 milyar lirayı cebellezi yapan bir adam..

O da, “10 senedir buna çalışıyordum” diyerek, patronunun izinden gittiğini gösterdi..

Şahsen ben, Çiftlikbank olayından sonra, yakın tarihte benzer bir vaka yaşamayız diye düşünmüştüm..

Yanılmışım..

Hem de, beni yanıltacak adam..

Yani Yılmaz Özdil..

İşaret fişeğini de önceden vermiş zaten..

“50 liraya inek sattı adam, insanları 1 milyar tokatladı gitti. Ben aslında Tosunu takdir ediyorum. 35 yıllık gazeteciliğimde benim geldiğim nokta Tosuna 1 milyar dolar para verebilecek insan varsa. Bunların parasını almak sevaptır. Almazsan günah olur. Adam özetle ‘ben kerizim’ diyor. Tosun da o zaman ben alayım o paraları demiş.”

Ne diyor, bidon kafa?

“Bunların parasını almak sevaptır”..

Bugün saat 9’u 5 geçe yapacağı da, işte bu..

**

“Yok canım, Yılmaz iyi çocuktur, yapmaz öyle şeyler” diyenlere soralım..

Dünkü yazısından alıntılıyorum..

“Elbette çalışmamızın karşılığında gelir elde edeceğiz ama, henüz ne benim, ne Haluk Hepkon’un cebine tek kuruş girmedi.”

Adamın patronları bile, hep bas bas bağırıyorlar..

Eskisi “Uzan” diyor..

Uzanıp götürüyor..

Şimdiki “Hepkon” diyor... Hep konup götürüyor..

Ama..

Yanlış anlamayın..

“Şu ana kadar tek kuruş para ceplerine girmemiş”..

Eeee?

1.5 milyon satıldığını iddia ettiğiniz o kitaplar, bedavaya mı gitti yani?

Yılmaz Özdil’in anlatımı ile kendisinin tezgahını yorumlayacak olursak:

“2.500 TL’ye, bir tek alıcısının bile görmediği kitabı sattı adam.. Aslında Yılmaz Özdil’i takdir ediyorum..” diye başlayıp devam edeceğim ama..

Gerisi, hem vatandaşa hakaret.. 

Hem de dini kavramları itibarsızlaştırma operasyonu..

Sevapmış.. 

"O enayilerin parası alınmazsa esas yanlış o" imiş..

“Her esprinin altında, bir gerçek yatar” der eskiler....

Yılmaz Özdil’in de aklının bir köşesinde, bu plan yatıyor olmalı ki..

Bu sözleri, espri adı altında da olsa, söyleyivermiş..

Kendisini elevermiş.. 

**

Bir cümlesini daha aktarayım da..

Nasıl bir sömürü ile karşı karşıya olduğumuzu anlayın:

“Aslında bu kitabı, satın almak isteyenler için üretmedik. Mustafa Kemal için ürettik.”

Yani şu mu?

Vatandaş 2.500 TL’yi verip alacak..

Parası Yılmaz Özdil ile Haluk Hepkon’un cebine girecek..

Ama..

Aslında bu, Anıtkabir’de yatan, artık bizi duymayan, görmeyen M. Kemal’e yarayacak.

Bu söylem, en başta M Kemal’in felsefesine aykırıdır..

Ama olsun..

Bulmuşlar yolunacak kaz..

Görevi ifa ediyorlar..

**

Bu oyunu bozmak için, benim bir çağrım var..

Herkes, saat 9 dedi mi..

Girsinler, şu uyanığın verdiği internet sitesine..

Yok yok..

Kitabı almak için değil..

Uyanığın sitesini çökertmek için..

“Telefonlarım kitlendi, sistem çöktü” diye, bundan da nemalanacaktır bu adam ama..

En azından..

Bu milletin uyandığını tilkilere göstermek gerek..

10 yıldır bu iş için plan yaptığına göre.. Eminim, yine götürecektir o parayı..

Bari biraz uğraşsın, Cem Uzan’ın çırağı...

 

yeni akit

Google+ WhatsApp