“Madem öyle, işte böyle” denmeli, aynı karar verilmeli!

“Madem öyle, işte böyle” denmeli, aynı karar verilmeli!


Enis Berberoğlu’nun, yurtdışında kaçak yaşayan Can Dündar’a MİT tırları ile ilgili tahrif edilmiş görüntüleri servis edip etmediği noktasında, aylardır tartışıyoruz.

 

Bu tartışma ekseninde, siyasilerin birbirleri ile kavgası bir yana..

 

Mahkemeler bile birbiri ile kavgaya tutuştu..

 

Mahkemeler ile yasama organı kavgaya tutuştu..

 

Yürütme ile yüksek mahkeme kavgaya tutuştu..

 

Yüksek mahkemeler, birbirleri ile kavgaya tutuştu.

 

Hani desek ki, “Kavga etmedik kimse kalmadı.” 

 

Pek de yanlış olmaz..

 

Süreç içinde neler olmuştu, kısaca özetleyelim..

 

En başta TBMM’nin yaptığı bir anayasa değişikliği gereği, Enis Berberoğlu’nun dokunulmazlığı kaldırılmış ve yargılanmasına imkan sağlanmıştı..

 

TBMM tavrını net olarak koyuyor.. “Bu üyemiz, yargılanmalı” diyor..

 

Bunu bir kenara not edelim.

 

Sonrasında yerel mahkeme, Can Dündar ile Enis Berberoğlu ikilisinin MİT Tırları özelindeki yardımlaşmalı suçunu yargılayıp, mahkumiyet kararı veriyor.

 

Ancak yerel mahkemenin bu kararını, İstinaf dairesi beğenmiyor, cezayı büyük oranda indirip, mahkumiyet kararı veriyor..

 

Alın size kavga. Yerel mahkeme 25 yıl, İstinaf 5 yıl cezayı uygun buluyor.

 

Evet, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, İstinaf’ın kararına dokunmadı onayladı..

 

Hatta TBMM de, bu onama kararı gereği gerekli prosedürü tamamlayıp, Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğini düşürdü..

 

Ancak, kavga bir daha başladı..

 

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay’ın onama kararını beğenmedi, bu karar gereği TBMM’nin milletvekilliğini düşürmesini beğenmedi, ihlal kararı verdi..

 

Yani Anayasa Mahkemesi, bir karar ile, hem kendisi gibi yüksek mahkeme olan Yargıtay’ı karşısına aldı, hem de TBMM’yi..

 

İhlal kararı sonrası ne olacağı tartışması başladı.. 

 

Dosya yerel mahkemeye geldi.

 

Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin kararını beğenmedi.. 

 

“Ben buna uymam” dedi..

 

O yerel mahkemenin üst mahkemesi, “uymama” kararını doğru buldu..

 

Yerel mahkemeler ile, Anayasa Mahkemesi karşı karşıya gelmiş oldu.

 

Anayasa Mahkemesi’nin başkanı açıklamalar yaptı. 

 

Siyasetçiler açıklama yaptı.

 

Sanki ortada, esas açısından incelenip, beraat etmesi gereken birisinin mahkumiyeti sözkonusu olmuş gibi, yaygara koparıldı..

 

Gelişmeleri sıralamaya devam edelim.

 

 Sonrasında Enis Berberoğlu bir daha Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunup, 14 ve 15. ağır ceza mahkemelerinin “yeniden yargılanma yapılmaması”na yönelik kararı için de ihlal kararı verdirdi..

 

14. Ağır Ceza, bu sefer “tamam, peki” dedi..

 

“Yeniden yargılama kararı” verdi.

 

TBMM de, “madem mahkumiyet ortadan kalktı, o halde milletvekilliğinin düşürülmesi kararı da ortadan kalktı” dedi.

 

Böylece Enis Berberoğlu tekrar milletvekili oldu..

 

İşe bakın siz..

 

Savcılığın suç şüphesini güçlü bulup fezleke hazırladığı. TBMM’nin dokunulmazlığını kaldırdığı.. Yerel mahkemenin işin esasına girip, suçlu bulduğu. İstinaf’ın işin esasına girip suçlu bulduğu.. Yargıtay’ın işin esasına girip suçlu bulduğu. 

 

“Prosedürde eksiklik yok” diyerek TBMM’nin milletvekilliğini düşürdüğü Enis Berberoğlu..

 

Anayasa Mahkemesi’nin, işin esasına girmeden, “süreçte usuli yanlış var” diyerek verdiği karar gereği, tekrar milletvekililğine döndü.. Mahkumiyeti de ortadan kalktı.

 

Enis Berberoğlu beraat mı etmiş oldu?

 

Hayır.

 

Suçsuzluğu mu ortaya çıktı?

 

Hayır..

 

Peki şimdi yapılacak ne?

 

Yerel mahkemeyi, İstinaf ile. 

 

Yargıtay’ı, Anayasa Mahkemesi ile.. 

 

Yerel mahkemeyi Anayasa Mahkemesi ile. 

 

Anayasa Mahkemesi’ni, TBMM ile kavga ettiren bu dosyada..

 

Yapılması gereken şu:

 

Hiç geciktirmeksizin..

 

AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin öncülüğünde..

 

Adalet Bakanlığı’na yollanan fezlekenin TBMM’ye gelmesi sağlanıp, Enis Berberoğlu’nun dokunulmazlığının, bu sefer Anayasa Mahkemesi’nin de itiraz etmeyeceği şekilde kaldırılması..

 

Bizim de, bu süreçte kimlerin kimlerle birlikte olduğunu görmemiz..

 

Mesela..

 

İyi Partilileri bu süreçte görmeliyiz. 

 

Bakalım, FETÖ’nün iddiaları ile yayın yapan Can Dündar ve ona tahrif edilmiş görüntüleri taşıyan Enis Berberoğlu’ndan yana mı tavır alacaklar, yoksa devletten yana mı?

 

Saadet Partili milletvekilini görelim..

 

Hani “ittifakımız sadece 2018’deki seçime yönelikti” diyorlar ya.

 

Bakalım CHP ile ittifakları sadece 2018 seçimine mi yönelikti, yoksa 2019 mahalli seçimlerini de kapsıyor muydu, hatta “hâlâ sürüyor” mu, görelim..

 

MHP’den ayrılan şimdi DP’de olan milletvekilini görelim, bakalım ne oy kullanacak?..

 

Aslında, Enis Berberoğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması için, AK Parti ile MHP’nin oyları yetiyor..

 

Kaldırılsın dokunulmazlık..

 

Yeniden yargılansın, Enis Berberoğlu..

 

Yerel mahkeme mahkumiyet vermişti. Yine verecektir, cezayı..

 

İstinaf “Suçlu” demişti.

 

Yine “Suçlu” diyecektir..

 

Yargıtay, onama kararı verip, “Ceza doğru” demişti. Yine aynısını diyecektir..

 

Çünkü onların esas açısından verdikleri kararı ortadan kaldıracak bir gerekçe henüz ortada yok.

 

Sonrasında, Enis bey tekrar Anayasa Mahkemesi’ne gidecek..

 

O zaman bakalım, işin esası hakkında, Anayasa Mahkemesi ne diyecek?

 

Yok öyle, usuli eksiklikler sebebi ile, vatana ihanet ile eşdeğer çok önemli suçlamalardaki hukuka aykırılıkların üstünün örtülmesi..

 

Yok öyle, başarılı olsalardı, sonuçta meşru hükümeti devirmek için yola çıkanların fiillerinin masumlaştırılması..

 

Bu ülkede, FETÖ’nün kurduğu tezgah ile  meşru hükümet devrilmeye çalışıldı..

 

Herkes 17-25 Aralık ve sonrasındaki MİT Tırları olayında FETÖ’ye cephe alsa idi.

 

15 Temmuz darbe girişimine soyunamazlardı..

 

Dolayısı ile, görelim bakalım, Anayasa Mahkemesi, “Enis Berberoğlu’nun eyleminde bir suç yok” diyebilecek mi?

 

Bu kadar kavganın sonunda, işin esası hakkında, Anayasa Mahkemesi bakalım ne diyecek?

 

Yargıtay’ın kararı, bakalım yanlış mıymış..

 

TBMM haksız bir işlem mi yapmış?

 

Hepsini izleyip, görelim..

 

Enis Berberoğlu’nun, usuli açıdan aldığı lehteki kararı, beraat gibi takdim edenlerin, yeni kararda nasıl tavır takınacaklarını görelim.

 

Hodri meydan. Yeniden kaldırın dokunulmazlığı.

 

Görelim, suç var mı, yok mu?

Google+ WhatsApp