Kutsallarımız işgal altında

Kutsallarımız işgal altında


Kutsallarımız işgal altında

 

 

İslam toplumları kapısı penceresi kırılmış virane bir ev haline geldi. Hırsız eve rahatlıkla girebiliyor, bize ait diyebileceğimiz her şeyi işgal ediyor, çocuklarımıza kadınlarımıza istediği gibi zarar verebiliyor. İslam’ın düşmanları kimlik karmaşası içinde yaşayan ve gittikçe yoksullaşan Müslümanları ciddiye dahi almıyor, emirler yağdırıyor, demeçler veriyor bizi okyanuslar ötesinden yönetmeye kalkıyorlar.

Düşünün ülkemizde seçimler oluyor hemen akabinde ABD Dışişleri Sözcüsü, “Özgür ve adil seçimler demokrasinin önemli parçası, buna meşru sonuçların dâhil edilmesi gerekir” diyor ve yön göstermeye çalışıyor. Biz biliyoruz ki bu zevatlar ne zaman özgürlük ve demokrasi kavramından bahsetseler arkasında mutlaka hain bir plan, kurulmuş bir tuzak vardır.

Yurdum insanı seçim tartışmaları ile meşgul olurken, Filistin’de devam eden yangın gittikçe alevleniyor. Adam kalkıyor uluslararası hukuku ve ortaya çıkacak kaosu hesaba katmadan Müslümanların kutsallarından biri olan Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan ediyor. Bu da yetmiyor Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağını açıklıyor ve bunun gecikmiş bir karar olduğunu söylüyor. Bakıyor ki İslam toplumları kayda değer bir tepki gösteremiyor, bu kez cesareti bir kat daha artıyor ve İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki hâkimiyetini tanıdığını ilan ediyor.

 

Hatırlayacağınız üzere çok kısa bir süre önce ABD Başkanı Venezuela’da işbirlikçi bir şahsı ülkenin seçilmiş başkanına rağmen tanıdıklarını açıklamıştı... İşgal, zulüm ve despotizm kokan bu açıklamalar devam ederken adam bir de utanmadan Ortadoğu barış süreci konusundaki kararlılığından, özgürlükten söz ediyor. Ya kardeşim siz karıştırmazsanız, siz gelip işgal etmezseniz zaten toplumlar yaşamlarını barış ve uyum içinde sürdürebilirler, yeter ki siz elinizi Ortadoğu’dan bir çekin.

ABD Başkanı’nın Kudüs ve Golan Tepeleri ile ilgili açıklamaları elbette tesadüfü bir durum değil. Bu açıklama bir asır önce yazılan senaryonun aşama aşama tatbik ve telkin edilme çabasının bir sonucu. Golon Tepeleri’nin Tevrat’ta geçtiğine inanan Siyonistler buraya özel bir kutsallık atfetmekteler. Ayrıca burası hem zengin su kaynaklarına sahip hem de İsrail için stratejik bir öneme haiz. Stratejik önemi nedeniyle Golan Tepeleri geçmişte de İsrail ile Arap ülkeleri arasında krize sebep olmuş 6 gün savaşının akabinde ise İsrail tepeleri işgal ve ilhak etmişti.

Dört tarafı İslam toprakları ile çevrili olan işgalci Siyonistler her dakika bir kaç Filistinliyi katlediyor, evleri yıkıyor, çocukları gençleri kadınları erkekleri öldürüyor. Fakat İslam toplumları yaşanan zulmü kınamakla yetiniyorlar. Unutmayalım ki, bu topraklarda katledilen canların vebali bütün Müslümanların üzerinedir. Unutmayalım ki büyük mahkemede ürettiğimiz mazeretlerin hiçbir geçerliliği olmayacak ve bize yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın hesabı sorulacak.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp