Kuruluş yıldönümünde Demokrat Parti

Kuruluş yıldönümünde Demokrat Parti


Kuruluş yıldönümünde Demokrat Parti

 

 

Türkiye’de ilk milletvekili seçimi, 1876 Anayasa’sı ile gerçekleşti. Osmanlı tahtında Sultan İkinci Abdülhâmid (1876-1909) oturuyordu. 

Milletvekili seçimleri Birinci ve İkinci Meşrutiyet döneminde devam etti. Fakat o dönemde yapılan seçimler bu dönemde yapılanlardan çok farklıydı: Halk “müntehib-i sâni” denilen “ikinci seçici”leri seçiyor, onlar da meb’usları (milletvekili) seçiyordu. 

Bu tür seçimler, Birinci Meşrutiyet döneminde (1877) sakin geçmiş, ancak İkinci Meşrutiyet döneminde (1908) bazı İttihatçı fanatiklerin taşlı-sopalı saldırılarına yol açmıştı. Hattâ bu seçimlerin birinde İttihad ve Terakki’ye muhalefete başlayan Filozof Rıza Tevfik, iri-kıyımlığına ve pehlivanlığına rağmen dövülüp hastanelik edilmişti.

İstanbul işgali sonrasında dağıtılan Meclis (o zamanki adıyla, Meclis-i Meb’usan) 1920 yılının 23 Nisan’ında Ankara’da toplandı. Milli Mücadele’yi bu meclis yönetti. 

Zaferden sonra gerçekleşen milletvekili seçimleri ise tek parti sisteminin gerektirdiği şekilde idi: Yani Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) rakipsiz olarak seçime giriyor, illere göre milletvekili listeleri Ankara’da oluşturuluyor, vatandaşa kala kala listeye oy kullanmak kalıyordu. Zaten oy kullansanız da kullanmasanız da fark etmiyordu.

İlerleyen zaman ve dışarıdan gelen baskılar bu sistemi çürüttü. Tek partinin içinden muhalif sesler yükselmeye başladı. Yöneticiler giderek güçlenen itirazlara daha fazla duyarsız kalamazlardı. Zaten dünya çok partili sistemi çoktan benimseyip özümsemiş ve Türkiye’ye baskı yapmaya başlamıştı. Türkiye hür dünya ile bütünleşebilmek için, çok partili sisteme geçmek zorundaydı. 

Yani İsmet İnönü, iddia edildiği gibi, çok partili sisteme isteyerek geçmedi. Direnebildiği kadar direndikten ve dayanabildiği kadar dayandıktan sonra, ancak başka çaresi kalmayınca sistem değişikliğine razı oldu. Ancak yakın çevresi razı olamıyordu: “Buraya kadar birlikte geldikten sonra, bizi halkın insafına mı teslim edeceksiniz?” diye yakınıyorlardı. İyi yönetilmeyen halkın, eline geçen ilk fırsatta tek parti sistemini tarihe gömeceğini İnönü de, çevresi de biliyordu. Ancak yapabilecekleri hiçbir şey yoktu.

Bu köklü değişikliğin ilk işaretleri Meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında kendini gösterdi: CHP içinde başını Adnan MenderesFeridun Fikri DüşünselYusuf Hikmet Bayur ve Emin Sazak gibi milletvekillerinin çektiği bir muhalefet grubu oluştu. 11 Haziran’da kabul edilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunugörüşülürken, parti içi muhalefet, sağlam duruşuyla kendini güçlendirdi. Görüşmeler esnasında Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan, “Dörtlü Takrir” olarak demokrasi tarihimize geçen ünlü önergeyi Parti Meclis Grubu’na verdiler. 

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir dünya kurulduğunu, Türkiye’yi yönetenlerin ise yeni dünyayı kavrayamadığını, Türkiye’de ve parti yönetiminde hızlı bir şekilde liberal düzenlemeler yapmak gerektiğini öne sürerek konunun tartışılmasını istediler. Fakat önerge, 12 Haziran›da reddedildi. 

Bu gelişmelerden sonra Menderes, Köprülü ve Koraltan CHP’den çıkarıldılar. Celal Bayar ise önce milletvekilliğinden, sonra CHP’den istifa etti.

“Dörtlü Takrir”e imza atanlar 07 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi (DP) kurdular (73. yıldönümüdür). Celal Bayar genel başkanlığa getirildi. 

Yeni parti ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeler yapılmasını savunuyordu. DP’ye göre A’dan Z’ye her şey bozuktu ve dünya gelişirken Türkiye yerinde sayıyordu. Yarın devam edelim…

 

yeni akit

Google+ WhatsApp