Kur’an’ın muhatabı dirilerdir

Kur’an’ın muhatabı dirilerdir

Çocukluğumda okul tatil olur olmaz en yakın camiye gider ve arkadaşlarımla birlikte burada verilen dini eğitime katılırdım. Bütün çocuklar bir araya gelir ve caminin ahenkli desenlerle bezenmiş duvarlarına tespih taneleri gibi dizilip, sıra ile ezberlerimizi verirdik. Hoca Kur’an’a geçenlere

Kur’an’ın muhatabı dirilerdir

 

Çocukluğumda okul tatil olur olmaz en yakın camiye gider ve arkadaşlarımla birlikte burada verilen dini eğitime katılırdım. Bütün çocuklar bir araya gelir ve caminin ahenkli desenlerle bezenmiş duvarlarına tespih taneleri gibi dizilip, sıra ile ezberlerimizi verirdik. Hoca Kur’an’a geçenlere ayrıca tecvit dersi de verirdi bilmeyenler ise bir alt sınıfa gönderilir burada cüzden devam ederlerdi.

Yaz tatilinde kurslara düzenli devam eder ve Kur’an’ı tecvitli okuyabilecek kıvama gelirdik. Fakat Kur’an’ın bizden neler istediğinden, neleri haram kılıp neleri tavsiye ettiğinden zerre kadar haberdar olmazdık. Ebeveynlerimizin bizlerden bu noktada bir talepleri de olmazdı, onlar heyecanla mahreçleri çıkarabiliyor musun, tecvidi kavrayabildin mi, namaz surelerini, otuz iki farzı, elli dört farzı ezberleyebildin mi diye sorarlar ve istenilen cevapları alabilmişlerse omuzlarımıza dokunur ve “aferin” derlerdi. Bizler onların talepleri doğrultusunda çalışır kurs bittiğinde ise ezberlediğimiz sureleri onlara okur sonra Kur’an’ı itina ile duvara asar ve bir daha ki tatile kadar açmazdık.

Camilerde oluşturulan yaz kursları o günden bugüne devam ediyor. Hele son yıllarda bu konuda ciddi bir teşvik de var. Fakat çocuklar tıpkı benim çocukluğumda olduğu gibi camiye devam ediyor, Kur’an’ı tecvitli okumayı, namaz kılmayı öğreniyorlar. Fakat tatil bittiğinde kütüphanenin tozlu raflarına kaldırıyor ve hiçbir yakınlık kuramıyorlar. Çocuklar Kur’an’ın kendilerine neler telkin ettiğinden ve hangi ilkelerden bahsettiğinden zerre kadar haberdar olmuyorlar, olamıyorlar.

Genç bireylere, “Yaz döneminde Kur’an kurslarına devam ettiniz, artık Kur’an’ı tecvitli okuyabiliyorsunuz, peki Kur’an sizden ne istiyor?” diye sorsanız size makul bir cevap veremeyeceklerdir. Bırakın çocukları ve genç bireyleri aynı soruyu onları büyütüp hayata hazırlayan ebeveynlerine sormuş olsanız emin olun ki onların tavrı da aynı olacaktır. Zira insanlarımızın tasavvurlarındaki Kur’an bir hayat nizamı değil, ölmüş kişilerin ardından okunan bir kitap. Bu kimseler yakınları vefat ettiğinde Kur’an’ı alıp okurlar, Ramazan’da hatim indirirler fakat okudukları kitabın kendilerinden nasıl bir hayat yaşamalarını istediğini bilmezler, bilmek de istemezler. Oysa Rabbim mesajını ölenlere değil hayattakilere iletmekte ve onlara bir kurtuluş reçetesi sunmaktadır. Zira ölen kişilerin bu dünya ile bağları kopmuştur fakat kalanların hallerini iyileştirme şansları hâlâ vardır.

 

fatma tuncer

milli gazete

Google+ WhatsApp