Kur’an’daki Müslüman!..

Kur’an’daki Müslüman!..

Camiden çıkarken duvara sabitlenmiş Ayet’e takılıyor gözüm: “Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri mi kilitli?!” Kuran’ı düşünmek. Tefekkür etmek. Bir Hadis-i Şerif: “Kalbinde Kur’an olmayan kimse, harap ev gibidir!” Ve… Yine Bir Ayet: “Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz?.. Siz kitabı

Kur’an’daki Müslüman!..

 

 

Camiden çıkarken duvara sabitlenmiş Ayet’e takılıyor gözüm:

“Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri mi kilitli?!”

Kuran’ı düşünmek.

Tefekkür etmek.

Bir Hadis-i Şerif:

“Kalbinde Kur’an olmayan kimse, harap ev gibidir!”

Ve…

Yine Bir Ayet:

“Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz?..

Siz kitabı okuyorsunuz oysa!..

Yine de akıllanmayacak mısınız?!”

Eyvah!..

Okuduklarımı hatırlıyorum.

Yıl 1986.

Gazeteciler, Şimon Perez’e diyorlar ki:

Kur’an-ı Kerim,  İsrail’in yıkılacağını haber veriyor!”

Bizi bizden iyi bilir edayla, biraz da istihzayla diyor ki Siyonist:

“Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, orasını o zaman düşünürüz!”

Ne haller!..

x

Aklım karışık…

Ve artık herbir şey açık.

Kadın” programı.

Tuhaf…

Bir genç adam, “babasını” arıyormuş…

“Dost”umuz pür-dikkat izliyor.

Ben de öyle, sürükleniyorum meseleye.

Bir genç adam “babasını” bulmak için müracaat etmiş.

Annesi belli, üvey babası da ekranda.

Muhtelif mesleklerden “baba adayları” varmış!..

O güne kadar bunlardan “dördü”  bulunmuş, hepsine DNA testleri yaptırılmış, canlı yayınlarda sonuçlar heyecanla beklenmiş, “reklam araları”ndan sonra “zarf”lar “Ay İnşallah, hadi bakalım!”lar eşliğinde açılmış…

Lakin, sonuçlar hep “negatif” çıkmış.

Yani, “adaylardan” hiçbiri gerçek baba çıkmamış!..

Gerçek babayı bulana kadar devam edeceklermiş fikr-i takibe…

Süper!..

Böyle bir muhabbet.

Dayanamadım sordum program müdavimi

“dost”uma:

“Azizim, bu nedir böyle, nasıl bir zihniyettir, nasıl bir anlayıştır!”

Tepkime şaşırmış bir hali vardı.

Dedi ki;

“Ne yani, çocukcağızın babası bulunmasın mı?”

İşin o yönünü görebiliyor ne yapsın?..

“Uyuşturulmuş” kalbinin sesini nasıl duysun?..

x

Bazı muhabbetler oluyor…

Bir kadim arkadaş.

Çok iyi kazanıyor…

Öyle ki,  “kamusal alan”dan aldığı para asgari ücretlinin aklına ziyan.

Yaptığı iş yok aslında, yapmak istese de oralarda yapabileceği iş yok.

Çok yüksek maaşını ve diğer “avantajlarını” da malum, “mükellefler” karşılıyor!

Bu durumda nice vatan evlâdı var.

Bizimki onlardan “yalnızca” biri.

Diyor ki;

“Vaktinde buraya kapağı atmamız iyi oldu, şükür çok iyi para geçiyor elimize!”

Şükür!..

Ne kavramlar, nerelerde!..

Vay bizim gençliğimiz; “mavi kartlı” belediye otobüsü seyahatlerimizdeki ruh dinginliğimiz.

X

Bir reklam…

Edep sıyrılmış…

Yazamayacağım kadar kötü!..

Bir başkası…

Birçokları…

Harama teşvik!..

“Faiz”e özendiriyor, “Git tefeciye, en güzel faiz oranlarıyla borçlan!”

Güler yüzlü, şefkatli, “yardım sever” tefeciler!..

Ne zaman sıkışsan, yanında oluverirler!..

Hem de…

“En cazip faiz oranlarıyla!”

Bir de…

“Hoş geldin, beş gittin!” faizi varmış!..

Hoş bulduuuk!..

İçki reklamı yasak, çok güzel, elbette yasak olacak.

Bir de “faiz” reklamı yasaklansa?..

Aklından bile geçirme, aklının ucundan bile!..

Faiz reklamları kaldırılamaz, kaldırılması teklif dahi edilemez!..

Netekim!..

x

Dostum dedi ki;

“Her şey bir anda düzelecek değil.”

Elbette!..

Düzelecek İnşallah.

Lâkin…

İstikamet?..

Dedi ki;

“İşte o çok mühim!”

X

Çocuk…

Pencereden bakıyorum.

Çocuk parkı.

Küçücük şey  oynuyor bir köşede, elinde cep telefonu.

Yan tarafta güzelim kaydıraklar, salıncaklar…

Onlarda gözü yok, gözü oyunlarda.

Dostumla beraber bakıyoruz çocuğa…

Diyor ki;

“Şimdi çoğu böyle obez! Fast food ve böyle bilgisayar oyunları! Hareket yok, bereket de yok!”

Bu çocuklar, 50 yaşlarında ne olur?..

Malum, gündemdeki tartışma:

Erken Emekli!..

 

 

Serdar Arseven/Milat

Google+ WhatsApp