Kur’an ruh sağlığımızı koruyor

Kur’an ruh sağlığımızı koruyor


Kur’an ruh sağlığımızı koruyor

 

 

Günümüzde depresyon hemen her kesimden, her yaştan fertleri pençesine alan kronik bir sorun haline geldi. Ruh hekimleri, terapistler gerekli çabayı göstermiş olsalar da soruna köklü bir çözüm bulmuş değiller. Ekonomik kaygılar, kültürel asimilasyon, bireyselleşme, yalnızlık, ailenin çöküşü ve maneviyatın zayıflaması ne yazık ki, depresyon, kaygı bozukluğu ve stres gibi sorunları tetikliyor. Fakat toplumun hemen her kesimini etki altına alan ruhsal sorunların sadece maddiyatla ilişkilendirildiğini görmekteyiz. Ne acı değil mi? 

Olaylara rasyonel bir gözlükle bakan ve bunun maneviyatla ne ilgisi var diyen kişilere şu soruyu sormak istiyorum:

Yaslandığınız o suni duvarlar yıkıldığında Allah’la bağınız kuvvetli değilse neye sığınacaksınız? Yoksulluk, ihanet ve şiddete maruz kaldığınızda ve her şey yolunda gidiyor derken aniden düştüğünüzde tutunacağınız manevi bir dalınız yoksa ne yapacaksınız? İçiniz bunaldığında ve kendinizi boşlukta hissettiğinizde kime yakaracaksınız?

Bugün insanların büyük çoğunluğu yalnızlıktan şikâyet ediyor. Oysa büyük ebeveynlerimizin çoğu birkaç haneden oluşan küçük köylerde yaşadılar ve Allah’la bağlarını güçlü tutan bu kimseler depresyon ve kaygıdan şikâyet etmediler. Güne dua ile başladılar, başlarına bir musibet geldiğinde Allah’a sığınıp kavli ve fiili dualarını yaptılar ve işi sahibine bıraktılar. Aç kalma korkusu yaşamadılar, çalıştılar ve Allah kerim dediler. Zorluklara karşı dua ettiler, düştüklerinde ise çaba gösterip Yaratıcılarına teslim oldular. 

Bugün küresel kültürün etkisi altında kalan Müslümanlar ne yazık ki en büyük çöküşü maneviyat alanında yaşamaktalar. O yüzden depresyon çağın salgın hastalığı haline geldi. Fakat bu salgın hastalığa etkin bir çözüm bulunmuş değil…

Depresyona maruz kalan kişiler daha önce keyif aldıkları şeylerden keyif alamaz hale geliyor, kendilerini suçluyor ve hayatla bağlarını koparma noktasına geliyorlar. Suçluluk, hayattan tecrit olmak, yalnızlık, korku endişe… Bütün bu duygular kişinin ruh ve bedeni baskılayan bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Kişi kendine zulmediyor, kendini dışlıyor, kendini yetersiz görüyor… Sahip olduklarına değil sahip olamadıklarına odaklanıyor.

“Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar kendi nefislerine zulmediyorlar” (Yunus Suresi-44).

Ahlaki değerlerin yozlaştırılması ile birlikte fertler birbirlerine zulmeder hale geldiler. Artık ne anne baba çocuğuna ne arkadaş arkadaşa ne komşu komşuya ne de işveren işçisine şefkatle yaklaşabiliyor. Asli değerlerden uzaklaşan fertlerin kalpleri katılaştıkça katılaşıyor ve insanlar birbirlerini kardeş olarak değil tehlike olarak görmeye başlıyorlar. Bu durum depresyonu tetiklemekle kalmıyor insanların birbirlerinden uzaklaşmalarına da neden oluyor. İnsanlar yaşadıkları manevi boşluğu doldurabilmek için kendilerince çareler üretiyor, müzik dinliyor, tatil yapıyor, para harcıyorlar… Ama hiçbiri çare olmuyor. Çareyi Rabbimiz ayetinde belirtiyor: “Haberiniz olsun kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur” (Rad Suresi, 28).

Allah’a teslimiyet, zikir, tefekkür ve dua insanı fıtratıyla buluşturup ruhsal sorunlara karşı kalkan oluyor. Fakat nedense insan varlığına ve hayata Allah’ın bak dediği yerden değil nefsinin bak dediği noktadan bakıyor ve kendine dönemiyor.

EN GÜZEL SÖZ

“Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse onun gönlünü İslam’a açar. Kimi de sapıklığa düşürmek isterse onun da gönlünü adeta göğe yükseltiyormuş gibi dar ve sıkıntılı eyler. İşte Allah iman etmeyenlerin üstüne böyle murdarlık bırakır…” (Enam Suresi, 125).

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp