“Kültür ve Direniş”1 -I

“Kültür ve Direniş”1 -I


Edward S. Said’in bir kitabının adıdır Kültür ve Direniş. Bu eseri şimdiye kadar okumadığım için hayıflandım. Demek ki okuma yoğunluğum içinde zamanını ve sırasını bekliyormuş. Filistin, Ortadoğu konusunda nesnel bir eser. Amerika, Siyonizm, İngiltere ve genel anlamda emperyal ülkelerle ilgili aydınlatıcı, bilgilendirici.

 

İçeriden bir bakış. Genel anlamda Siyonizm, Amerika ve ırkçılık hakkında insanların veya önemli bulunan aydınların çekingen oldukları, yan çizdikleri bir gerçek. Zaten bu eser okununca kimi karanlık alanlar aydınlanıyor. Verdiği mücadele bakımından nelerle karşılaştığının bir belgesi.

 

Filistin konusu, İsrail devleti ve işgali, insanlar üzerindeki baskıları doğrudan anlatıyor. 1967 yılındaki İsrail saldırılarından sonra direniş cephesine geçiyor. Bir diğer ifadeyle aktivist oluyor. Bunu, ömrünün son dönemine kadar, 1990 yılında lösemi olmasına rağmen sürdürüyor. Yahudilerin, “Filistin halkı diye bir şey yok. Hiçbir zaman Filistin halkı olmadı” denilince tavır koyuyor. Çünkü kendisi de bir Filistinli, 1947 yılı sonunda Filistin’den ayrılıyor. Mücadelesi; ırkçılığa, Siyonizm’e ve Amerika emperyalizmine karşı oluyor.

 

Arap dünyasının içinde bulunduğu durumu, bugün için Arapların İsrail ile doğrudan ilişkiye girmesinin arka planı var. Sorunlar bugünden değil dünden itibaren başlıyor.

 

İsrail’in işgal planının ayrıntılarında ilginç noktalar var. Örneğin Yahudiler Filistin’de sürekli yollar açıyorlar, bu yollar ile mahalleleri bölüyor, köylerin ve kasabaların etrafını çeviriyor, kuşatıyor, önlerini kesiyor. İşgalin ilk aşaması budur.

 

İşgalin ilk yıllarında Yahudileri Frank Sintara finanse ediyor.

 

Yaser Arafat’ın nasıl bir yol çizdiği, sermaye ve lüks içinde yaşayışını, sonraki yıllarda ise tamamen esir alındığı anlaşılıyor. Karısının Paris’te lüks bir evi var. Filistin halkı direnirken Arafat da mevcut sermayenin üzerine konuyor. Yaptıkları sonuç vermiyor. Akıbeti ise belli.

 

Ürdün ve Mısırlıların Filistinlilere sahip çıkmaması, yalnız bırakması sorunun başlangıcı. Onların ve diğer Arap ülkelerinin ilgisizliği, bağımlılığın sonuçları ağır oluyor. Bu, kendileri içinde bir kapan. Edward Said onların bu tutumunu ve ilgisizliğini: “Arap dünyasında görülen bu pasiflik, bu taşralılık sadece İsrail’e karşı değil, Amerika dışındaki diğer ülkelere de uzanmaktadır. Arap dünyasında Batı’ya, Amerika Birleşik Devletleri’ne, Samuel Huntington’a, Clinton’a, Monika Lewski’ye ve diğerlerine karşı bir cinnet bir saplantı var. Tüm bunlar, en basit fikirli, en pespaye medya sunumlarıyla yapıldı” (s. 33) Müslümanların gafleti, yüzeysel konularla meşgul olması emperyalizmin işini kolaylaştırıyor.

 

Filistin ve halkı için: “Çünkü bizim tarihimizin çok önemli bir kısma kapalı, biz görünmez bir halkız.” (s. 34) “1948’de (…) Araplardan müteşekkil bir toplum köklerinden koparıldı ve yok edildi, 800 bin kişilik bir Arap nüfusu kasten yerlerinden edildi. Siyonist arşivler bu konuda son derece açık…” (s.43) Bu işgalin ardından 7.5 milyon Filistinli mülteci durumunda. “İsrail dünyada, ABD’den, bugünün rakamlarıyla 135 milyar dolara varan, askeri ekonomik yardım alan tek ülke.” (s. 48) Bu bilgiler 2000 yılına ait.

 

Amerika’daki üniversitelerde, medyada Filistin lehine hiçbir yayın ve faaliyet yapılamaz. Yapanlar anında susturulur. Bunu kimse göze alamıyor.

 

İsrail: “Anayasası olmayan bir devlettir. Bir takım temel yasalarla idare edilmektedir.” (s. 67)

 

“Theodor Herzl’in söylediği gibi, onlar (Filistinliler) ‘gizlice’ ortadan kaldırılmalı.” (s. 69)

 

“Oysa Amerikalı Siyonistler tam tersi Filistinlileri gerçek bir şey bile görmezler. Filistinlilerin sanki İsraillileri rahatsız etmek amacıyla yaratılmış gereksiz ideolojik bir kurgu olduğu ve bu nedenle Anti-Semitizm’in simgesi olarak hareket ettiği bir tür fantezi unsuru da var. Bu, Bernard Lewis’in her zaman söyleyip durduğu şey, bu,  Arap Anti-Semtizmi.” (s. 72)

 

1- Edward. W. Said, Kültür ve Direniş, David Basman ile Söyleşiler, Türkçesi: Murat Erdem, Alfa Yayınları, İstanbul, 2017

Google+ WhatsApp