“Kültür ve Direniş” II

“Kültür ve Direniş” II


Edward Said, yurdundan olduğu, zorluklar yaşadığı gibi bulunduğu yerde bir göçmen ve bir mücadele insanı. Hiçbir zaman mücadelesinden ödün vermiyor, çalışıyor çaba harcıyor. Müslüman aydınların, büyük çoğunluğunun asıl sorunu, üzerlerine düşen sorumluluğu yeterince yerine getirmeyişleri, kaçışları. O, bundan asla vazgeçmiyor. Vazgeçmediği gibi gücü yettiğince aydınları da harekete geçiriyor. Sorun elbette sadece Filistin ile sınırlı değil. Fakat Filistin ve İsrail, dünyayı tedirgin eden sorunların başında geliyor.

 

Amerikan üniversiteleri, medyası, sermayesi, Hollywood gibi etkili kurumlar Siyonizm eksenli bir anlayış içinde. Filistin’de yaşanan sorunlar görmezlikten geliniyor ve asla söz konusu edilmiyor. Tek yanlı ve sadece Yahudilerin haklılığı ve mazlumluğu dile getiriliyor. “New York Times, yorum sayfasında Filistin yanlısı olan sadece üç makale yayımladı, birisi Filistin davasını savunan bir İsraillinin, diğeri bir Ürdünlünün ve üçüncüsü o sıralarda ABD’de bulunan İsrailli hukukçu AllegraPacheco’nun çok güçlü bir makalesiydi. Geri kalanların hepsi İsrail yanlısıydı.” (s. 74) “Amerikan Akademiyası ile İsrail üniversiteleri arasında sürekli alışveriş var. Ben şahsen, şu ya da bu üniversitenin davetlisi olarak İsrail’e giden insanları Filistin üniversitelerini de görmeye özen göstermeleri için teşvik ediyorum. Bu işi bu ülkede sayıları hiç de az olmayan akademisyenleri, yazarları, sanatçıları, entelektüelleri, barış aktivistlerini, anti-emperyalistleri, ayrımcılık karşıtı aktivistleridahil ederek, biz kendimiz yapmalıyız. Sivil haklar hareketlerini. Afrikalı-Amerikalılar hareketini. (…) Birleşik Devletler Ortadoğu’ya, Körfez ülkeleri veya İsrail olsun, on milyonlarca değerinde silah satıyor. Bu ülkeler dünyanın en büyük silah alıcılarından bazıları. Yapmamız gereken perdeyi kaldırmak, böylece Ortadoğu üzerine olan tartışmalar Siyonist lobiyi kışkırtma korkusu yüzünden kösteklenemez.” (s. 77)

 

Edward Said bu tespitleri yapar ve çabalarken Filistinler ve Müslümanlar konusunda önerilerde ve uyarılarda bulunuyor. Güçlü olan Siyonist ve emperyalist güce karşı. Filistin halkının ne denli zorluklar içinde olduğu belli. Bu eseri bir söyleşi hâlinde yapıyor ve Amerika’daki medyada, radyolarda yayımlanıyor. “Halkın ezici çoğunluğu yerlerinden olma, iş bulamama, çocuklarını besleyememe korkusuyla yoksulluk içinde yaşıyor. Kanaatimce İslâmi örgütleri basit bir şekilde terörist olarak görmek çok yanlış. Onlar, istisnasız hepsi yozlaşmış olan hükümetlere karşı sivil bir alternatif oluşturuyorlar.” (s.78) Bunu anlatırken sorunun sadece dini ve kültürel olmadığı, insani olduğu bunun da insanlığın anlaması gerektiğidir. Bu vurgudan sonra: “Sanırım, sekülarizmin egemen güç olduğu izlenimini oluşturan karmaşık bir oluşum. İslamiyet İsrail, ABD ve rejimlerinin tecavüzlerine ve Arap Müslümanlara karşı saldırılarına karşı savunulacak son kültür tabyası olarak kaldı. Yani demek istediğim İslamiyet, doğrudan siyasal mesaj ya da siyasal tasavvura dönüştürülecek bir şeyden ziyade, bir direniş sembolüdür. Böyle değil. Bu, birlikte yaşama, işbirliği, Arap dünyasında bir ortak pazarı, Arap kaynaklarını bir ortak havuzda toplama, ne yazık ki en az iki kuşaktır mevzubahis olmamış göç ve entegrasyon konularında ortak bir politika temelinde düşünen vatandaşlardan gelmelidir.” (s. 79) Üzerinde durduğu bu önemli konuların gündeme gelmesi aydınların hareketlenmesine, halkların da katılımına bağlı. Bu düşünce bilinci ancak etkili olabilir.

 

Önemli bir tespiti de özellikle bölgede İsrail devleti oluşturulurken onunla paralel Arap devletlerinin de oluşumudur. Çok parçalı bir bölge. Bunu: “1940’lı yıllardan bu yana sorunlar katlanarak arttı.” (s. 80)

 

Edward Said’in onurlu duruşunu destekleyen insan sayısı çok az. Onun ayrıca bölgedeki kimi gelişmelerden haberinin olmayışı doğal. Bunlar birleştirilebilir ve büyük bir sese dönüştürülebilirse sonuç getirmeye yönelik olabilir. Sorun sadece Müslümanlarda değil, sorun Siyonist ve emperyalizmin gücünün yeterince anlatılamaması.

Google+ WhatsApp