“Kültür ihtilâli”nin neresindeyiz?

“Kültür ihtilâli”nin neresindeyiz?


“Kültür ihtilâli”nin neresindeyiz?

 

 

Cumhuriyet, bir “redd-i miras” üzerine kurulmuştur!

Bugünkü kültürsüzlüğümüz dayatılan o “redd-i miras”ın çocuğudur!

Kısaca hatırlatayım:

Alfabemizi reddettik…

Kılık kıyafetimizi reddettik…

Hukuk sistemimizi reddettik…

Müziğimizi reddettik…

Mimarimizi reddettik…

Tarihimizi reddettik…

Ecdadımızı reddettik…

Eğitim sistemimizi reddettik…

Aile yapımızı reddettik… 

Dilimizi reddettik (ikiyüz elli kelimeden oluşan “uydurukça” bir dil konuşuyoruz)…

Hatta ve hatta dinimizi bile (âdeta) reddettik (en azından buna zorlandık)...

Bunlar medeniyetimizin temel taşları olduğuna göre de, medeniyetimizi reddettik. 

Tabii bir kimlik bunalımına sürüklenip, arabeskleştik…

Biraz Batılı, biraz Doğulu!.. 

Biraz Amerika, biraz Avrupa!.. 

Biraz Mekke, biraz Roma!.. 

Biraz Müslüman, biraz Hıristiyan!.. (yaşam biçimi olarak)... 

Biraz muhafazakâr, biraz devrimci... 

Biraz mafya, biraz kanun!

Bu yüzden hemen her sahada bitmez tükenmez tereddütler, hemen her alanda şaşkınlıklar, hemen her şey yaz-boz tahtası... 

Tekrar hatırlayalım ki, “Kültür İhtilâli” dünyada yalnız üç milletin başına geldi: Çinlilerin, Arnavutların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının...

Mao’nun ölümüyle Çin bu yoldan döndü. Hatta aralarında Mao’nun karısının da bulunduğu “Kütür İhtilâli” mimarlarını cezalandırdı, kadîm kültürüne sarılıp bunun moral etkisi sayesinde adeta “yeniden diriliş”i gerçekleştirdi (Türkiye yeni anayasa sürecinde böyle bir yola girer mi dersiniz?).

Çin’in birdenbire ekonomik bir deve dönüşmesi tesadüflerle izah edilemez. Kanaatimce bu hızlı atılımlar, Çin’in yıllar sonra kendi kültürüyle nihayet buluşmasından gelen moral gücün sonucudur.

Arnavutluk da, keza, komünist diktatör Enver Hoca’nın ölümünden hemen sonra, kendini inkârdan vazgeçti. Dinini ve kültür kaynaklarını yeniden keşfetmeye çıktı. Kapatılan camileri, medreseleri, tekkeleri açtı. Kılık kıyafet tercihini serbest bıraktı. Kısaca “resmi ideoloji” denilen devlet dayatmacılığından döndü. Şimdi, komünizmin çürüttüğü toplumsal dinamiklerini kurmaya ve dirilmeye çalışıyor.

Kültür ihtilâlına muhatap olan dünyanın üçüncü ülkesi Türkiye ise benzer adımlar atıyor. Ama büyük bir handikapı var: Kemalizm!..

Kemalistler Türkiye’nin yeni başlangıçlar yapmasına izin vermiyorlar. Etkili makamlarda (vaktiyle ele geçirdikleri) oldukları için de, direnip siyasetin işini zorlaştırıyorlar. 

Ama bu da aşılabilir. “Yeni Türkiye”de o enerji görünüyor. 

Bizim gibi son derece netameli bir coğrafyada yaşamak zorunda olan bir ülkenin dinamik olması gerekiyor. Dogmalarla, 30’lu, 40’lı yılların ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş ilkelerle geleceğe yürüyemezsiniz. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp