Kötülüğe iyilik elbisesi giydirenler

Kötülüğe iyilik elbisesi giydirenler


Kötülüğe iyilik elbisesi giydirenler

 

Kötülerin eliyle iyiliklerin önüne ve yerine geçirilen kötülükler yok hükmündedirler. Kötülüklerin ve kötülerin istilâsı karşısında Müslüman eğilirse basamak, dik durursa sığınak olur.

Hayatta ‘zaman içinde her an, bütün diğer anları tanıklığa çağırır.’ İyilik yapmayan, iyilik yapanlarla beraber olmayan, iyilerle iyi bir dünya kurmak için çalışmayan, sadece kötülükler var diye bağırır.

İyi insanlara susamış durumdayız. Hepimiz imtihan için bu dünyadayız. İnsanlardan kimi iyiliği, kimi de kötülüğü tercih edip seçti. “Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.”  

“Nasibinde varsa, alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.”

Cehalet denizlerinde susuz ölmeye razı olanlar, tecrübe kuyusundan su içmemeye yeminli olanlardır. Şunu bilelim ki; “Tecrübe kuyusundan su içmeyen cehalet denizlerinde susuz ölür.”

Hilafetin ilgasından bu yana Türkiye’de mütemadiyen kötülüklere iyilik elbiseleri giydiriliyor. Hayatlar satılmışsa putlara, yağmur yağmıyor diye küfür edilmez bulutlara. İnsan insana ihanet ederse hayat teslim edilir tabu ve tabutlara. Hakkı batıla, batılı hakka karıştırmak Firavunların, Bel’amların muamelesi. İyiliğe kötülük elbisesini giydirmek ise, kötülerle birlikte kötü bir dünya kurmak isteyenlerin hamlesi. Rabbimiz uyarıyor:  

“Hakkı bâtıla karıştırmayın ve hakkı bildiğiniz halde saklamayın!” (Bakara sûresi: 42) 

Bu âyetin bir manası da “batıla hak elbisesi giydirmeyin” demektir. Hakkı batıla karıştırmak, kötülüğe iyilik elbisesi giydirmektir. İyilikler, insanları değiştirir. Eğer bir insanı değiştirmek istiyorsanız, onu doğrudan doğruya iyiliklerle yüzleştirin. Kötülüğe iyiliğin elbisesini giydirmeye çalışanlar, insanların iyiliklerle tanışmalarına ve iyiliklerle yüzleşmelerine tahammülü olmayanlardır.

Hayatta hakka hak, batıla batıl deme cesaretini gösterir ve devam ettirirseniz; mü’mince bir niyetle yapılan her iyiliğin bir ordu olduğunu görürsünüz. İyilikleriniz kadar kötülerin hücumları karşısında sizi savunacak ordularınız vardır. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: “İyilik çürümez, kaybolmaz, günahlar unutulmaz, Deyyan (hâkim olan Allah) ölmez, o halde, dilediğin şeyi yap; nasıl yaşarsan onun karşılığını görürsün.” (el- Müttaki, Kenzu’l-ummal, h. no: 43672)

Kulluk kitabımız Kur’ân’dan öğrendiğimiz kadarıyla iyilikler kötülükleri giderir. “...Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür. “ (Hud Suresi/ 114)

Hayatta yaktığımız can kadar canımız yanacak ve üzdüğümüz kadar üzüleceğiz. Hayatta alçak olmaya gönüllü olanların alçak gönüllü olmaları düşünülemez. Bir yerde aklın unuttuğunu kalp hatırlatmıyorsa, iyiliğe kötülüğün elbisesi giydirilmiş demektir.

Her insanda iyilik yapma kabiliyeti, potansiyeli vardır. “Açılmamış kanatların büyüklüğünü kimse bilemez.” İyilik insanı ıslah eder. İyilerle beraber olmak, Salihlerden olmaktır.

Kötülükten iyiliğe elbise olmaz. İyilik güneş gibidir. Güneş balçıkla sıvanmaz. Bir insana engin denizlerin aşkını aşılamamışsanız, ona gemi yaptırmanın yolunu öğretemezsiniz. İyiliği ruhunda duymayan hayatında göremez.

İyilik, insandan daha uzun yaşar. Müslüman kötülüğü kötülükle değil, iyilikle aşar. Kötü insan sokağın başında bir yalan söyler, sokağın sonunda kendisi de doğruluğuna inanır ve ona göre yaşar.   

Kötülük peşinde koşan kendini aklar. İyiliğin zaferi için direnen kendini yoklar. “Akıl Mekke’ye gidecek deve ararken; gönül çoktan Kâbe’yi tavaf etmiştir bile”. Her Müslüman iyiliğin hâkimiyeti için neferdir. Kötülük, iyiliklerin bittiği yerdir.

Hayatta her kim ki kötülüklerle ve kötülerle yâru hemdem; bu dünyada da ahirette onun varacağı yer cehennem.

İyilikleri gündemden düşürüp kötülükleri meşhurlaştırmak, kötülüğe iyilik cübbesini giydirmektir. Bir ülkede zenginlerin kötülüklerine iyilik, fakirlerin iyiliklerine de kötülük muamelesi yapılıyorsa, o ülkede iyiliklere kötülük elbiseleri giydirenler egemen olmuşlar demektir.

İşlenen her kötülük, iyiliklere karşı gerçekleştirilen bir darbedir. Kötülüklere olan düşmanlığınız, iyiliklere ve iyilere karşı olan sadakatiniz belirler; zira hem hâl olduklarınızla “bir hâl” olursunuz. Yola, inanmışlarla çıkmamışsanız yoldan çıkanların karaltılarını çoğaltmaktan öteye geçemezsiniz. İyilikleri ve iyileri önemsememek, gereksiz görmek, kötülüğün mukaddimesidir.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp