Koronalı Günler

Koronalı Günler


Bu koronavirüs de nereden çıktı?

Milletçe, 82 milyon olarak, griplerimizi birbirimize bulaştırıp güzel güzel yaşayıp gidiyorduk.

Kovid-19 dünyayı kasıp kavurmaya başlayınca komplo teorileri de birbiri ardı sıra gelmeye başladı. Süper güçler tarafından üretilen bir kimyasal silah olduğunu iddia edenler olduğu gibi, dünya nüfusunu azaltmak için kasıtlı olarak yapılan bir girişim olduğunu iddia edenler de çıktı. Bu aklı evvellere göre dünya bu kadar insanı besleyemezmiş. Kimileri de bu salgını uzaylılara bağladı. Yeşil adamlar insanlığı yok edip gezegenimizi ele geçirmeyi amaçlıyormuş.

Kimsenin ağzı torba değil ki büzesin, konuşan konuşana !

İnsanlık medeniyeti fikir jimnastiğinin karanlık dehlizlerinde yönünü kaybetmiş, bir o yana bir bu yana toslayıp duruyor. Çıkan ses de komplo teorilerini üretiyor.

Peki, ülkemizde neler oluyor ?

İnternetteki emlakçı ilanlarını gördünüz mü ?

Vallahi pes !

“Korona geldi, fiyat düştü.”

“Koronavirüs geçirmeyen daire.”

“Anti korona, ful dezenfekte.”

“Koronavirüsten izole, huzurlu, steril daire.”

“Korona bu eve giremez.”

Haberlerde izledim. Polis, yasakları çiğneyen bir kahvehaneyi basıyor. Millet içeride şakır şukur okey oynuyor, fosur fosur sigara içiyor. “Virüsten haberimiz yok” diyorlar polise.

“Abdestimizi alıyoruz, bize hiçbir şey olmaz” diyenler olduğu gibi, umreden dönenler arasında kaçarak evine gidenler de var. Sigara kullananlar için delikli maske bile ürettiler ülkemizde. Tiryakiler hem koronadan korunacak, hem de dumanı delikten dışarıya üfürecek.

Kovid-19 salgınının farklı bir boyutu olduğunu düşünüyorum.

Son dönemde kovid-19, ebola, H1N1, H5N2, zika gibi küresel çapta salgına dönüşen virüslerin bu kadar sık ortaya çıkması ve etkili olması çok tuhaf. Eskiden böyle şeyler yoktu.

Küresel şirketlerin orman alanlarını ve küçük orta büyüklükteki tarım arazilerini satın alarak, buralarda gıda üretimini kimyasallarla değiştirmeleri ve besinlerin yapısıyla oynamaları, ayrıca yerleşim yerlerinden uzaktaki ormanlarda tabiat ana tarafından gizlenmiş virüslerin gıda sektörüne bulaşması bu salgınların temel nedeni bence. Afrika kıtasındaki ebola, Brezilya’daki zika bunun en açık örnekleridir.

Zengin ülkeler geliyor, fakir ülkelerin verimli topraklarını, ormanlarını satın alıyor. Bunu hep yapıyorlar. Bunun devamında da ormanlık alanlarda insan teması olmadan yaşayan patojenlerin yayılması gündeme geliyor.

Çin’deki Whuan’a gelince.

Adamlar fakir. Komünist yönetimin kendilerine verdikleriyle yetinmek zorunda. Kimse korkudan gıkını bile çıkaramıyor. Tabiat ananın virüsleri paketleyip gizlediği ormanların derinliklerine dalıyorlar. Buradaki adı sanı belirsiz virüsleri kapıyorlar. Topladıkları yılanları, yarasaları pazarda satıyorlar. Amaçları para kazanmak. Sattıkları hayvanların kaptığı virüsleri kimsenin düşünecek hali yok. Yılan, yarasa demeden hapur hupur götürüyorlar.

Salgın küresel boyutta giderek yayılıyor.

Kovid-19 salgınını atlatmak istiyorsak, komplo teorilerine değil, resmi açıklamalara güvenmeliyiz. Resmi açıklamaların izinde üzerimize düşenleri yerine getirmeliyiz.

Fısıltı gazetelerini ciddiye almayın.

Sosyal medyadaki asparagas haberlere güvenmeyin.

“Kızım hastanede çalışıyor. Arkadaşı söylemiş. Aslında binlerce ölü varmış” deyip ortalığı karıştırmaya çalışanlara prim vermeyin.

“Amaaan, boş ver, canım.  Çok büyüttüler.” diyenlerden olmayın.

Nedense bizim milletimiz gözüyle görmediği şeye pek inanmaz, korkmaz. Erkek milletiz, vesselam !

Koronavirüs, bir gün sana “ceee” derse, gününü görürsün o zaman.

Google+ WhatsApp