Korona Gazabı Oruç Merhameti

Korona Gazabı Oruç Merhameti


Hemen her şey insanla var olur, insanla devam eder veya sonlanır.

 

İnsanlığın dönemleri var. Bunlar inişli-çıkışlı, gelgitli. Zaman hızlı akıyor insan ömrü çabuk tükeniyor. Belli bir yaş sınırı var insanın. Nehrin akan suları gibi insan da yeryüzünde akıyor ve sürekli değişiyor, yenileniyor. İnsanla birlikte dönemler de şekilleniyor renk alıyor.

 

Korona yüzyılında insanlık evlerine mahkûm olduklarından beri hayatın durduğu, daha doğrusu dış dünyaya dönük yüzü görünmez olduğu bir gerçek. Tam bu dönemde Müslümanların oruç ayının gelmesiyle bambaşka bir duruma büründü bu hâl. Müslümanlar için bir dönüşüm zamanı.

 

Oruçla birlikte insanların iç dünyalarında bir değişim yaşanır. Ruhlar daha incelir. Duygular daha duyarlı olur. İnsanlara bakışında farklı bir yüz belirir. Kendisinde önemli değişimler yaşanır. Şu zamana kadar oruçlu olanlar dış meşguliyetin kimi zorluklarıyla oruçlu olurlardı. Daha zor daha çileli geçerdi günleri. Ağır işlerde çalışanları saymazsak bu oruçta Müslümanların büyük çoğunluğu oruçlarını evlerinde zaman geçirerek tutuyorlar.

 

İnsan içeri kapanınca kimi çevreleri unutuyor. Dış dünyada ne olup bittiğinin bilmiyor ya da farkında olamıyor.

 

Kimi insanların ne durumda olduğunun farkına varılamıyor.

 

Şu dünyada, bu dönemde, insanların bölünmelerinin, katmanlaşmalarının, ayrışmalarının etkisi ne yazık ki sürüyor.

 

Oruç insanların içindeki nefreti ve kötülükleri dindirir, en azından insan kendisiyle meşgul olduğundan, kendisinin muhasebesini yaptığından -ki öyle olması gerekiyor- daha merhametli, hoşgörülülüğünün baskın olması beklenir. Öyle de olması gerekir. Merhamet insanın içinden çıkınca kimi zaman oruç bile kâr etmiyor. Nefreti ve öfkeyi kendilerine katık edenlere elbette ki oruç kâr etmez.

 

Oruç insanı dinlendirir, belli bir ruh hâli kazandırır, yeniler. Orucun özelliği budur. Hem bedensel, hem ruhsal hem de maddî bir karşılığı bulunur. Merhametli olanlar daha esnek ve hoşgörülü olurlar.

 

Bunlar olmasını beklediklerimiz. Çünkü oruç insanlığa bir Tanrı bağışı, lütfu. İnsanlık için bilinmez ve büyük bir karşılığının olduğu bilinir ve inanılır. Tanrı’nın kendisine verdiğini başkasına vermek kadar güzel bir davranış olamaz. Bir elden diğer ele aktarılması gibi. Merhameti ve sevgi duyguları körelenlere hiçbir şey kâr etmez. Merhamet ve sevgi insana yansımıyorsa bu durumda bir sorun olduğu gerçek ve kaçınılmaz.

 

Korona günlerinde yaşanan bu gazap zamanında Müslümanların imdadına oruç yetişti, yetişmesi gerekti.

 

Merhamet ve şefkat bir zaaf değil bir güçtür.

 

Müslüman yöneticilerin yönetiminde bulunan her kim var ise gözetilmesi gerekir. Şu merhamet ayında ve zamanında. Zalimlerin kalplerini yumuşatacak günlerdir bu günler.

 

Zor durumda olanlar var. Kanserli Ahmet’in durumu iç yakıcı. Bu iç yakıcılığın nedeni kim ve ne olursa olsun, sonu ve dramı, acısı sorumlu olanları bağlar daha çok.

 

Aileden sorumlu anne ve baba, köyün ya da mahallenin muhtarı, ilçenin kaymakamı ve yöneticileri, ilin vali ve yöneticileri, devleti yönetenlerin hemen hepsi sorumludurlar. Ahmet’ten ve benzerlerinden. Ahmet sadece şu anın bir sembolü. Onun gibi niceleri var, bilinen ya da bilinmeyen.

 

Masum insanların vebali çok ağırdır, ahı ise daha çok. Bazı tartılar ağır basar. Hele hiç bağışlanamayacak olanlar var ise onun altından asla kalkılamaz.

 

Korona bir gazap ise oruç bir rahmettir. Orucun ve bağışlanmışlığının hürmetine rahmetine sığınılmalı en azından. Sevgi ve merhamet kapıları sonuna kadar aralanmalı. Bunun rahmeti her şeyin üzerindedir.

Google+ WhatsApp