Körfez-ABD-İsrail: Son raund için Türkiye’yi bekliyorlar...

Körfez-ABD-İsrail: Son raund için Türkiye’yi bekliyorlar...


Körfez-ABD-İsrail: Son raund için Türkiye’yi bekliyorlar...

 

 

Riyad-Der’iye Sarayı’nda toplanan Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan açısından bölgesel liderliğinin ve küresel ittifaklarının tezahürlerinin görüldüğü güç gösterisine dönüşmeliydi. Ama olmadı!..

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Sonuç bildirisindeki ‘görüntüye’ rağmen KİK tehlikeli bir çözülme, en azından ‘seyrelme’ işaretleri verdi. Bu da ABD ve İsrail’in gelecek endişelerini ‘paniğe’ yükseltebilir...

Pazar günü neredeyse bir saatten az süren zirvenin üzerinde Kaşıkçı’nın hayaleti dolaşıyordu ve bu S. Arabistan’ın eriyen prestijinin üzerine kâbus gibi çöktü...

Bir çeşit barış çubuğu olarak yorumlanan Suud Kralı’nın özel davet mektubuna rağmen Katar Emiri’nin zirveye sırtını çevirmesi gayet doğal.. ama KİK’in sorunlarından sadece bir tanesi bu...

S.Arabistan ve Birleşik Arap Emirleri yüzleşmekle ne kadar zorlanırlarsa zorlansınlar bugünün gerçeği şu: Katar’a yönelik girişimler Doha tarafından aşıldı ve şimdi onlara zarar veriyor...

Başta Mısır, S.Arabistan, BAE olmak üzere kimi Arap ülkelerinin Katar’la ilişkilerini kesme ve yaptırım uygulama kararının ardından pek az zaman geçmesine rağmen —Kaşıkçı cinayetiyle zirveye ulaşan rezilliklerinden vazgeçmeseler de— çuvallamış bulunuyorlar...

KAŞIKÇI’NIN ZİRVE MASASINDAKİ BEDENİ VE ABD’-NİN RUH HALİ...

İş orada kalmış da değil. Katar’a yönelik organize suç örgütünün mazeretlerinden Katar-İran ilişkileri daha da palazlandı, ABD ve İsrail’in beklentilerini hayal kırıklığına uğrattı.

Katar-Türkiye ilişkileri de bambaşka bir düzeye evrildi. İki ülke, denebilir ki, bir tür kader kardeşliği kurdu ve yarattıkları sinerji bölgedeki birçok ülkenin ittifakından etkili oldu.

Katar’ı bir darbe girişiminden koruyan Ankara, Doha için güvenlik sağlayıcı oldu. ABD ile İsrail’i arkalayan Riyad ve Abu Dabi’nin güç kullanarak Katar’ı önlerinde çökertme planları da korkuyla geri çekildi...

Söz konusu gerilimlerin Körfez İşbirliği Konseyi’nin varlığına ilişkin bir kaygı yarattığı da artık inkâr edilmiyor. Katar’dan başka Kuveyt ile ayrıca özel sorunlar var ve Umman’ın (2011’den beri zirveye katılmıyor ve cari krizle doğrudan ilgisi yok. Ama sorunlardan biri) toplantıya katılmaması Suud ve BAE açısından kayıp/tehdit hanesinde.

KİK’in zirve bildirisi, Kaşıkçı cinayetinde katili korur havasındaysa da, Konsey’in bütün üyeleri meselenin kapanmadığını görüyorlar. Kimse Riyad’ı ya da doğrudan Veliaht Prens’i eleştirmedi ama Kaşıkçı’nın parçalanmış bedeni toplantı masasının üzerinde duruyordu.

ABD’nin tutumu da üyelerin sessizliğinde etkili. Özellikle Senato’dan yükselen sesler herkesi tedirgin ediyor. Başkan Trump’ın, İran, İsrail ve silah satışlarını merkeze alan politik savunularını veri kabul ediyorlar ama Prens Salman’ın ‘nereye doğru’ koştuğu konusunda kesinlikle emin değiller.

Her ülkede olduğu gibi ABD’de de muhalefetin gereği olarak Kaşıkçı vakasının üzerine gidildiğinin farkındalar ama Pelosi gibi sembol bir ismin, “Suudiler’e verdiğimiz, vereceğimiz silahların/teknolojilerin Rusya ve Çin’e gitmeyeceğine garanti veremem” sözlerinin ağırlığının da farkındalar...

Kaldı ki, Başkan Trump’ı hayli sıkıştıran Rusya davasındaki iddia cephesinin Kaşıkçı davasını da üstlendiklerinin farkındalar. Hele Kushner ile Kaşıkçı cinayetinin bağlantısının ortaya çıkması halinde Arabistan etrafındaki kümenin hızla dağılacağını da seziyorlar...

KÜRE KOALİSYONU’NUN FİNALİNİ KİM YAZACAK?..

KİK parçalanır mı?.. Şu an kimse herhangi bir cevaba bahis oynayacak durumda değil. Ama KİK zaten yekpâre değil. Bu açık. Çözülürse, S.Arabistan ve BAE’nin içi de ağır merkezkaç kuvvetine maruz kalacak. Sadece Suud Sarayı değil, bölgede yaşanan her şeyin sorumlusu olan ‘Küre Koalisyonu’ da savrulacak, arkasındaki iki güç tarihlerindeki en ağır ricatla yüzleşecekler. Bu yüzden İsrail ve S. Arabistan son dönemde Arap ve Afrika ülkeleriyle seri görüşmeler gerçekleştiriyorlar!..

Öte yandan Suud Sarayı’nın politikalarında anlamlı bir değişiklik gözlemlenmiyor. Tersine, Katar ve Kaşıkçı dosyalarındaki faili korumayı sürdürüyorlar.

Ama asıl işi tek cümleyle geçiştirmeyelim. KİK çözülürse, Riyad ve BAE kaybederse, ABD’nin Ortadoğu’da eriyen nüfuzu yok olma noktasına gelecek. Keza, İsrail de tüm tarihi boyunca biriktirdiği korkularıyla yüzleşecek...

Bu final daha yazılmadı. Suriye, Türkiye, İran, petrol üzerine oynamaya devam ediyorlar artık ama her biri için mutabık değiller! Bölgenin ABD bakışıyla düzenlenmesi için okşanan küre, pazar günü KİK’e üzerine güvenerek basabilecekleri bir platform sağlamalıydı. Bu olmadı. Bölünmüş durumdalar.

Zirvede Kuveyt Emiri’nin son cümlesi şuydu: “Karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike, KİK içindeki mücadeledir”...

Bölgede hiçbir ülke/güç finali yazacak donanıma sahip değil. Bu yüzden birinin masayı devirmesi ihtimali yükseliyor.

Türkiye içinse bu sefer masanın ayakları sabitlenmeli.. Sallanan masa için iki yöntem vardır; ya boşluktaki ayağın altına ‘bir şey’ koyarsınız ya da üzerine basarsınız!..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp