Kör bakış veya görmeme

Kör bakış veya görmeme


Uzun bir süredir duyguların köpürtüldüğünün yeni bir dönemi yaşanıyor. Gerilimler üzerine kurgulanmış bir hayat anlayışının dalgalarında insanlar savruluyor. Savrulmaya hazır zihinlerin varlığı hayatın normale dönmesini engelliyor.

 

Anneler dramının yüzyılı. Özellikle de Müslümanların yaşadığı coğrafyada. Mısır’da, Libya’da Yemen’de, Suriye’de, Türkiye’de ve diğerlerinde.

 

Anneler dramı çok katmanlı, çok parçalı. Kesimlerin bakışları kendileriyle sınırlı. Bazı annelerin annelikleri o kadar da önemli olmuyor. Bazıları ise nedense çok aziz ve değerlidir. Kesimler kendi bakış açılarını sadece görüyorlar. Diyarbakır’daki anneleri görenler ve oraya koşanlar Cumartesi Anneleri’ni görmüyorlar. Cumartesi Anneleri’ni görenler Diyarbakır’dakilerini görmüyorlar. 15 Temmuz sonrasında kimi annelerin çocuklarının hiçbir kıymeti yoktur, kimilerininki çok azizdir. Libya’dan Akdeniz’e açılan annelerin çocuklarını kimse umursamıyor. Ne annelerini ne de çocuklarını.

 

Çocukları Batı’nın acımasız kapılarına sürükleyenler anlık duygularla hareket ediyorlar. Sonuçlar onlar için hiç de önemli değil. Bu çocuklar bu anneler ve bu insanların yurtlarından kovulmasının değerlendirilmesi nedense yapılmak istenmiyor. Filistin’de ölen çocuklar anında belli kesimler tarafından görülür ama Filistin benzeri başka yerlerdeki anneler ne görülür ne de duyulur.

 

Bir “Aylan” sendromlu bakış var ve tek taraflı. Şu yeryüzünde hemen bütün çocuklar Aylan gibi görülse belki bakışlar daha çok gerçekçi ve inandırıcı olur. Yahudi bakışlılık ancak belli bir anlayış getirir. Çünkü onların gözünde Filistinli bütün çocuklar geleceğin anarşist ve teröristidirler. Bu Güneydoğulu, Yemenli, Suriyeli çocuklar için de geçerlidir. Oysa bütün çocuklar, masumdur, saftır ve evet çocuktur. Her çocuk anne yüreğinde, karnında büyür, anı çileyle gelişir. Bazıları özel konumda değildir ve olamaz.

 

İnsanımızın bakışında ırkçı bakış görmeyi ne yazık ki köreltiyor. Bu hemen her kesim için böyle.

 

Yunanistan sınırında savrulanların savruluş nedeni bizi daha çok ilgilendiriyor. Onların oraya sürüklenişleri sadece kimi oyunların kurbanı oluştur. Batı acımasızdır. Kendine, insanına değer verir. Çıkarlarına zarar verecek ve zedeleyecek hiçbir şeye asla fırsat vermez. Onları için ancak kendi insanı kıymetlidir. Kendi insanı için hümanisttir. Müslümanlar ise parçalanmış zihinlerle birbirlerine bakıyorlar. Sadece kendileri için değerli olan önemlidir. Tanımlamalar ve belirlenen çerçeveler ve daireler şahsidir, çıkarcıdır.

 

 

Batı’nın ruh dünyasına kapılan bu anlayışta da kendilerine göre çıkarımlarda bulunuluyor. Çıkarcı bakışlar geneli görmeyi engel. Ya da işine geleni görür, diğerlerini umursamaz.

 

Kedilerin başını sevgiyle okşayanlar ve sevgilerini kamuoyu ile paylaşmak için kare kare gösterimlerde bulunurlar. Sosyal medya gösteri alanı. Merhametleri körelmesi olanlar için kimi çocuklar ve kimi insanlar ya da kimi annelerin iç bir önemi yoktur. Bundandır ki hiçbir söz, davranış gerçekçi ve inandırıcı olmuyor.

 

Kimilerine ağıt yakmak kimilerine içten içe sevinç duymak nasıl bir duygu, hangi anlayışın ve bakışın yansıması?

 

Müslümanlar, ne yazık ki güven vermiyor ve inandırıcı olmaktan çok uzaktırlar. Elbette ki muhatabımız öncelikle Müslümanlar, çünkü biz Müslümanız ve kendimizden sorumluyuz. Adaletsizlikleri ve yanlışlıkları ve kör bakışları asla kabullenemiyoruz. Müslümanlar yaptıklarını asla İslâm’a mal etmesinler. Çünkü onların bakışındaki İslâm çok farklı. Liberal, çıkarcı ve Batıcı ve hatta ırkçı. Kendi doğrularından başka bir doğru yoktur. Onun liberal, çıkarcı, ırkçı olması hiç de önemli değildir.

 

İnsanı insan olarak görmeyen hiçbir bakışın bir anlamı yok. Yaratılmış olan insan. Çocuklar insanlığın başlangıcı ve saf hâli. Anneler ise çilenin yatağı, özü ve ruhu. Anne ve çocuk…

Google+ WhatsApp