Konuş Hacı Meral, kimden yanasın?

Konuş Hacı Meral, kimden yanasın?


Bizim gazetecilerimiz böyle..

Dünyaya nizamat verirler..

Ama o günün en çok konuşulan, en çok tartışılan sorusunu..

Karşılarına gelen siyasetçiye soramazlar..

Hem nasıl bir siyasetçi..

2 sene önceki seçimlerde, “Bu ülkeyi yönetmeye en ehil kişi benim” diye meydan meydan dolaşan bir siyasetçi..

Yani halk teveccüh gösterse, yanlışlıkla veya isteyerek seçmiş olsa, şu an cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturacak olan bir siyasetçi..

Kim bu?

Geçtiğimiz yıllarda hacca gidip başını örten Meral Akşener abla..

Lafa gelince..

Her şey dümdüz..

Milliyetçiliği sorarsınız.. Kimse eline su dökemez..

Gerçek dindar, sadece o..

Ama icraata gelince..

Program öncesinde özellikle kulağını çekmiş olmalı ki, Fatih Altaylı’nın..

Geçtiğimiz Cuma gününden bugüne kadar..

Türkiye’de en çok konuşulan konu olan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, zina ve eşcinseller ile ilgili hutbesi konusunda..

Bu hutbede hatırlatılan İslam’ın emirlerine karşı Ankara, İzmir, İstanbul ve Diyarbakır barolarının açıklamalarına karşı tek kelime edilemedi..

Ne soru var..

Ne de cevap..

Eee.. Habertürk’e de bu yakışır..

Fatih Altaylı’ya bu yakışır..

Meral Akşener’e bu yakışır..

Gayler, lezbiyenler Diyanet İşleri Başkanı’na saldırsın..

Haydi Başkan’ın şahsına saldırsalar, çok önemli değil..

Bizzat İslam dinine saldırsınlar..

“Çağlar öncesinden gelen kafa” desinler..

“Fırsat bulsalar, kadınları diri diri sokaklarda yakacaklar” diye iftira etsinler..

Hacı Meral Abla da, olanları seyretsin..

İki cümle ile, “Gaylerin yanındayım” da demesin..

“Diyanet İşleri Başkanı doğru konuşmuştur” da demesin..

Bu Meral Abla’nın, Diyanet İşleri Başkanı ile ilgili tartışmada bir söyleyeceği yoksa.

Acaba bu ülkenin yönetilmesi konusunda bir söyleyeceği var mıdır?

Sorum abes.. Öyle sözleri var ki..

Şehir hastanelerini beğenmiyor..

Umrecilerin dönüşünde karantina uygulandığı halde, “uygulanmadığı” iftirasını atıyor..

Karşısındaki hokkabaz, “Umrecilere uçakta ateş düşürücü verilmiş” yalanını atıyor, o da seyrediyor..

Sokağa çıkma yasağının İçişleri Bakanı tarafından değil, kurul tarafından ilan edilmesi gerektiğini söylüyor. Sonuçta ne değişecekse..

Lokantalardan, kuaförlerden bahsediyor..

Hatta Trump’un seçimi kaybedip kaybetmeyeceği konusunda laflar ediyor.

Ama Diyanet işleri Başkanı’na, bazı barolardan terbiyesizce, küstahça yapılan hakaretlere tek kelime edemiyor..

Yoksa..

Biz Hacı Meral’i yanlış mı tanıdık?

Refahyol hükümetinde içişleri bakanlığı yapıp, darbecilerin tehditlerine maruz kaldı diye, gerektiğinden fazla mı, kendisine önem verdik?

Diyanet ile ilgili son tartışmalarda, benim atladığım bir başka açıklaması var mı diye araştırırken..

Bir bilgiye ulaşamadım..

Ama bakın, Hacı Meral Abla, Diyanet İşleri Başkanı’na, bundan 6 ay önce ne iftirada bulunmuş:

“Diyanet İşleri Başkanı Cibuti’deki cami açılışına gitmek için özel uçak kiraladı. Diyanet bunun için 744 bin lira harcadı.”

Bu kadar net, bu kadar kesin ifadelerle Diyanet İşleri Başkanı’na suçlama yönelten Hacı Meral Abla, aynı gün yalanlanıyor:

“Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Cibuti’deki açılış için herhangi bir uçak kiralanmamıştır. İddia tamamen gerçek dışıdır.”

Ardından uçak biletleri de kamuoyuna açıklanıyor.

Peki, dürüstlük pozu ile halkın karşısına çıkan Hacı Meral Abla, küçücük bir pişmanlık sergileyerek, Diyanet İşleri Başkanı’ndan, hatta onun şahsında tüm Müslümanlardan özür diliyor mu?

Dilemiyor..

Şehit babasına hakaret eden Lütfü Türkkan’ı yanında gezdirdiği gibi, kendisine o iftirayı attıranları da, yanında barındırıyor..

O zaman bize de sormak düşüyor..

“Hacı Meral Abla’nın, Diyanet ile kavgasının sebebi ne?”

Gerçekten de, nedir İyi Parti’nin Diyanet ile, dindar insanlarla bu kavgasının sebebi?

Ki..

İstanbul’da başörtülü İSMEK çalışanlarına hakaret eden genel sekreter yardımcısını çalıştırmaya devam eden Ekrem İmamoğlu’na, güzellemeler yapıyor:

“Ekrem İmamoğlu, şeytan kovalamaktan namaza vakit bulamıyor.”

Vay vay vay..

Ekrem Bey namaz kılacakmış da..

Şeytanları taşlamaktan vakit bulamıyormuş.. O zaman kendisi de bir hanımefendi olan Hacı Meral Abla’ya hatırlatalım..

Ekrem İmamoğlu, genel sekreter yardımcılığı makamına getirdiği, üç şirketten birden maaş verdiği, aylığı 45 bin TL’ye gelen Yeşim Meltem Şişli’yi yanından kovsun, namaz kılmaya vakit bulur..

Ama şeytanları makamlara oturtup..

O şeytanların da, bu ülkenin dindar kadınlarının başındaki örtüye laf etmesine seyirci kalırsanız.

Bir de üstelik., “Görevden uzaklaştırılıdı”“İstifa etti” fırıldak yalanları ile, halkı aldatırsanız..

Namaz kılmaya da vakit bulamazsınız..

Namaz kılmaya niyet de edemezsiniz..

Çünkü şeytanları, kendiniz getirdiniz..

Çevrenizi kendiniz, şeytanlarla çevirdiniz.. Bunu sadece Ekrem İmamoğlu’nun makama getirdikleri için söylemiyorum..

Bizzat kendisi için de söylüyorum..

Hacı Meral Abla, Ahmet Davutoğlu abi, ve bizim mahallenin her şeye muhalefet eden dindarları..

Bu milletin başına, bunları bela ettiler..

“AK Parti zinayı serbest bıraktı” diyenler..

Bugün “Zina haramdır” diye yüksek sesle haykıranlara çelme takanları oy vererek, oy vermeseler bile oyları bölerek desteklediler.. CHP’ye kazandırdılar..

Buyrun.. 

Ankara Barosu o gün sizinle idi..

İzmir Barosu sizinle idi..

Diyarbakır Barosu sizinle idi..

Bakın o barolar, bugün eşcinsellerden yanalar..

Saadet’i de, Hacı Meral’i de, iyi düşünsün..

Tercihleri kimden yana: “Gayleri destekleyenlerle mi birlik olacaklar? Yoksa gayleri lanetleyenlerle mi?”

Google+ WhatsApp