‘Kontrollü Bir Şekilde Normalleşiyoruz’ mu?

‘Kontrollü Bir Şekilde Normalleşiyoruz’ mu?

Sahi normalleşmek nasıl bir şey? Alışılmışın ortalamasını tutturarak yaşarsak normalleşir miyiz? Mesela; zulme sessiz kalıp bana değmeyen yılan bin yaşasın dersek, Allah'ın ayetleriyle açık ve alenen dalga geçildiği ve ayetlerin çiğnendiği bir toplumda nemelazımcı olursak ve kendi çıkarlarımızın peşinde koşarsak normalleşmiş olur muyuz?..

Kontrolünü kaybetmiş bir dünyada kontrollü bir haftaya girmiş olmanın heyecanı tüm yurtta merakla gözleniyor durumda. Gittikçe otoriterleşen bir devlet, küçücük çocukları, dışarı çıktılar diye havaya silah sıkarak korkutup, ürkütücü sesleriyle çocukların peşlerinden koşan eli silahlı, üniformalı adamlar, insanlık için yapmış oldukları vazifenin rahatlığı ile hepsi iftar sofralarında şöyle bir yayılıp Allah’a hamdetmektedirler kuşkusuz. Sadece onlar mı? Yaşadığı zulme sessiz kalanlar, sessiz kalmakla yetinmeyip zulmü destekleyenler, kendisi gibi düşünmedikleri için onları ötekileştirenler ve hatta öldüremedikleri için hayıflananlar, aynı ırka ait olmadıkları için terörist yaftasını hemencecik karşısındaki insanlara yapıştıranlar da iftar sofralarına yayılarak Allah’a hamdetmektedirler.

Ekonomik kriz yaşadıkları için ekmeklerinden olanlar ve bu krizi dile getireceği zaman ülkenin ali menfaati hakkında asılsız şayialar yaymaktan suçlu bulunmakla tehdit edilenler, sofrasına çocukları ve kendileri için yiyecek bir şeyler koyabilmek için çöpleri karıştıranlar ve katından ya Rab bir kurtarıcı yok mu diye sessizce ağlayanlar.. onlar da iftarlarını açarken hamdetmektedirler. Ölüm oruçlarında birileri ölürken, onları bu yola mecbur edenler ve onun ölümüne alkış tutanlar da kuşkusuz insanlık hanesine kattıkları “güzel” şeylerden dolayı içleri ferahtır. İhaleye fesat karıştıranlar, fakirden alıp zengini daha çok semizleştirenler, emaneti ehline vermeyip yandaşına tevdi edenler hepsi kendisini en erdemli insan sayarak yaşamaya devam etmektedirler. Evet normalleşmenin başlayacağı ilk haftaya giriyoruz. Sahi normalleşmek nasıl bir şey? Alışılmışın ortalamasını tutturarak yaşarsak normalleşir miyiz?

Mesela; zulme sessiz kalıp bana değmeyen yılan bin yaşasın dersek, Allah’ın ayetleriyle açık ve alenen dalga geçildiği ve ayetlerin çiğnendiği bir toplumda nemelazımcı olursak ve kendi çıkarlarımızın peşinde koşarsak normalleşmiş olur muyuz? Birbirimize sırtımızı dönersek, dünya yansa umurumuzda olmasa, daha üretken ve paylaşımcı olabilecekken sırf daha fazla keyfimiz kaçmasın diyerek şöyle uzaktan el ucuyla yapsak yapacaklarımızı normalleşir miyiz? Bizlerde vatan, bayrak, ezan üçlemesini teslis inancı gibi sahiplensek milliyetçi ve ulusalcı olsak normalleşmiş olur muyuz? Devleti ali’nin ve dahi küresel sistemin istediği normalleşme böyle bir şey.

Allah müslümanları tarif ederken yanları yataklardan uzaklaşır diyor. Dünyayı boşuna yaratmadın Rabbim diyerek günün her saatini tefekkür içinde geçirir diyor. Yeryüzünde din Allah’ın oluncaya kadar cehdine devam eder diyor ama öyle uzaktan değil. Canının ve malının karşılığında Allah’a karzı hasen verir diyor. Allah’ın normali böyle işte. Küresel sistemin normalinden çok farklı olduğu kesin. Bizim hayatımızda normal ve anormalin yeri değişmiş durumda. Hayatın normale döneceği bu hafta acaba müslümanlar da kendi normaline dönebilecek mi? Dünyayı anlamak kadar değiştirebilme sorumluluğunu da üstlenerek kendinden başlayan ve ehliyle devam edecek bir cehde girebilecek mi? Kuşkusuz insan ölümsüz değil ve birgün hak vaki olacak. İnsan, ömründe bir çok salgın ve hastalık atlatacak. Çünkü insanın elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat çıkmakta ve çıkmaya da devam edecek. İnsan böylesi bir süreçte yaşama bağlandığı kadar Allah’a da bağlanıp bağlanmadığını elbette tefekkür edecektir. “Ey insan nereye bu gidiş!” ayetini henüz bu dünyada okuyabilme fırsatımız varken gidişatımızı Allah’ın normaline göre tasarlamak için henüz geç kalmış sayılmayız.

Google+ WhatsApp