Kızmayın ama ABD ile barış başladı...

Kızmayın ama ABD ile barış başladı...

Durum bu. Benim de hoşuma gitmiyor ama... ABD’nin eli düşmüştü zaten. Türkiye de ABD ile çatışmak istemiyor artık. Bu hissiyatı Washington da fark etti ve Türkiye sıkışsın diye daralttığı kapıları açıyor.

Kızmayın ama ABD ile barış başladı...

 

Durum bu.

Benim de hoşuma gitmiyor ama...

ABD’nin eli düşmüştü zaten. Türkiye de ABD ile çatışmak istemiyor artık. Bu hissiyatı Washington da fark etti ve Türkiye sıkışsın için daralttığı kapıları açıyor.

 

 

 
 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

 

‘Hali’ anlatıyorum...

Halimi değil...

***

Sersemlemiş görünüyorlar...

Bizde seçim ertesi yapılan tüm hararetli tartışma ve analizlere rağmen, Batı basit soruyor ve bunun hem gönlünü hem aklını ikna edecek cevabını bulabilmiş değil.

Türkiye’den gelen okuma ve istatistik çaprazlamaları da kabul etmiyorlar. Çünkü dostları yanıldı. Hatta ‘yalan söyleyenler, TV’de günah çıkaranlar’ oldu...

Basit soru şu; “Recep Tayyip Erdoğan, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 51,9 oy almıştı. 24 Haziran’da da, 16 yılı aşkın bir iktidarın lideri olarak yüzde 52,6 oy aldı. İnanılmaz! Bu nasıl izah edilebilir”?..

Bu soruya ‘temiz’ yanıt verilmesi, seçimlerin sonunu önceden kestirmiş olsun-olmasın her iki Batı (ABD ve Avrupa) için de hayati...

İki sebebi var; bir, Ankara yönetimi bugüne kadar kur(g)ulu tüm “Batı tipi politik saldırı aksamı”nı paralize etmiş durumda. Basın-yayın faaliyetleri, sosyal medya operasyonları, düşünce kuruluşları, Wall Street, başta Moody’s ve Standart and Poor’s olmak üzere kredi derecelendirme kuruluşları üzerinden gelen ekonomik ataklar, Yahudi lobisi operasyonları, siyasi ve askeri daraltmalar, vs...

Türk kamuoyu da nereden beslenip, büyütüldükleri konusunda fikir sahibiydi ve ‘dar kesim’ hariç satın almadı.

TÜKÜRÜK YALAYANLAR VE ‘EKSEN TÜRKİYE’...

Saydığımız Batı malı bu ameliyat edevatının güncellenmesi şart ve acilen güncellenmiş politik lokma takımları üretmeleri gerekiyor.

Çünkü iki; seçimler Jeopolitik açıdan yüksek risk üretmiş durumda ve Avrupa bir kenara özellikle ABD’ye ricat dayatıyor!

Sağır sultan biliyor; Ankara’nın bağımsız dış politikası, Ortadoğu’daki ABD hegemonyasına şiddetle meydan okuyor. “Eksen kayması” iftirasını tükürdükleri yerden yaladılar ama “Eksen Türkiye” yerinde duruyor, yükseliyor.

Avrupa’nın kapısında beklemeyen ama kapıya dayanan büyük bir Sünni Müslüman ülke, neredeyse stratejik yakınlaşmalara rağmen Rusya’yı sınırlayan, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’e bakan bir NATO gücü, Müslüman Ortadoğu için rol modeli! Ve şimdi Türkiye’nin siyasi istikrarı da katmerlenmiş bulunuyor.

Özetle... Bu dünyada bir ülkeyi tarif eden ne varsa; coğrafya, kültür, tarih, din, ordu, siyasi ritim, hepsinin eşsiz bir bileşimi...

Bu tarif, Batı için ne terk edilebilir ne de kendi haline bırakılabilir. Ama ellerinde pek az araç kaldı. Bu yüzden-kelimenin iki anlamıyla da-geriliyorlar. Konjonktür de güneyimizden başlayarak esniyor.

Şunu artık kabul ettiler...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘çizmeyi aşarsa’-ki aştı-onun yerini alması için tuzaklanan Amerika’nın FETÖ’sünü ezdi, bölgeyi buna bağlı yönetecek ABD oyun planını önledi, Türk-İsrail ekseninde yaratılan Orta Doğu’daki ABD stratejisinin kalbine mızrak sapladı...

ELENENLER, ELDELENENLER, KAZANANLAR...

Trump yönetimi bildik, alıştık ne varsa yıkıyor. Kaosu besliyor. Elenenlerle eldeleri ayırıp, işine yarayanları alıyor. Türkiye istisna. İkisi de değil. Bir seri karabasanın altından kalktı ve oyun bozucudan, kurucuya terfi etti.

Rusya ile işbirliği elbette çıkarlara dayanıyor ama stratejik keskinliği olan ayakları da var. Amerika’nın veya herhangi birinin bunu fark etmemesi imkânsız. AB-Türkiye ilişkileri ise ‘masadan kalkılsın’ diye birbirinin gözüne bakma noktasında.

Karşılığı, Suriye ve Irak’ta ABD ve İsrail’in bin kez karıp-bin kez dağıttığı Kürt kartlarından geliyor.

Transatlantik sürtüşme azdığı ve batılı ittifak sistemi zayıfladığı için Türkiye’nin Rusya-Çin liderliğindeki Avrasya bütünleşme süreçlerine kayma riski bulunuyor.

Bunların üzerine Türkiye’de artık Başkanlık sistemi var. Biz de biraz el yordamıyla gidiyoruz ama ABD için de bilmediği bir kaygan zemin bu!

Hiç akla gelmeyen artılar da var; aynı küresel durumu anlayan, seçimlerden sonra Türkiye’nin rotasını doğru okuyan, Çin ve Rusya dışında süper güçler de Ankara’ya yanaşma yollarına gözcü çıkarıyor!

Bunların yekûnu ABD içinde Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen ve buna ihtiyaçları olduğunu açıkça söyleyen oyuncuların elini güçlendiriyor.

Rahatsızlık veren nokta ise Amerika’nın bu ilişkiyi NATO üzerinden kuvvetlendirme işaretleri vermesi. NATO kuşkusuz önemli ama 70 yıl önce başladığımız yer, Türkiye-ABD ilişkilerinin asgarisidir!

Peki Ankara? O da aynı toplamın farkında. ABD ile yeni çatışma alanları yaratmayacak. Eldekileri azaltacak. NATO içindeki yerinin altını çizecek ve yeni görevlere-yüksek sesli ‘dikkat’ uyarılarımız altında-bakacak.

Suriye konusunda şu an fark edilmeyen, İran’ın oyundan düşmesi, Rusya-ABD-İsrail mutabakatına yaklaşım vb., değişkenleri bol konularda Amerika’yı müzakereye zorlayacak!

ABD-Türkiye ilişkilerinde yeni bir yakınlaşma döneminde miyiz? Evet. Eşik aşıldı. İlk NATO zirvesi, Erdoğan-Trump buluşması o...

Peki, bunlara bakınca neden memnun değilim?

Hesap kapanmadı. Artı, yine yaparlar.

Devlet kafası başkadır.

Siz devletin kafasına bakın...

 

nedret ersanel

yeni şafak

Google+ WhatsApp