Kıyıya sürüklenen hayatlar

Kıyıya sürüklenen hayatlar


Kıyıya sürüklenen hayatlar

 

 

Mültecilerin durumu sadece Avrupa’da değil, ülkemizde de sık sık gündeme gelen bir sorun.  İnsani hassasiyetleri zayıflayan kimseler, onları anlamak ve destek vermek yerine rencide edici tavırlar sergilemeyi tercih ediyorlar: Ülkelerinde savaş varken neden göçü tercih ettiler? Ağzı süt kokan çocukları neden tehlikeli yolcuğa sürüklediler? Göç ettikleri ülkeye neden adapte olamadılar?  Çevrenizde sık sık işittiğiniz bu sorular ne yazık ki göçmenleri ikinci kez mağdur ediyor. Mültecileri hain ve korkaklıkla suçlayanlar nedense şu soruları sormayı akıl edemiyorlar: Yurtlarını terk eden bu insanların toprakları neden işgal edildi? Savaşı kimler hangi amaçla çıkarıyor, insanlar hangi şartlarda yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorlar?  İnsanları şiddet, ölüm, katliam ve yoksulluğa sürükleyenler kimler? İnsanlarımız asıl üzerinde durulması gereken sorunu görmezden gelip, hep kirin yüzeyindeki köpükle meşgul oluyorlar. Oysa asıl sorgulanması gereken, İslam coğrafyasına şiddet, işgal ve katliamı taşıyan küresel kapitalist Siyonist odaklardır, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlar değil.

 

Göçmenlerin sorunu bütün dünyada tartışılan ve üzerinde mutabakata varılmaya çalışılan bir sorun. Yakın tarihte Meksika’dan ABD’ye ulaşmak için yola çıkan göçmen konvoyuna 7 binden fazla kişinin katıldığı ve bunlar arasında 2 bin 300 çocuğun bulunduğu tahmin ediliyor. Göçün önüne geçmenin şart olduğunu düşünen ABD Başkanı Trump ABD’ye yasadışı yollardan girenlere iltica başvurularının reddedilmesini öngören bir başkanlık bildirgesi sundu.  ABD başkanının mülteci akınını önlemek için ön planda tuttuğu Meksika duvarı muhalifler tarafından eleştiri alsa da, iç savaşı tetikleyerek insanları göçe mecbur bırakan zihniyet ülkesine girişi engellemek için traji komik yollara başvuruyor.

Masum halkları katledip onların kaynaklarını işgal eden ABD zihniyetinin göçmenler hakkındaki kararının yankıları sürerken ABD’ye yasadışı yollardan geçerken sınırda gözaltına alınan çocukların ölüm haberleri geliyor. Savaşın devam ettiği ülkelerde insanlar çocuklarını korumak için her türlü riski göze alarak göç ediyor. Mülteci durumuna düştükleri ülkelerde dışlanıyor, ikinci sınıf insan muamelesi görüyor uyum sağlayamıyorlar.  Fakat kimse bu insanların neden yurtlarını terk etmek zorunda kaldıklarını sorgulamıyor. Hırsızı kollayıp, hırsızın şerrinden kaçan masum insanları kötü ilan ediyorlar ne acı!

Göçmenlerin ülkesine girmesini engellemek için çare arayan ABD zihniyeti topraklarını işgal edip, kabile, kardeş, mezhep çatışması ile birbirlerine kırdırdığı masum halklara hiçbir yaşam hakkı tanımıyor. Guatemala, Honduras ve El Salvador’da yoksulluk ve iç savaştan kaçan insanlar ABD’ye girmeyi bir seçenek olarak görüyor ve yola düşüyorlar. Çoğu sınırı geçemeden hayata veda ediyor. Unutmayalım ki, kimse kurduğu düzeni bozup çileli bir yolculuğa razı olmaz. O nedenle mültecilerden ziyade onları bu duruma düşüren zihniyetleri ve bu zihniyetlerin yeryüzünde ektiği fitneyi dile getirmek ve kuyunun dibindeki kire odaklanmak zorundayız.

Bir söz

 “Bulanık suya bakarsan orada ne ay görebilirsin ne de gök. Hava kararınca güneş de gizlenir ay da” Mevlana

 

milli gazete

Google+ WhatsApp