Kıvır Akpınar, kıvır.. Varsa yiyen, kıvır!

Kıvır Akpınar, kıvır.. Varsa yiyen, kıvır!


Henüz Cumhurbaşkanı seçileli, 6 ay bile dolmamış..

 

Bir seçimden çıkmışsınız..

 

Hem nasıl seçim?

 

Karşınızdaki rakiplerinizin hepsinin hedefinde siz varsınız..

 

Muharrem İnce.. Meral Akşener.. Selahattin Demirtaş.. Temel Karamollaoğlu.. Hatta Doğu Perinçek.. 

 

Hepsi Tayyip Erdoğan’a saldırıyor..

 

Birbirlerine tek kelime ile eleştiri getirmeden, sinsi bir planı sahneye koymaya çalışıyorlar..

 

“Tek hedefimiz var. Birbirimizden alacağımız oy, sonucu değiştirmez. Biz Erdoğan’ın tabanından oy alacağız. Ne kadar oy alırsak, ikinci tur hayalimiz gerçekleşecek. Seçim, ikinci tura bir kalsın.. İşte o zaman, düşman kardeşlerin nasıl birlik olduklarını.. Birbirine silah çekenlerin, Erdoğan’ı seçtirmemek için nasıl tek aday etrafında hiç sektirmeksizin hareket ettiklerini göreceksiniz” mutabakatı ile yola çıkmışlar..

 

Tablo resmen şöyle:

 

AK Parti, MHP, BBP birlikteliği bir tarafta..

 

Diğer partilerin tamamı bir tarafta..

 

Böyle kıran kırana bir seçime girilmiş..

 

Seçim günün akşamında, Tayyip Erdoğan’dan sonra en fazla oyu alan Muharrem İnce, “Adam kazandı” demiş, noktayı koymuş..

 

Ama 9 ay sonra bir de mahalli seçimler var ya..

 

Muhalefeti dinç tutmak lazım..

 

İki turlu Cumhurbaşkanlığı seçiminde, bütün hedefi ikinci tura yoğunlaştırmanızın kafa karışıklığı ile yaşadığınız eksikleri, şimdi mahalli seçimlerde tekrarlamamanız lazım..

 

Onun için de bir yandan kirli ittifakı sağlamanız, bir yandan da tek hedef olan Erdoğan’a saldırmanız lazım..

 

Fütursuzca.. Gözünüzü karartmış şekilde saldırmanız lazım.

 

Seçilmiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı itibarsızlaştırmanız lazım.. Ki, mahalli seçimde ciddi darbeyi vurasınız..

 

Ondan sonra da “meşruiyet” tartışması açıp, Erdoğan’ı indirmenin yollarını kendinize açasınız..

 

İşte bunun için.

 

2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminden çıkalı daha 6 ay olmuş iken..

 

Karşısındaki; içinde solcusu, milliyetçisi, PKK’lısı, dindarı, Maocusu olan 5 adayın toplamı % 47.4 ancak toplayabilmiş iken.. 

 

Tek başına % 52.6 oy alan Erdoğan’a bel altı vuruşlar yapılmaya başlanmış..

 

Hem nasıl bel altı vuruşlar..

 

Sadece muhalif parti genel başkanlarının sözleri ile yetinilmiyor..

 

Daha fazla, daha fazla bir şeyler yapmak üzere, toplumun tüm kesimi hareketlendiriliyor..

 

Sanatçı geçinen hokkabazlar, artistler, değişik görüşten partililer, eski bürokratlar, 28 Şubat’ın derin gazetecileri sahneye çıkarılıyor..

 

İşte o kapsamda, Metin Akpınar ile Müjdat Gezen, Uğur Dündar’ın moderatörlüğünde Halk Arenası’nda boy gösteriyorlar..

 

Tek hedef var.

 

Tayyip Erdoğan’a hakaret etmek. 

 

Onu itibarsızlaştırmak..

 

Müjdat Gezen bu konuda biraz daha usta..

 

Metin Akpınar, biraz gariban..

 

Veriyorlar gariban Metin Akpınar’ın eline sazı..

 

O da arkadan iteklendiğinin farkında değil..

 

Saldırıyor ha saldırıyor: “Bireylerin özgür iradeleriyle, kendi geleceklerini tayin edebildikleri bir rejim demokrasidir. Bizim bu polarizasyondan, bu kargaşadan kurtulabilmemizin tek çaresi de demokrasidir. Oraya ulaşabilirsek ne âlâ... Kavga, dövüş olmaz, biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak her faşizmin karşılaştığı gibi... Belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonlar yaşayabilir... Ama bize yazık olur, biz harap oluruz.”

 

Seçimden çıkalı 6 ay olduğu halde..

 

Sanki 15 yıl önceki son seçimle işler götürülüyormuş gibi bir hava estirerek..

 

“Bireylerin özgür iradeleriyle, kendi geleceklerini tayin edebildikleri rejimin adı demokrasidir” diyor.

 

Ay bilmiyorduk..

 

Biz de sanıyorduk ki, Atatürk diyenin seçildiği, Kemalizm diyenin otomatik kazanmış ilan edildiği rejimin adı demokrasidir..

 

Vah vah vah.. Bilmediğimizden, gitmiş Erdoğan’a oy vermişiz..

 

Yüksek Seçim Kurulu da “CHP’nin adayı var iken, başka adayın kazanması muhaldir” dememiş..

 

Kim kazanmış ise, onun başarısını tescillemiş..

 

Şimdi bunlar gelmiş başımıza.

 

Ne gelmiş?

 

Akpınar onu da anlatıyor: “Bu kargaşadan kurtulabilmemizin tek çaresi de demokrasidir.”

 

Affedersiniz, ne kargaşası bu?

 

Seçim yapılmış mı? Yapılmış.

 

Erdoğan aslanlar gibi seçimi kazanmış mı?

 

Kazanmış..

 

 Ne karışıklığı var ki, halkın karşısına çıkmış, “Bu karışıklıktan çıkmanın tek çaresi demokrasi” diyorsunuz.

 

Sanki demokrasi yokmuş da seçimsiz olarak, darbe ile birisi başımıza gelmiş oturmuş da..

 

“Bu karışıklığı sonlandırmak için, demokrasiye geçmemiz gerekir” çözümü öneriyorsunuz..

 

Bunu da geçtik..

 

“Şu an olmayan demokrasiye ulaşırsak ne ala.. Ulaşamazsak.. İşte o zaman..” diye başlıyor sazı daha canlı çalmaya..

 

Diyor ki, “Her faşizmin karşılaştığı gibi... Belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonlar yaşayabilir..”

 

Kısacası, 6 ay önce özgür, eşit bir seçimin arkasından, Akpınar’ın dediği şu “Bugün faşizm var.”

 

Halkın % 52.6 oyla seçtiği cumhurbaşkanına, “faşizm ile seçildin” diyor.. 

 

Seçilmiş cumhurbaşkanına da faşist diyor..

 

Sonra mı?

 

Bir bilge edası ile uyarıyor: “Ayağından asarlar”.

 

Ayağından asmak biraz tahkir edici mi oldu?

 

Metin Akpınar- aklı sıra Errdoğan’a kıyak geçiyor, “mahzenlerde zehirlenerek ölür.”

 

Yaa.. İşte böyle..

 

Peki 2 sene önce, seçimden çıkalı 6 ay olmuş iken bu tehditleri savuran Metin Akpınar, dünkü duruşmada, nasıl savunuyor kendisini?

 

Şöyle: “Gençliğimden itibaren yaşamımı sanata adadım. Bu programda da sanattan bahsettim. Ayrıca demokrasiden ve demokrasiye bizi götüren aşamalardan bahsettim. Doğrudan sayın Cumhurbaşkanı’na yönelik, onu hedef alan bir söz söylemedim. Beraatime karar verilmesini talep ederim.”

 

Caart. Kaba kaaat. At yalanı, varsa inananı.

 

Bu savunmayı, savunma diye mahkeme salonunda, 80 yaşındaki adama tekrarlatanlara da yazık. Tekrarlayana da yazık..

 

Oysa çıkıp deseler ki.

 

“Dolduruşa geldik. O tarihteki CHP’nin oluşturduğu rüzgarın tesiri ile biraz haddimizi aştık. Sayın Cumhurbaşkanı’ndan özür beyan ediyorum. 80 yaşındaki bir kişinin ceza almasından, herhalde kendisi de sevinç duyacak değildir.”

 

Dediği an..

 

Erdoğan davadan çekilecek..

 

Mevzuata göre yeterli olmayabilir ama.

 

Hakim de “illa da illa ceza vereceğim” diyecek değil herhalde..

 

Sembolik bir ceza. Onu da erteler. Olur biter..

 

Ama.. Kuyruğu dik tutacaklar ya..

 

Utanmadan, “Erdoğan’ı kasdetmedim” diyorlar..

 

Üç kuruşluk değerlerini de sıfırlıyorlar!

Google+ WhatsApp