Kişi Zamanın Oğludur

Kişi Zamanın Oğludur


Bu söz bir fikir akımının insanı tanımlayan yargısıdır.  Yine aynı düşünce ekolüne ait sonu olumsuz ifadelerle biten iki beyitlik bir şiirde de şu ifadeler kullanılmaktadır:

“Bir gün ki geçmiştir ondan bahsetme.

Yarın ki gelmemiştir feryat etme.

Geçmiş ve gelecek üzerine temel kurma.

Halini hoş tut ömrünü berbat etme.”

Tarih boyunca insanlığın hayat tecrübesinden çıkarmış olduğu özgün ifadeler vardır. İşte onlardan birinde de şöyle denilmektedir:

“Geçmişte yaşananları düşünmek suçluluk duygusunu, gelecekte yaşanacakları düşünmek endişe duygusunu uyandırır. Geçmiş geçmiştir, gelecek de henüz gelmemiştir. Yaşanan tek an, şu andır.”

İlk bakışta kulağa ve gönle hoş gelen bu ifadeler, dünyaya yemek içmek oynayıp gülmek için geldiğini zanneden insanlar için biçilmiş bir kaftandır. Bu anlayış,  “ sen keyfine bak bir daha gelecek değilsin bu hayata neresi nerde kalırsa kalsın” anlayışının sonucudur.  Müslümanın böyle bir anlayışa sahip olması düşünülebilir mi?  Onun imanı “havf ve reca”/ korku ve Ümit arasında olmak zorundadır.  Yaptıklarının sonucunu düşünerek rabbinin azabından korkan; O’nun, tevbe edenleri ihlâsla kendine yönelenleri affedeceğine inandığı için hatalarını bağışlayacağını ümit eder. Elbette yaşanan hayatı geri getiremez. Ama yaşananları düşünerek yaşayacağı hayatı yeni bir anlayışla düzenlemesi gerekmez mi?

Yaşanan tek an, şu andır”  sözüne karşılık geçmiş de hep geçmişte yaşadığımız ‘şu anlar’ değil mi? Anın değerini ortaya koymaya çalışırken geçmişi boş vermekte mümkün değildir. Unutmayalım ki vereceğimiz hesabın konusu hep geçmişte yaşadıklarımız ‘şu anlardan’ olacaktır. Bu nedenle bizim için geçmişte önemli, gelecekte.  Ancak üçüncü zaman dilimi olan şimdiki zamanın önemini de unutmayalım. Çünkü yapacağımız her işin icraatı yaşadığımız şimdiki zamanda gerçekleşmektedir..

Allah iman eden,  akleden, yaptıklarını anlayıp pişman olanlar için tövbe kapısını daima açık bırakmıştır.  Bu nedenle geçmiş hataların telafisi mümkündür:

“Kötülükler yaptıktan sonra ardından tövbe edip de iman edenlere gelince, şüphesiz ki o tövbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir.”(Araf 7/153)

“Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.”(Bakara 2/186)

Elbette telafisi mümkün olmayan hatalar da vardır:

“Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.”(Nisa 4/48)

Üzerinde bulundukları anlayışı, yürüdükleri yolu, bulundukları hali doğru bulanlar için de rabbimiz:

“Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.” (Nisa 4/49)

Yaratılmışlar olarak üç zaman dilimi ile kuşatılmış olduğumuzu biliyoruz. Geçmiş,  gelecek ve şimdiki zaman.  İnsan olarak en geç fark ettiğimiz zaman dilimi şimdiki zamandır.  Onun ne kadar kıymetli olduğunu da bitmesine çok az kaldığı zaman anlıyoruz. Fakat bu anlayışın fazla bir faydası olmuyor. Buna küçük bir örnek verecek olursak:  Bu gün akşam saat 18.45 de  yurt dışına gitmek üzere  sabah 09.00 da bilet aldığınızı var sayalım. Kalkışa 9 saat 45 dakika zamanınız var, gayet rahatsınız. Bu zamanı orada burada geçiriyorsunuz. Bulunduğunuz yer ile hava alanı arasında ki mesafe ise iki saatte alınacak bir uzaklıktadır. İçinde bulunduğunuz ortama öyle kaptırmışınız ki uçağın kalkmasına bir saat kala durumu farkediyorsunuz. Bu şartlarda yetişmeniz mümkün görünmüyor. Şimdi sağda solda çarçur ettiğiniz o zamanın ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaksınız ama bu anlayış zararınızı telafi etmeyecektir.  Bu ihmalinizin maddi ve manevi kayıplarını düşünün.  Geriye alma yâda birinden zaman satın alma imkânınız olabilir mi? Olamayacaktır. Çünkü böyle bir şey imkânsızdır. Bu sıkıntı sadece bir defalık uçağı kaçırmış olduğunuz dan dolayı iken; bir ömürlük ihmalimizi düşündüğümüz zaman, acımız sürekli, kayıplarımız telafisiz  olacaktır.  Zamanımız tükenmiş ise; Artık geriye dönüp ne yapmadıklarımızı yapacak zamanımız ne de telafi edecek imkânımız olacaktır.

Bu nedenle geçmişin telafisi geleceğin kurtarılması, insan için yaşadığı zamanı çok iyi değerlendirmesi ile mümkündür. Çünkü hayat daima şimdiki zamanda yaşanır. Kazanılan şeyler de kaybedilen şeyler de şimdiki zamanda yapılanlarla mümkün olur.  Bunun için en kıymetli zaman bizim için şimdiki zamandır. Bunun önemi ile alakalı geçmişte  güzel sözler edilmiş ve çok güzel tespitler yapılmıştır:

“Hiçbir şey bugünden değerli değildir. Dünü tekrar yaşayamazsınız. Yarına ise ulaşamazsınız.”

İyi yaşamak için acele et ve şunu bil ki her gün, başlı başına bir hayattır.”

“Her günü, son gününüzmüş gibi düşünerek yaşayın. Çünkü bir gün öyle olacak!”

“Ne tuhaf! İnsanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı. İnsan içinde yaşadığı anı derinleştirmeyi/değerlendirmeyi, zamanı azaldıkça öğreniyor.”

“vakit nakittir.  Hatta nakitten daha değerlidir. Çünkü vakitle nakti kazanabilirsiniz. Fakat nakitle vakti geri alamazsınız.”

Bunun önemini anlatmak için bir günün  saniyelerini  paraya  tahvil ederek bize anlatmaya çalışan şu örneği dikkatle okuyup üzerinde düşünelim:

“Her sabah hesabınıza 86.400 tl yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu vardır. Harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 tl bulacaksınız. Nasıl keyifli değil mi?

Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı ”zaman” her sabah 86.400 saniye hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç yarına devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor, her akşam günün bakiyesi siliniyor.

Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekme yok.

Bu günü bugünkü hesaptan yaşamalısınız. Zaman hiç kimseyi beklemez.

Dün artık mazi oldu yarın ise muamma.

Bu gün ise avuçlarımız içinde bize sunulmuş bir armağandır.”

İşte ‘bu gün’ geçmişi düşünerek suçlarımızı,  günahlarımızı, ihmallerimizi, yapmadıklarımızın suçluluğunu; geleceğimizin endişesini kalbimizin derinliklerinde duyarak telafisine yöneleceğimiz son fırsatımızdır. Bu günün bizim için son gün olmayacağına kimsenin garantisi yoktur!

Sözü dinleyene, sözü anlayana ve vakit kaybetmeden gereğini yapmaya çalışanlara selam olsun! 

Google+ WhatsApp