Kirpi...

Kirpi...


Kirpi...

 

 

ABD son dönemlerin en büyük askeri yığınağını İran çeperine yapıyor ve resmi açıklaması şu; “savaş istemiyoruz”!..

İran bu kuşatmaya göre düzen alıyor, füze bindirilmiş yüzlerce tekneyle körfeze selam gönderiyor ve resmi açıklaması şu; “savaş istemiyoruz”!...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Suudi Arabistan İran’ın uzaktan vurulmasına razı ama Dışişleri Bakanı “savaş istemiyoruz” diyor...

Bana sorarsanız, Irak, Suriye ve Lübnan’daki Tahran kolları dışında İsrail dahi savaş istemeyecektir. Planları tıkır tıkır işliyor ve bunu akamete uğratabilecek tek şey, kontrolden çıkacak bir savaş olur...

Ulusal Güvenlik çıkarları zıt bu kadar ülke barış istiyorsa, oradan ufak ufak uzaklaşmanızı tavsiye ederim.

“Savaş çıkmaz” kabulleri gerçekçi olsa da, bu denli dar alanda ama olası sonuçları dünya haritasının göbeğini çatlatacak bir “savaş olasılığı” var ise.. “İstemeyiz” açıklamalarının hepsi samimi dahi olsa, ‘iyi saatte olsunlar’ karışır işe!..

***

Mesela, bu kadar zamandır Irak’ta neredeyse ‘yerleşik’ hayata geçmiş ülkeler, apar-topar ‘topukluyorsa, işin gerçek yüzünü bilen İngiltere dahi ayağını sürüyerek dahi olsa kervana katılıyorsa-buna rağmen Ankara, Bağdat’la ilişkilerini pekiştiriyorsa...

Ama bittiğinde ABD’nin dünyadaki en büyük konsolosluğu olacağı söylenen ‘kale’ inşası Kuzey Irak’ta harıl harıl devam ediyorsa...

Tüm bunlar olurken, Irak başkentindeki ‘Yeşil Bölge’ye ‘Katyuşa’lar atılıyorsa.. Herhangi bir hedefi tutturmaları önemli değildir, ‘işaret fişeği’ saymak durumundayız...

***

İdlib’te yaşanan sıkışma aynı parantezin kanatlarından biri. Rusya-Türkiye devlet başkanlarını takiben, iki ülke savunma bakanlarının çifte görüşmesi, İdlib’e yönelik Şam saldırılarını geçen haftadan sonra tasmalamış görünüyor.

Bu Türkiye’yi huzursuz ediyordu ve askıya alınmış gibidir...

Moskova’nın Şam’a neden “yürü” dediğini biliyoruz ama nasıl “dur” dediğini bilmiyoruz...

***

Hepsiyle eş zamanlı piyasaya sürülen iki ilginç spekülasyon dikkat çekici...

Güvenilir sayamayacağımız kaynaklardan beslenen, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Tahran’da Şam lideri Esad’la görüştüğü haberleri...

Doğruluğundan ziyade zamanlamasına ve gönderdiği mesaja mı bakmalı mıyız?..

İstihbarat temaslarının olmasında şaşırtıcı bir şey yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda açıklamaları var zaten.

Ancak Şam’dan servis edilen, Tahran’da gerçekleştiği, bizzat Esad tarafından açıklandığı, “Hakan Fidan’la görüştük, Erdoğan ile de görüşmeye hazırız” dendiği iddiaları ne demek istiyor, düşünmek gerek...

Sanmıyorum ama doğruysa ayrı, yalansa mayınlıdır, nereye basalım isteniyor, merak edelim.

İkinci konu da Libya’daki “Kirpi”ler meselesi.. Türk yapımı savaş araçlarının video ve fotoğrafları özellikle sosyal medyada havada uçuşuyor...

Türkiye’nin Libya’da kimin yanında kimin karşısında olduğu sır değil. Bu sadece taraf tutma meselesi de değil. Bölgeye yönelik Batı atakları ve Ortadoğu’da müstevlilerle işbirliği yapan ‘koalisyon’u sınırlara dayanmadan en uzakta karşılama hamlesidir...

Bu yardımlar gerçek veya değil, Libya’ya uzatılan el istilacılar ve ‘çözüm ortakları’ tarafından küresel kamuoyuna istismar edilerek sunulacaktır. Bu da sürpriz olmaz ama Ankara’nın da bu yüzden gözüne uyku girmeyeceğini sanmıyorum...

***

Bunlardan başka, gözümüzü ayırmadan izleyeceğimiz üç gelişme var...

S. Arabistan, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ve Arap Birliği üyesi ülkeleri Mekke’de toplayacak. Onlara İran tehdidini anlatacak, savaşa karşı güçlü bir Arap bloku oluşturmayı deneyecek.

İki, Fransa’nın Kıbrıs’ta üs alması ve daha çok bunun Akdeniz’de Türkiye karşıtı ittifaka nasıl katkı sunacağı.

Üç, S-400 ve F-35’ler... ‘Konuşulmayan nesi’ kaldı diyebilirsiniz. Var, şu; Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından söylenmesine rağmen ‘duyulmayan’, F-35’lerin simülasyon araçlarının ABD tarafından verilmediği bilgisi...

“5 tane F-35’i bizim generalimize ve pilotlarımıza teslim ettiler, Amerika’da şu anda uçaklarımız. Fakat orada da, mesela simülatörlerimiz falan var, bu simülatörleri henüz teslim etmediler. Tabii şimdi aparatlar buraya gelmedikten sonra, bizim burada 7 milyar dolarlık oraya parça üretimimiz var Türkiye’den, biz bunları bir taraftan hazırlıyoruz”...

Bu aslında bir ilk! Türkiye şimdiye kadar F-35 anlaşmasında ve teslim sürecinde aksama olmadığını söylüyordu. İlk kez kasıtlı aksilikten bahsedildi.

ABD, S-400’leri bahane ederek F-35’lere yönelik engelleme tehditleri savuruyor ama bu hayata geçen ilk adım.

***

Bu yükseliş “Yüzyılın Planı” olarak anılan, Ortadoğu’da “İsrail çözümü” olarak tarif edebileceğimiz yaklaşımın ilanına kadar devam edecek. İlanın ilk ayağı 25-26 Haziran. Ekonomik boyutunun açıklanacağı söyleniyor. Belli ki bu bir tür “satın alma” adımı. Planın siyasi boyutu ise Temmuz içinde gelebilir. Yani bir alıştırma/”açıklama” süreci var.

Sahaya yansıması ise “itirazcıların” baskılanması ile olacak.

Ağırlık olarak ne gerekirse kullanılacak.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp