Kırılmamak erdemdendir

Kırılmamak erdemdendir


Kırılmamak erdemdendir

 

 

Alvarlı Efe Hazretlerinin, “…Kemalde noksan imiş incinen de incitenden” sözü bana öteden beri göz ardı ettiğimiz bir hususu düşündürdü. Kalp kırmak, incitmek bütün kültürlerde yerilir ve olumsuz bir haslet olarak tanımlanır. Zira kalp Allah’ın sevgisini barındıran bir değerdir ki, bu değer aynı zamanda iyilik ve ihsanın da kaynağıdır. Kalp kırmakla sadece kul hakkına girmiş olmazsınız, bunun yanında Allah’ın sevgisinin, iyilik ve ihsanın barındığı bir değeri de yıkmış olursunuz. O nedenle insanlarla ilişkilerimizde nezakete önem verilmiş ve gönül kırmamaya özen gösterilmiştir.

Hz. Peygamber abdesti yanlış alan bir kişinin yanında doğru abdest alarak bu kişinin yanlışını düzeltmesini sağlamıştır. Resulullahın bu hadisede göstermiş olduğu ruh inceliği, nezaket ve anlayış onun karşı tarafı incitmemek için gösterdiği hassasiyeti özetler mahiyettedir. Elbette Resulullah kişiye uyarılarını doğrudan da yapabilirdi fakat karşı tarafın hassasiyetini düşünerek hem muhatabının kalbini fethetmiş hem de onun yanlışını düzeltmesine yardımcı olmuştur.

Kalp kırmak hiçbir toplumda, hiçbir kültürde doğru karşılanmamıştır. Kırılmamak ise İslam’ın kamalat derecesine yükselttiği şahsiyetlerin karakteridir. Kırıcı tavırlar karşısında kırılma hakkınız olabilir ancak affetmek, karşı taraf için hayır duada bulunmak erdemlerin zirvesinde bir değerdir. Resulullah Taif’te kendisine yapılan saldırılar karşısında kanlar içinde kalmış ve bir eve konuk olmuştu. Resulullah kendisine şiddet uygulayan kişilerin bu tavrından incinmedi, onları affetti ve onlar için duada bulundu. Onun izini takip eden şahsiyetler de insanlarla ilişkilerinde sadece incitmemeye değil incinmemeye de özen göstermiş, kendilerine husumet besleyen kişileri affedip onlar adına dua etmişlerdir.

Aslolan kırmamak ve kırılmamaktır. Ancak nihayetinde hepimiz zaafları ile başa çıkmaya çalışan insanoğlu insanlarız. Fakat ne olursa olsun kontrolü sağlayabilir, kırmamak için gösterdiğimiz hassasiyeti kırılmamak için de gösterebiliriz.

Çevremizdeki insanları kontrol altında tutma ya da yönlendirme şansımız yoktur. Biz ne kadar hassasiyet gösterirsek gösterelim katı ve anlayışsız kişilerle karşılaşabilir ve ağır eleştiri ya da ithamlara maruz kalabiliriz. Böyle durumlarda empati yapabilmeli ve bu kişinin niçin bu şekilde davrandığını anlamaya çalışmalıyız. Acaba kaba ve yıkıcı tavrın arkasında kişinin sevilmediğine, sevilmeye değer olmadığına, başarısız ve yetersiz olduğuna dair negatif inançları olabilir mi? Acaba bu kaba ve yıkıcı tavrın arkasında kişinin ebeveyninden öğrenmiş olduğu olumsuz iletişim modellerin etkisi olabilir mi? Olaya bir de bu yanından baksak ne kaybederiz ki?

 

milli gazete

Google+ WhatsApp