Kimlere rahmet dilenir?

Kimlere rahmet dilenir?


Kimlere rahmet dilenir?

Bugünkü köşemizi Ankara’dan Zafer İlhan’ın sualine ayıralım:

 “Hocam, öncelikle köşenizde yer ayırdığınız soru-cevap faslı için teşekkürler. Benim sorum son günlerin sıcak konusuyla ilgili. Akidede Atilla (Attila A.Ç.) İlhan’ı materyalist biliriz. Bir TV. sohbetinde İslam’ı bu ülkenin folkloru olarak tanımlıyordu. Belli ki o, İslam’ı iman edilecek bir din değil, bir “kültür” olarak görüyordu. Materyalistliğine hayatı ve eserleri şahit, imanına ise her hangi bir şahit bilmiyorum. Böyle birine rahmet dileyebilir miyiz? Daha açığı, İslam’da rahmet duasında bulunmanın ilkesi, yani kırmızı çizgileri var mıdır? Varsa delilleri nedir? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla.”

Evet, okurumuzun suali böyle. Öncelikle bizim saflarda tatsız bir polemiğe yol açmak istemem. Bunun için değerli okurumun bu sualini, suale mesnet ismi bir yana bırakarak ele alacağım. İsimler ayırır. Bu Kur’an’ın da yöntemidir. Kur’an misal verirken isim vermekten kaçınır. “Tip”ler verir. O tipi siz her çağda özelliklerinden tanırsınız. Ramses demez “Firavun” der, Zu-Nüvas demez “hendekçiler” der, Übey b. Halef demez “dini yalanlayan kişi” der, Bel’am veya Ümeyye demez “mesajlarımızı ulaştırdığımız halde sapıtan kişi” der!

Tabi ki, her sualde olduğu gibi bu sualde de “önce Kur’an, sonra Hz. Peygamber bu konuda ne demiş?” diye soracağız. Evet, Kerim Kur’an’a baktığımızda Hz. İbrahim örneğiyle karşılaşıyoruz. Kur’an Hz. İbrahim’in babasına ettiği dua üzerinde ne hikmetse çok durur. Tevbe, Mümtahine, Meryem, Şuara surelerinde konu ele alınır. Bu ayetlerin muhatabı getirdiği nihai nokta: Doğru yoldan sapmış (dâllîn 26:86) olan birinin ardından, isterse o kişi bir peygamber babası olsun, dua edilmemelidir.

Kur’an’daki izleri takip ederek olayı kısaca özetleyelim: Hz. İbrahim, davetini reddeden babası için dua edeceğini vaat etmiştir: “(İbrahim:) “Sen sağlıcakla kal!” dedi, “Seni bağışlaması için Rabbime yalvaracağım; çünkü O, bana karşı oldukça lütufkârdır! Artık hem sizden, hem de sizin Allah’ı bırakıp da yalvarıp yakardıklarınızdan uzaklaşacağım ve (sizin için) Rabbime yalvarmayı sürdüreceğim; umarım, Rabbime duamdan dolayı mahrum olmam.” (19:47-48)

Son cümlenin, “umarım duamdan dolayı Rabbimle aram açılmaz” anlamına geldiğini 9:113-1142ten anlıyoruz: “(Küfre saplanarak ölenlerin) cehennemlik olduğu onlara açıklandıktan sonra, müşrikler için -isterse yakın akrabalık bağları bulunsun- Allah’tan af dilemek, ne Peygamber ne de iman eden kimseler için doğru olmaz. İbrahim’in babası için Allah’tan af dilemesinin nedeni, yalnızca berikinin diğerine (hayattayken) verdiği bir söze dayanıyordu. Fakat diğerinin Allah düşmanı olduğu onun için kesinlik kazanınca, ondan hemen el çekti. Zaten İbrahim çok yufka yürekli, yumuşak huylu biriydi.” (Krş. 60:4)

Bu ayetlerin Allah Rasulü’nün hayatındaki yansıması nasıl oldu? Allah Rasulü Kur’an’ın defaatle ele aldığı Hz. İbrahim’in babasına duası bahsinden hangi dersi çıkardı? Bu sualin cevabı aynı zamanda, Hz. İbrahim’in babası “Allah’a düşmandı”, fakat ya öyle olmayanların durumu?” gibi bir sualin de cevabıdır.

Müslim, Ebu Davud ve Neseî gibi musanniflerin naklettiği meşhur haber şöyle: “Allah Rasulü, annesinin mezarını ziyaret etti. Hem ağladı, hem de ağlattı. Ardından dedi ki: Annem için Allah’tan af dileme izni istedim, buna izin vermedi, fakat ziyaret etme izni istedim, ona izin verdi.” (Müslim, 2/671 (976); Ebu Davud, 3/218).

Buradan ne çıkmaz?

Efendimizin validelerinin ahiretteki konumu hakkında hüküm vermek çıkmaz.

Peki ne çıkar? Allah’ın, Hz. Peygamber’e yasağı, olsa olsa, müminlerin rahmet konusunda Allah’a karşı takınmaları gereken edep ve nezaketi ifade eder. Efendimizin hassasiyeti ve Allah’a nezaketi bunu gösterir. Eğer nezaket gösterilecekse, bunu ilk hak eden Allah’tır. Allah’ın hakkı her hakkın üstündedir. Allah Rasulü, Allah’ın “ne Peygamber ve ne de müminler için doğru olmaz” dediği bir şeyden sakınmak, Allah’a karşı nezaketsiz konuma düşmemek için böyle titizlenmiştir.

Ben bildiğimi paylaştım. Bundan sonrası, kişinin nereden bakıp nasıl gördüğüne kalmıştır.

 

 

 

Google+ WhatsApp