“Kılavuzu tilki olanın”!..

“Kılavuzu tilki olanın”!..


“Kılavuzu tilki olanın”!..

 

Reşit olmadan önceki maceraları dillere destan olmuş Aleyna Tilki isimli bir şarkıcı kızın, “Türk gençlerine ilham” verdiği gerekçesiyle örnek gösterilip ödüllendirildiğini okuyunca, nasıl bir ülkede yaşadığımı düşündüm!

İçimden defalarca “Fesübhanallah” çektim. Defalarca “Hafazanallah” dedim.

“Tuz da mı koktu?” demekten de kendimi alamadım.

“Satanist” filan iddialarını bir yana bıraksam, yaşadığı “aykırı hayat” tarzını da hiç dikkate almasam ve merakımdan sorsam: “Bu kızcağız hayata hangi katkısıyla gençlere ilham veriyor, hangi doğrularıyla örnek gösterilmeyi hak ediyor?”

Sosyal medyasına şöyle bir baktım: Bir kere Türkçe bilmiyor. Okuma-yazma seviyesi “eh işte” denebilecek kıvamda. Bilgi düzeyi yerlerde sürünüyor. Hiçbir paylaşımında kültür kırıntısı yok. Şarkı tarzı “yerli” değil, “milli” değil. Hiçbir şarkısında ve hayat tarzında bu toprakların rengi, âhengi, kokusu yok. 

Buna rağmen, birileri Türkiye Cumhuriyeti gençliğine “ilham” verdiğini ve “örnek” gösterilmesi gerektiğini düşünmüş. Türkiye, Aleyna Tilki’ye benzeyen gençlerle dolsun istemiş: “Gaflet” mi, “dalâlet” mi, bilemeyeceğim! 

“İhanet” demeye de dilim varmayınca, ya susup oturacağım ya da Fuzuli gibi feryada başlayacağım:

“Söylesem te’siri yok, sussam gönül razı değil... 

Çektiğim âlâmı bir ben, bir de Allah’ım bilir!”

Gençlere gösterecek örnek mi kalmadı?

Alın, sırtında annesini hastaneye götüren delikanlıyı örnek gösterin!..

Engelli babasına bakmak için avukatlığı bırakan genç kızı örnek gösterin!..

Asgari ücretle ailesini geçindirdikten başka iki çocuğunu da okutan babayı önek gösterin...

Temizlik elemanı olarak çalıştığı sırada üniversite bitirip aynı kuruma müdür olan kadını örnek gösterin!

Türkiye’de bunca “aslan” varken, kala kala bir “tilki”ye mi kaldınız?

Eskiden de kadınlarımıza örnek” olarak gösterilen kadınlar vardı. Bunların başında Hz. Havva gelirdi. Kadınlarımız, tamamen yabancısı olduğu bir dünyada, duyguları sayesinde hayatta kalabilen Hz. Havva’dan her şart altında ayakta kalmayı öğrenirlerdi. Bugün bile “Osmanlı kadını” olarak hürmetle yâdettiğimiz diri kadını bu örnek inşa etti.

Hz. Hacer: Issız bir çölde yalnızlaştırıldığı demde bile umudunu yitirmeyen, pes etmeyen, aramaktan vazgeçmeyen Hacer’den, kadınlarımız pes etmemeyi, vazgeçmemeyi öğrenirlerdi.

Hz. Asiye: Osmanlı kadını, Firavun’un sarayında Hz. Musa’yı büyüten aklın ve iradenin timsali Asiye gibi bir duruş sergiler, ailesine yönelik Firavunane tüm saldırıları püskürtmeyi başarırdı...

Hz. Meryem: Horlanıp dışlanmasına rağmen, oğlunu doğurup büyütmüş, “anne” kimliğiyle tüm hayata meydan okumuştu.Osmanlı kadını da, yeri geldiğinde tüm hayata meydan okur, bir anda Meryemleşip tüm tehdit ve tehlikeleri göğüslerdi...

Hz. Hatice: Efendimiz’in Peygamberliğini ilk o öğrenmiş, ilk o tabi olmuş, maddi-mânevi tüm varlığını peygamber-i âlişan’ın emrine tereddütsüz tahsis etmiş, bu teslimiyeti ve kararlılığıyla da Allah’ın selâmına mazhar olmuştu...

Hz. Hatice Validemiz’in bu tavrı, erkek egemen bir dünya düzenine derin ve anlamlı bir meydan okuyuştu; bu bakımdan, sadece Müslümanlığıyla değil, meydan okuyan kadınlığıyla da Osmanlı kadınına örnek ve önder olmuştu.

Hz. Ayşe: Erkeklerin iftirasına(meşhur IFK Olayı) uğrayıp herkes tarafından terk edildiği dönemde bile dimdik ayakta kalabilmişti.

Kadınlarımızın örnekleri bunlardı. Bunları örnek alan kadınlar “doğru insan” yetiştirirdi. Sonra ne olduysa oldu, Batılılaşma rüzgârı, Tanzimat sürecinde “fırtına”ya dönüştü, cumhuriyet döneminde ise “hortum” olup her şeyi yuttu!..

Doğru örnekler savruldu, yerine Aleyna Tilki’ler geldi! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp