Keyfilik küfriliğe açılan kapıdır

Keyfilik küfriliğe açılan kapıdır


Keyfilik küfriliğe açılan kapıdır

 

 

Yeryüzünde hukukun katillerinden birisi de keyfiliktir. Keyfiliğin hüküm sürdüğü yerde hukuktan ve hukukun üstünlüğünden bahsedilemez. Kendi keyiflerini kanun haline getirip hukuk diye dayatanlar, Allah’a rağmen ilah olduklarını ispat etme iddiasında olanlardır.

İslâm, keyfe kâfidir ama keyfe ma yeşa bir din değildir. İslâm’da ihtilaflar veya ittifaklar “keyfe ma yeşa – istediği gibi hüküm verme” şeklinde cereyan etmez. Allah ve Rasûlü’nün hükmü önüne ve yerine hüküm geçirilemez. Allahû Teâla buyuruyor:

“Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda muhayyerlik/tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzap sûresi/ 36) 

Allah ve Rasûlü’nün hükmü karşısında muhayyerlikten vazgeçip tam bir teslim ile teslim olmak, bir iman alâmetidir. Hevâlarını ilâh edinen, akıllarını putlaştıran ve keyiflerini kanun haline getiren müstekbirleri toptan reddetmeyenlerin iman iddiaları bir vehimden öteye geçemez.

İlâhi teklifleri hafife alan, farzları yasaklayan ve haramları teşvik eden siyasi iktidarlar, İslâm topraklarında fesadın yayılmasına vesile olmuşlardır. Bu müstekbirlere gönül rızasıyla itaat eden Müslümanlar; hem bu dünyada, hem de ahirette zilletle baş başa kalacaklardır. Camilerini ahıra çevirenleri, minarelerde Billal-i Habeşi’nin Rasûlüllah (sav)’in huzurunda okuduğu ezanın okunmasını yasaklayıp onsekiz sene “Tanrı Uludur” cümlelerini dayatanlara itibar ve iltifat edenler de zilletten ve meskenetten kurtulmayacaklardır.

Keyfilik, kişinin kendi arzusunu Hz. Muhammed (sav)’in tebliğ edip haber verdiği vahye, şeriata tercih etmesidir. Keyfilik “Hüda”ya değil “Hevâ”ya uymaktır. Hevâ, insan benliğinin keyfiliği tercih edişi ve haksız arzulara olan aşırı meylidir. Hevaya uymak da, şeytanın düzenine bağlanıp onun arzusuna uygun bir hayatın izleyicisi olmaktır. Hak ve hukuk ile mukayyed kalınmayan her yerde keyfilik vardır. Keyfilik, imana değil küfriliğe açılan kapıdır.

Hukuksuzluk ve hak tanımazlık anlamına gelen keyfilik, bütün zamanlarda ve mekânlarda vahşetten sayılır. Yeryüzünde hak ve hukuk karşısında keyfi davranma hakkı hiçbir ferde, aileye, topluma ve devlete tanınmamıştır. Hak ve hukuka karşı müstağni davranıp keyfi davranma hakkını kendilerinde bulan devletler, Allah’a karşı tuğyanı ve isyanı ifade ederler. Siyaset uzmanları devleti “aynı ülkenin vatandaşı olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve insanlığa hizmet eden hukuki-siyasi bir kurum” olarak tarif etmişlerdir. Günümüzde BM üyesi olan bazı devletlerin, insanlığa hizmet ettiğini ve varlık sebebine bağlı kaldığını ifade etmek kolay değildir. Bazı siyaset uzmanlarının ‘Devlet aklı’ şeklinde ifade ettikleri unsur, masallardaki ‘zümrüd-ü anka’ kuşundan farklı değildir. İktidara, servete ve silaha sahip olan egemen zümreler (devlet adamları ve elitler) kendi siyasi ihtiraslarını ve tercihlerini, devlet aklı gibi keyfiyeti meçhul bir kavramla pazarlamayı uygun görmüşlerdir. Bu da keyfiliğin aleni bir şekilde tezahürüdür.

Keyfilik üzerine bina olunmuş devletlere “Hukuk Devleti” değil, “Haydut Devleti” denilir. Filozof Naom Chomsky’in ‘Haydut Devlet’ olarak nitelendirdiği ABD’nin, İslâm coğrafyasındaki en önemli müttefiki İsrail devletidir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan ve her türlü nükleer-biyolojik silahı üreten İsrail; soykırım, etnik temizlik ve diğer savaş suçlarını işleme yetkisine (imtiyazına) haiz kılınmasını sağlayan ABD Derin Devleti, (Pentagon) Siyonistlerin güvenliğini sağlamak için yeni ‘terör örgütlerini’ kurmaya devam edecektir. ABD derin devleti küresel istilâsını bazı bölgelerle askeri güçle, bazı bölgelerde istihbarat örgütleriyle, bazı bölgelerde de NATO, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların yardımıyla devam ettirmektedir. Uluslararası hukuku ve insanlığın değerlerini yerle-bir eden ABD derin devleti, yeryüzündeki en büyük terör örgütü haline gelmiştir. Tarih boyunca adaleti hafife alan ve keyfi egemenlik peşinde koşan hiçbir ‘Haydut Devlet’in’ ayakta kalabildiği görülmemiştir. Gücünü sınırsız zanneden ABD imparatorluğunun, yeryüzünde kendisine gönülden bağlı olan bir müttefiki kalmamıştır. Yargısız infaz kavramı, geçerli bir hukuk sistemindeki keyfiliği ve hukuk dışı uygulamaları ifade eder. ‘Haydut Devlet’ haline gelen ABD’nin aldığı kararların tamamı yargısız infaz hükmündedir. Baştan sona keyfilikten ibarettir. Kendilerine Amerika’yı ve Amerika’nın keyfi uygulamalarını örnek alan devletlerin tamamı haydut devlet hükmündedir. Yargısız infazda bulunan kanun adamları da hukuk adamları değil, hevâ adamlarıdır. 

Hilafet-i Şeri’yye’nin ilgasından bu yana genelde İslâm coğrafyası, özelde ise ülkemiz keyfiliğin kuşatması altındadır. Hak ve hukuk ile mukayyed kalmayan devletlerin, kurumların, oluşumların bütün uygulamaları ölünün kırık kemiklerini tedavi etme çabasından öteye bir anlam ifade etmez. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp