Kediye oyun, fareye ölüm...

Kediye oyun, fareye ölüm...


Kediye oyun, fareye ölüm...

 

 

Osaka’daki G20, ABD’nin Türkiye karşısında herkesin gözü önünde geri bastığı bir zirve olarak not edilmek üzere...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


‘Üzere’ diyorum, çünkü, Washington’un ‘diğer mahfilleri’ konuşmuş değil, konuşurlarsa ne olur belli de değil.

Ancak bu satırlar kaleme alınırken durum, ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkaramadığını gösteriyor...

ABD’nin sözüyle duracak değildi ama bu zirve tarafların son sözleri olacaktı; artık, ‘S-400’ler geldi’ yazılabilir ve teknik menzili dışında politik menzili de hedefe ulaşmıştır...

Bu da, S-400 sembolizminin içerdiği tüm anlamların üzerinde, Türkiye’de Amerika ile ‘kayıtsız şartsız iyi geçinme’ yani ‘teslim’ savunucularının üzerine bir kürek toprak daha atılması anlamına geliyor...

Peki bu açıklamaların ardından ‘yaptırımlar’, F-35’ler ne olacak? Erdoğan’ın, “Sayın Trump bugün bu konuya açıklık getirdi. Böyle bir şeyin olmayacağını da kendisinden özellikle dinlemiş olduk” (AA.) ifadeleri oldukça berrak.

Bu bağlamda en kötü senaryo dahi ‘Türkiye kazanır’ diyor; S-400’ler kurulur, F-35’ler zaman içinde gelir, yaptırımlar uygulanır, ama safahat önemli; Beyaz Saray’a gider, önce uzunca bekletilir, sonra ‘seçilir ve yumuşatılır’. Bütünü, ‘Türkiye kazandı’ demektir.

ABD’nin, Türkiye’yi gözden çıkaramamasının sebepleri ne?

Özel bir yaşam formu gibi şekil değiştirse de ebedi ve gücü sadece artan o meşhur kart.. Jeo-politik!..

***

Bu yüzden G-20 zirvesinde ortaya çıkan tabloyu ayakta alkışlamadan önce-ki haktır-o ayakların bastığı zemini bir tartalım...

16 Mayıs. Rusya Devlet Başkanı Putin; “İran’ın ABD gibi nükleer anlaşmadan çekilmesi nihai amaca uygun olmaz. Biz elbette süreci yakından izleyeceğiz. Ancak Rusya’nın itfaiye ekibi olmadığı bilinmeli. Biz her an her şeyi kurtarmaya yetişemeyiz”...

25 Haziran. Rusya Dışişleri Bakanlığı: “Rusya, dost İran halkı ve devletiyle dayanışma içindedir. ABD hükümeti, bu pervasız eylemlerin neye yol açacağını düşünmek zorundadır. Bu eylemler uluslararası güvenliğin bütün sistemini tehdit etmektedir”...

Yani bir ay içinde Rusya itfaiye üniformasıyla yangına dalmış bulunuyor.

Neden?

***

G-20 zirvesiyle rabıtalı ABD-Rusya-İsrail ulusal güvenlik yöneticilerinin Kudüs’te gerçekleştirdikleri toplantı.

Bu toplantının sonuçları Japonya’da Rusya-ABD liderleri arasında konuşuldu ve bağlandı! Rusya’nın “itfaiye” açıklaması, ABD’ye “birlikte halledelim” davetiydi. İran’ın yanına dönmesi ise, “Suriye’nin aniden alev alma riski”ni engellemek için.

Şu an ABD ve İsrail için bölgedeki temel sorun İran ve diğer ülkelerin bu konudaki pozisyonları.

«««

Haritayı anlamlandırmak adına gölge aktör İngiltere’dir. Londra’yı iyi anladığımızda Rusya ve ABD’nin bölgedeki aktüel politikalarını kavrayabiliriz...

Bilindiği gibi İngiltere ve Rusya’nın arası kötü, daha doğrusu berbat. Ancak, G20 zirvesinde sürpriz vardı...

Putin, Trump ve İngiltere Başbakanı Theresa May arasında görüşmeler gerçekleşti. İngiltere yönetimi, tıpkı ABD iç çekişmelerinin bir tarafıymış (!) gibi Trump’ın Rusya’yla iyi ilişkiler kurmasının önünü kesmişti. İngiltere’nin Moskova yolunda Beyaz Saray’a koyduğu engeller o kadar yüksekti ki, Ortadoğu’da neredeyse iki ayrıcalıklı müttefikin boğaz boğaza geldiği olaylar bile yaşandı.

Ancak Başbakan May geçtiğimiz Cuma Putin’den randevu talep etti!Bunun sebebi, İngiltere’nin, ABD-Rusya ilişkilerinin farklı bir safhaya evrildiğini görmesidir. Böylece konumunu güncelleme ihtiyacı hissetti...

Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Yuri Uşakov: “Putin-May toplantısı oldukça önemlidir. İngiltere’yle iş birliği kurma konusunda fırsatlar bulunursa bunu son derece iyi karşılayacağız”...

İngiltere-Rusya buluşması günümüzü ve geleceği anlamada kritik bir anahtar. (Örneğin İdlib! Burada İngiltere kimin yanında?)

Peki hangi konularda? Bunu da Putin-Trump görüşmesinde neler konuşulduğunu görerek anlayabiliriz...

***

İki lider-önem sırasına göre-şunları konuştular...

1. İran, 2. Suriye, 3. Afganistan-Ukrayna, 4. Venezuela. Bir ve ikinci konular aynen Kudüs toplantısının hülasası üzerindendir.

Rusya’nın, İran ve bağlı olarak Suriye konusunda ABD ve Avrupalı nükleer anlaşma ortaklarının hassasiyetlerini de göz önünde tutarak bir tür “çözüm ortağı”na dönüştüğünü söyleyebiliriz! Bir komisyon, yol ve takvim ortaya çıkabilir.

Sıkıntı, İsrail’in Irak ve Suriye’deki İran varlığını takıntı haline getirmesi. Çünkü ABD de kimi yönetim odakları, ancak İran’a baskıyla bu kolların kesilebileceğine inanıyorlar. Oysa yeni mekanizmanın çalışabilmesi için İran’a damar yolları açılması gerekiyor.

Bu gıllıgışlı zemin Rusya-ABD güven ortamını da pekiştirmeyi gerektiriyor. Tel Aviv de bu misyonu üstlenebilir. Amerikan müesses nizamına-seçime gidilirken-lobi susturucusu takılabilir! Gelgelelim Eylül’de de İsrail parlamentosu seçimleri var.

Trump’ın Türkiye ziyaretinin karşılığı Putin’in İsrail ziyareti olabilir. Ve böylece “denge” kurulabilir.

İran krizi ve Türkiye krizi yumuşatılarak, ABD ve İsrail seçimlerinden beklentiler/planlar hayata geçirilebilir.

Bunlar bir yandan Şam yönetimin Türkiye’nin İdlib’teki üslerine Rusya’ya rağmen saldırılarını açıklarken Ankara ve Tahran’ın üst üste el almasını izah eder.

İşte Türkiye’nin kazandığı yer bunların toplamı: Yani ne kedi ne de fare...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp