Katoizm felsefesi çözümsüzlük

Katoizm felsefesi çözümsüzlük


Karmaşa ve kaotik durumların getirdiği süreçten tam anlamıyla çıkmazlar oluşuyor. Sağlıklı bir ortamdan söz edilemiyor. Hayat kaos ve karmaşa üzerine kurulu. Bu, bilinçli yapılıyor.

 

Bu durum, kimi çevre ve kurumların lehine görünüyorsa da genel anlamda hem ülkemiz insanı hem de insanlık için büyük felaketlerin habercisi ve hazırlayıcısı.

 

Hangi açıdan bakarsak bakalım, hangi durumda görürsek görelim sonuçlar hayra ve iyiliğe çıkmıyor. Bu, bir anlamda kaosla kimi şeylerin üstünü örtmeye dönük bir durum. Her olumsuzluk birbirini tetikliyor. Çıkmazlar çıkmazlara kapılar aralıyor.

 

Birlikteliği yiten milletimiz şaşkın bir durumda. Çıkar yol bütünlükten, birlik ve beraberlikten geçer. Yaşanan olumsuzluklardan bir tarafı kazançlı çıkıyor, varlığını sürdürmeye neden oluyorsa da, asıl sorun uzun sürece dönük çıkmazların oluşumuna neden oluyor.

 

Dört bir yanımızda kaos var. İçimiz tam anlamıyla kaos. Hem içeride hem de dışarıda sorunlar bulunuyor. İnsan ölümleri, gerilimlerin tırmanmasıyla sorunların azalması beklenemez. Türkiye’nin Doğu Akdeniz sorunu uluslararası bir çıkmaza büründü. Emperyalizm elbirliğiyle aralarında işbirliği yapıyor. Doğumuzda Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması da bir rastlantı değil. Orman yangınları, insan cinayetleri, tutuklamalar karşılıklı hamlelere dönmüş bulunuyor.

 

On yıllardır süregelenler çıkmazların çıkmazlara büründüğü gerçeği. On yıllardır biz kaybediyoruz. Saldıranların acıması yok. Bütün kurgu öldürme üzerine. İnsanı kurtarmaya dönük değil. Olayların gelişim ve oluşumu nedensiz olmuyor. Birbirini tetikleyen bir anlayış var. Bu yaşananlar son dönemlerin felsefesi. Bir hayat anlayışına dönüştü artık. Çıkmazlardan, kaoslardan, beslenilen gerilimli bir bakış ve hayat anlayışı.

 

Türkiye’nin dört bir yanında yangınlar var. Canlılar yanıyor, hayvanlar, böcekler, bitkiler, dağlar ve taşlar yanıyor. Kazanan kim? Yapanların da aleyhine. Bunların kazananı yok.

 

Ortadoğu tam anlamıyla bir kuşatmada. Korku ve kaos onları da kuşatmış. Güle oynaya emperyalizme ve egemenlere birbiriyle yarışırcasına teslim oluyorlar. Siyonizm’e âdeta koşarak gidiyorlar. Bugün için canlarını ve konumlarını kurtarıyorlarsa da geleceklerini çıkmaza sürüklüyorlar. Günlük yaşamayı tercih ediyorlar.

 

Türkiye gibi ülkeler çoktan emperyalizmin kuşatmasında. Rahatlıkla adım atamıyorlar. Bir hamlede bulunulsa anında müdahale ediliyor ve içe kapanmaya neden olunuyor. Ya da hiçbir şey olmamış gibi çekiliniliyor.

 

Dış baskıları ve kuşatılmışlığın üzerini örtmek için içeride gerilim oluşturuyor. Bununla sarsılan güven, oluşan güvensizliğin üstü örtülüyor.

 

Birçok kurum, kavram artık anlamını yitirdi. Adalet kavramı tartışma konusu. Demokrasi ve eşitlik birlikte yönetime artık kimse inanmıyor. Hiç kimse inanmıyor. Irkçı anlayış hayatın temel felsefesi. Herkes kendini buna göre tanzim ediyor. Uyum sağlamaya bakıyor. Kişiler zarardan korunmak için teslim olmayı yeğliyor. İşinden olma, bir an içinde mülkünden olma. Düşünüşler sadece belli bir anlayışa bağlı. Egemen olanlar gibi düşünmek, onlar gibi konuşmak, onlar gibi ilişkilerde bulunmak.

 

Baskı ile sindirilme söz konusu. Tartışma ve konuşmaya izin verilmiyor.

 

Bütün bunlar genel olarak gerilim oluşturuyor. Kaotik bir hayat anlayışı baskın oluyor.

 

İnsanlar asıl kişiliklerini yansıtmaktan korkuyor veya endişe ediyorlar. İnsanlar âdeta kişiliksizleşti. Bu, Türkiye’nin kuruluşundan beri anlayışı, yani hayat felsefesi. Kim gücü ele geçiriyorsa karşısında bulduklarına yaşama hakkı tanınmıyor.

 

Sindirici kişi ve çevreler var. Onlar en güçlü kesimlerdirler, hemen her zaman ve dönemde. Özellikle onlar kendilerini açıkça belli ediyor. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar haklıdırlar. Bir parmak şaklatırlar hapisten çıkarlar, bir parmak çıtlatırlar istediklerini yaptırtırlar.

Google+ WhatsApp