Kartal’ın okları ve zeytinleri...

Kartal’ın okları ve zeytinleri...


Kartal’ın okları ve zeytinleri...

 

 

 

Sistem’ bu kadar, bayağı anlamında yazıyorum, basit olabilir mi? Silah satmak istiyorsunuz, en kârlı olanları uluslararası akitle sınırlandırılmış halde, aynı zamanda ‘kurulu düzenin’ askeri payandalarından biri, ‘bozdum, o anlaşmayı da tanımıyorum’ diyorsunuz...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Başkan Donald Trump’ın ABD-Rusya ‘Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF)’i sonlandırması uluslararası güvenlik alanında bir dönüm noktasıdır. Trump yönetimi bundan evvel de sair konularda global payandaları koparmıştı.

Ama bu anlaşma, “mini nükleer silah yapabiliriz” diyen Trump yönetimi tarafından yırtılıyor! (‘Trump seeks, new, smaller, Nukes to make, enemies think He’d actually use them’, 03/02, Newsweek.)

Yani satılabilir demek. Yani.. ‘Kullanılabilir’ de demek...

Aralık 1987’de Washington’da Ronald Reagan ve Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan INF, 2700 civarında kısa-orta menzilli balistik füzenin ortadan kaldırılmasını sağladı, Avrupa’da iki süper güç arasındaki tehlikeli çekişmeyi durdurdu ve ütopya sayılan ‘silahsızlanma’ arayışlarının simgesi oldu.

Bu boyutta simgeyi kırdığınızda, ‘şaka yaptı’ şapşallığında servis edilen haberleri anlayamayız; “Putin: ‘Bildiğim kadarıyla ABD’nin devlet armasında bir kartal tasvir ediliyor. Kartal, bir yanda 13 ok diğer yanda barış sembolü olarak 13 zeytin tanesinin bulunduğu dalı tutuyor. Sorum şu; Kartal zeytinleri yedi, sadece oklar mı kaldı?”

Kremlin’de ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un yüzüne yöneltilen bu soru da sembolizmden besleniyor. Ama bu mecazlarda ‘şaka’ yok!

Yeni nükleer silahlar geliştirilmesinin ve kelimenin askeri bağlamında ‘stratejik hâkimiyet’ arayan ABD resmi politikasının sonucudur bu..

Önce şunda anlaşalım; punduna getirip INF anlaşmasından tüyme aklı bir siyasi partiye veya lidere ait değil, Amerikan devletinin sabit fikri. Yani Trump’ın ağzından çıktı ama Obama döneminde de düşünülüyordu.

Trump ne demişti; “Neden Başkan Obama bu anlaşmayı yeniden müzakere etmedi ya da anlaşmadan çekilmedi bilmiyorum”. (21/10) İlginç cümle.

Gayet açık, INF anlaşmasının sınırları ABD’yi bunaltıyor ve Rusya’nın hatta Çin’in bu sınırları ‘kullandığı’ düşünülüyor.

ABD, AVRUPA VE PASİFİK’TE ANLAŞMAYI DELDİ...

Kaldı ki ABD bu anlaşmayı zaten ihlal ediyor; herkes biliyor ki, Romanya ve Polonya’daki Amerikan füzesavar üslerinde sadece önleyici füzeler yok. Vurucu füzeler de var!

Bu satırların kaleme alındığı gün Çin Devlet Bankası ile Japonya Merkez Bankası 3,4 trilyon Yen/200 milyar Yuan’lık ‘yerli paraların kullanılacağı’ anlaşma imzaladılar. İlgili tüm tarafların ilgisini çeken bir anlaşma olmakla beraber...

Japonya’nın 2017 yılında alımına karar verdiği, iki Aegis Ashore sistemi satın alma işlemlerine şimdi başlandı. Bunun anlamı zaten bu sistem konuşlandırıldığında INF’in delineceğidir.

Yani minare-kılıf hikâyesi. ABD’nin bu oyun ve oyuncaklarla ana amaçları şöyle sıralanabilir;

Bir, ABD’ye göre Rusya aslında bir süper güç değil. Bir süper gücün sahip olması gereken şartlardan bir tanesine sahip; nükleer silahlar! Vostok-2018 tatbikatında sergilenen efsanevi Rus zırhlı gücü ABD için fazla bir şey ifade etmiyor. Ancak nükleer caydırıcılık Moskova’nın ‘büyük güç’ statüsünü koruyor. ABD işte bu yolla sağlanan ‘stratejik denge’nin bozulmasını istiyor.

İki, bunun başarılması hali doğal olarak ABD’ye net nükleer üstünlük sağlayacak.

Üç, Çin! O da nükleer kapasitesini genişletiyor. Şimdiden altta bırakılması gerekiyor.

Dört, INF kelepçeleri kırıldığında yeni silah sistemleri geliştirmek özgürlüğüne kavuşacak ABD. Geliştirmiş bile olabilirler. Ve satacaklar.

Beş, Daha anlaşma yürürlükteyken Batı sınırlarına yığınak yapan Washington, anlaşma düştükten sonra bu tahkimatı iyice artıracaktır.

‘BU İŞE GİRİŞMEYİN, BİZ BİTİRDİK BİLE’

Hem anlaşmanın tarafı hem de artık hedefi olarak Rusya’nın, INF’e yönelik Amerikan planını fark etmemesi imkânsız...

Nitekim Putin’in 1 Mart’ta Federal Meclis üyelerine hitabında bahsettiği “Hipersonik Füze” cevaptır. Kinjal (Hançer) füzesinin ‘hiçbir füze savunma sistemi tarafından yakalanamadığı, sesten 10 kat fazla hızlarının, bu füzeleri günümüz hava ve füze savunma sistemlerine karşı yenilmez kıldığı’ iddia edilmişti. Ve evet nükleer başlık taşıyabiliyorlardı...

O günlerde Pentagon’un bu füzeye cevabı tam duyulmadı ki, INF anlaşmasında yaşanan gelişmeye ek izah getiriyor; “ABD’nin füze savunma sistemi, geliştirildiği ve şu ana dek konuşlandırıldığı durumda bulunuyor. Bu sistem, Rusya ve Çin’in stratejik cephaneliğini yok edecek imkânlara sahip değil”. (Pentagon’un iki numaralı ismi John Rood’un Senato konuşması. 08/03.)

INF’in bitirilmesi, devamında imzalanan diğer anlaşmaların da (START, NPT) sonunu getirebilir. Siyasi dengeleri de açık biçimde etkileyecektir ve örneğin Avrupa’nın üzerindeki basınç, tarafını net olarak seçmesini sağlayacaktır. Ve bu ilk akla gelen olmayabilir!

Çin ve Rusya askeri işbirliklerini pekiştirecektir. Ancak bu olayın Pasifik’teki kazanını ABD olabilir.

Türkiye açısından ise-garip görünse de-savaşın Asya’ya taşınması büyük avantajlar yaratıyor.

Son sözü ‘bitirene’ verelim; ‘Yeni nükleer silah yarışı başladı’! (Mihail Gorbaçov, 25/08, NYT.)

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp