Karşıtlık üzerinden tutum belirlemek: İran ve Venezuela örneği

Karşıtlık üzerinden tutum belirlemek: İran ve Venezuela örneği

Amerika’nın bağımsız bir devlete karşı yaptığı anti demokratik her türlü müdahaleye ve baskıya karşıyız. Bu, bir olay karşısında yer alacağımız safı belirler. Aslında bu tutum, ilkesel bir duruş ve bakış açısını ortaya koyar. Lakin burada bazı zorluklar bizi

Karşıtlık üzerinden tutum belirlemek: İran ve Venezuela örneği

 

 

Amerika’nın bağımsız bir devlete karşı yaptığı anti demokratik her türlü müdahaleye ve baskıya karşıyız. Bu, bir olay karşısında yer alacağımız safı belirler. Aslında bu tutum, ilkesel bir duruş ve bakış açısını ortaya koyar.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Lakin burada bazı zorluklar bizi bekliyor. Antidemokratik her türlü müdahaleye karşı olduğumuzda; özgürlük, insan hakları, adalet ve demokrasi konusunda sorunlu olan diğer tarafla ilişkimizi nasıl belirleyeceğiz? Kafamız da burada karışıyor.

Amerikan karşıtlığı yüzünden, sorunlu rejimler ve devletleri meşrulaştırmak, içselleştirmek ve tümden sahip çıkmak, bizi başka bir problemle karşı karşıya bırakıyor.

İran ve Venezuela örneğinden durumu tartışalım.

İRAN’DAKİ HATALARI SAVUNMADAN KARŞI ÇIKMAK

Geçtiğimiz yıl hatırlarsanız, İran’da paralarını devletin resmi olarak izin verdiği bankerlere kaptıran binlerce mağdur sokaklara dökülmüştü. Protestolar yayılmış, şiddete dönüşmüş ve kan akmıştı. Aslında protestoların rejim muhalifliği ya da karşıtlığıyla ilgisi yoktu.

Lakin Amerika ve İsrail, bu protestoları rejimi devirmek için bir araç olarak kullanmak istedi. Olayların en sıcak zamanında Trump ve Netanyahu yayınladıkları mesajlarda, İran halkını rejimi devirmeye çağırdı ve her türlü desteği vereceklerini söyledi.

Bu açıklamanın hemen ardından İran Dini Lideri Hamaney, “Olayların arkasında ABD ve İsrail var” dedi ve ertesi günü tüm ülkede gösteriler son buldu.

Burada ABD ve İsrail’in rejime mi, yoksa halka mı destek verdiği anlaşılmadı. Ancak sonuç itibariyle gösteriler durdu, mağdurların sorunu da çözülmedi.

ABD ikinci hamle olarak yaptırımları devreye soktu ve İran devleti çok zor durumda kaldı. İşte burada Türkiye tutarlı bir politika ile İran’ın iç işlerine karışmadan, ABD’nin yaptırımlarını yanlış bulduğunu açıkladı. Öte yandan İran’ın bölge ve Suriye politikalarını her fırsatta eleştirmeyi sürdürdü.

Hiç kimse de “Hepimiz Hameney’iz, İran’ız” diye slogan atmadı. Zira İran rejiminin yozlaştığını, halkına baskı yaptığını, özgürlük ve adalet konusunda ciddi sorunları olduğunu herkes biliyordu. Bunu eleştiren yazılar da yazıldı.

Burada ABD karşıtlığı üzerinden İran politikası belirlenmedi ve tutarlı bir tavır sergilendi.

HEPİMİZ NEDEN MADURO OLMAK ZORUNDAYIZ?

İran’ın yaşadığı krize karşın, Venezüella krizinde nedense kafamızın daha karışık olduğunu gördük. Sanırım en çok kafamızı karıştıran da, “Hepimiz Maduro’yuz” sloganı olsa gerek.

En baştaki ilkemizi hatırlayalım: ABD’nin bağımsız bir devlete karşı yaptığı anti demokratik her türlü müdahaleye ve baskıya karşıyız. Hele hele rejim değiştirmeye kalkışmasına külliyen karşıyız. Burada atış serbest.

Ancak ABD karşıtlığı nedeniyle Venezuela devleti ve Maduro ile kurduğumuz ilişki ve yakınlıkta sorunumuz var.

Venezuela’da çok ciddi bir ekonomik sorun var. Halk perişan. Tıpkı İran’daki gibi, özgürlükler, insan hakları, adalet ve yozlaşma konusunda kimse Venezuela’nın karnesinin iyi olduğunu düşünmüyordur sanırım. Maduro’nun tarzı, uygulamaları ve politikaları da tartışmaya açık.

Peki neden bu kadar Venezuela ve liderini içselleştirmek zorunda hissediyoruz kendimizi? Amerikan karşıtlığı bizi buraya itmeli mi? Bence hayır.

Tıpkı İran konusunda olduğu gibi, iç işlerine karışmadan, içselleştirmeden ve mesafemizi koruyarak, ABD’nin yaptığı şeyin büyük bir yanlış olduğunu yüksek sesle söylesek daha doğru olmaz mı? ABD’nin bu ülkede yapmaya çalıştığı darbenin, bize yapmak istediği darbe ile mekanik açıdan aynı olması başka bir konu, bizim ülke olarak kendimizi Venezuela ile eşitlemesi, özdeşleştirmesi, içselleştirilmesi başka bir konudur. İkincisi yanlıştır.

Venezuela’daki hiçbir yanlış uygulamayı, antidemokratik yöntemleri ve yozlaşmayı onaylayamayız. Ancak “Hepimiz Maduro’yuz” demek bunları onaylamak anlamına gelir.

Zor bir konu. 15 Temmuz gecesi bize destek vermiş bir lidere karşı yaklaşımımız duygusal olabilir. Lakin bunu ilke-duygu dengesinde ayarlamak zorundayız.

 

kemal öztürk

yeni şafak

Google+ WhatsApp