Karıncanın hakkını alacağı gün gelecektir

Karıncanın hakkını alacağı gün gelecektir


İncir çekirdeğini doldurmayacak meseleler yüzünden cana kıyan, zevk için hayvanları katleden, şiddet eken, şiddet kusan canilerle aynı havayı soluyor ve aynı toprak parçası üzerinde yaşıyoruz. Öyle görüntülerle karşılaşıyoruz ki, insanlaşamamış bu varlıkları hangi kavramla tanımlayacağımızı, bu canileri hayatımızda nereye koyacağımızı bilemiyoruz. Kafesteki papağana işkence eden psikopatlar, köpeğin ayaklarını kesip sokağa atan antisosyal kişiler, hayvanlara işkence etmekten keyif aldıklarını söyleyen canavarlar, sapık ritüellerine kurban ettikleri hayvanların külleri üzerinden eğlence üretenler atmosferi kirletmeye devam ediyorlar. Resulullah, “Konuşmayan hayvanlar hakkında Allah’tan korkun” buyurur ve insanları merhamete davet eder. Zayıf olan her varlık insanda merhamet hissi uyandırır öyle değil mi? Düşünüyorum da ayakları kesilen, işkence edilen, canlı canlı ateşe atılan hayvanların dili olsaydı katillerine acaba neler söylerlerdi? Fakat şunu biliyorum, bir gün o hayvanlar dile gelecek ve katillerinden hesap soracaklar. Hiçbir canlının hakkı yerde kalmayacak, hiçbir zulmün üstü örtülmeyecek, kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını bulacak kim de zerre kadar kötülük yaparsa hesabını verecek.

 

Ülkemizde hayvanlara işkence eden kişilerin caydırıcı bir cezayla karşılık bulduklarına pek rastlamadık. Oysa yaşam hakkı her canlının en tabi hakkıdır ve bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Ezilen, katledilen, işkenceye maruz bırakılan insanlar dahi haklarını alamazken neden bahsediyorsun diye çıkışabilirsiniz ancak İslam haklar konusunda hiçbir şeyi ayırt etmiyor ve oldukça hassasiyet gösteriyor. İslam hak ihlali konusunda sadece insan değil hiçbir canlının mağdur edilmesini istemiyor ve hak kavramını merkezi bir noktada değerlendiriyor. İslam kültürünün şemsiyesi altında büyüyen fertler bu yasayı yüreklerinde inşa etmiş ve meramlarını dile getiremeyen hayvanlara karşı şefkatle yaklaşmaya özen göstermişlerdir.

 

Atalarımız sokak hayvanlarının yiyecek, barınma ve tedavi gibi ihtiyaçlarının karşılanması için özel vakıflar kurmuşlardır. Osmanlı’da hayvanların korunması için kurulan bu vakıflar, kanadı kırılan kuşların, yaralanan kedi ya da köpeklerin tedavisini yapar, çeşmelere bu hayvanların su alabilmeleri için alan inşa eder, cami, medrese ya da binaların güneş alan cephelerine kuş evleri inşa eder ve hayvanların ihtiyaçlarını karşılarlardı.

 

Günümüzde ahlaki değerlerin zayıflaması ile antisosyal psikopatlar mantar gibi türemeye ve tehlike saçmaya başladılar. Canilerin ürettiği şiddet ve nefret sokaklarımızda kadar ulaştı ve güvenliğimizi tehdit eder hale geldi. Antisosyal kişiler öyle kendilerini gizlemiyorlar da kimi zaman evlerimizde kimi zaman mahallemizde kimi zaman sokağımızda ortaya çıkıyor ve tehlike saçmaya devam ediyorlar. Bakıyorsunuz bir psikopat şehrin kıyısında bir kediyi tekmeleyerek, işkence ederek öldürüyor. Peki, ama neden? Bir insanın bir hayvana bu kadar kin ve nefretle bakmasının nedeni ne olabilir? Masum bir hayvana karşı kim neden öfke besleyebilir?

 

Mahallenizdeki çöp konteynırları artık sadece atık çöpleri taşımıyor. Bu gizemli kutulardan insan ve hayvan cesetleri çıkıyor. Hatırlayacağınız üzere bir çöp konteynırında bir köpek ve beş yavrusunun yanmış cesetleri bulunmuş ve fail çöp kutusuna terk ettiği vicdanı ile bir daha karşılaşmamıştı. Bir köpek yavruları ile birlikte yakılarak öldürüldü.

 

Eli yok ki, kendini savunsun, kanatları yok ki caninin elinden uçup gitsin ve gücü yok ki dirensin ve kendini kurtarabilsin…

 

Karanlık yüzlü bir cani bir kedinin patilerini kesip öylece bırakıverdi. Zavallı hayvancağızın dili yok ki sorsun, sitem etsin, kesilmiş patileri için yas tutsun, katiline lanetler okusun. Aklım hafzalam almıyor caninin bir kediyle ne davası olabilir ki, ayaklarını kesip hayvancağızı cezalandırıyor! Bu canavar acaba tenha yerlerde daha kaç canı yaktı, kaç cana kıydı, kaç canı mağdur etti.

 

Katillerin ruh dünyasını inceleyen uzmanlar bunların antisosyal kişiler olduğunu ve vicdani hassasiyet taşımadıklarını ifade ediyorlar. Aynı kapsamda yapılan araştırmaların neticesinde katillerin insana kıymadan önce birçok kere hayvanlara işkence ettikleri hatta öldürdükleri ortaya çıkmıştır. O nedenle hayvanlara işkence eden canilere yaptıkları zulmün hesabı sorulmalı ve bu kişiler acilen tedavi edilmelidir. Aksi durumda daha büyük tehlikeler ortaya çıkabilir.

Google+ WhatsApp