Karanlıkta göz kırpanların planı...

Karanlıkta göz kırpanların planı...


Karanlıkta göz kırpanların planı...

 

 

23 Nisan vesilesiyle TBMM Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda sergilenen çiğliği, 24 Haziran seçim kampanyalarının girizgâhı sayabilirsiniz...

60 günlük süreyi böyle kullanacaklar ve lafın tamamına gerek de yok zaman da; gerilimi kıyasıya yükseltecekler.

Ellerinde beş benzemez var ve kazanmak zorundalar. Yeni siyasal düzene intibak sürecini pas geçtikleri için önlerindeki tek yol, ‘kart çalmak’... Ya kazanacaklar ya da siyaseten gömülecekler. Sadece koltukları değil, partilerinin bütünlüğünü de yitirebilirler. Yani 24 Haziran onlar için beka sorunu. Ama partileri için... “Türkiye için” diyerek ama “Türkiye’yi umursamadan” öyle yapacaklar. Ki, başka emareler de var...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Erken seçim kararının ardından 15 vekilin İP’ye aktarılması, bunun üzerine 23 Nisan gibi bir günde TBMM kürsüsünden kurulan çatal dil, bundan sonrası için kuvvetli ipuçları veriyor...

Türkiye’nin sinirini bozacak bir kampanya yürütecekler ve kasıtlı yapacaklar.. Bu kötü enerjinin parça parça bir muhalefet çemberi örmesini umuyorlar/planlıyorlar...

‘GARİP BİR PLAN’...

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti grup toplantısında yaptığı konuşmanın dikkat çekici bölümlerinden biri şu cümlelerdi; “Şu anda çok garip bir senaryo ortada, hafta sonuna kadar bu senaryo nasıl oynanacak, bunu göreceğiz... Karşımızdakiler karanlıkta birbirlerine göz kırparak iş tutuyorlar. Rengi, kimliği, kişiliği, haysiyeti, hiçbir şeyi olmayan, tek gayesi Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı olan bir ittifak kurulmaya çalışılıyor”...

Kimler ‘karanlıkla göz kırparak iş tutar’?.. ‘Hiçbir şeysizler’ kim?.. Üstelik bunlar oyuncular. ‘Senaryo’ var, o halde ‘yazar(lar) kim?..

Bunları göremeyip, ‘gerilim edavatı’ olarak kendini konumlayan kimi televizyon ekranlarının şehvetine kapılarak, aynı 23 Nisan akşamı, ‘Ak Parti’den de istifalar olacak, başka partilere geçecekler’ okumalarını yapanlar ‘lafın nereye gittiğinin farkındalar mı’?

Ankara’da, İstanbul’da bu tür spekülasyonların, kulis dedikodularının yapılmadığı yer mi var? Berber koltuklarında, kahvehanelerde yapılıyor bu konuşmalar. Doğru çıksa ne olur? Soru o değil ki, soru, ‘size göz kırpanlar kim’?..

Kirpik sesini duyuyorsanız ama gözü görmüyorsanız, yeriniz yanlıştır!..

Transfer olan milletvekillerini, Abdullah Gül hesaplarını, garip senaryoları, şaka gibi ittifakları, HDP’nin, CHP’nin, İP’nin, SP’nin silahlarını birbirine çatan kim? Birbirleriyle eski-yeni ilişkilerine bakın. Benzemezler nasıl anlaşıyor? Daha başlamamış seçim kampanyalarında bu silahların mühimmatını şimdiden depolayanlar kim(ler)?..

Esas, toplanmak istenen isyan taburlarının kimliğine bakalım... Örneğin, malûm iç-dış “sermaye” bu seçimlerde nasıl bir pozisyon tutuyor? Bu kesimde atılan adımları, örneğin bağımsız görünen kimi reklam kampanyalarını şimdiden fark edebiliyor muyuz? Bu fikirdeki sermayenin oyuna girmesi “Gezi aklı” demektir.

Anlayabiliyor muyuz?..

CHP Genel Başkanı’nın Silifke konuşmasında, “Osmanlı’nın zulmüne karşı bu çadırlarda ne mücadeleler verildi... Ferman padişahınsa dağlar bizimdir. Osmanlı Türklerle alay ediyordu” cümleleri de odur.

Gezi’de duvarlara yazılan, “Zulüm 1453’te başladı” sloganı aynı akıldır. 1453’te Batı’nın kaybettiği ile bunların kaybettiği aynıdır. Aynı yerleri ağrıyor.

Keza, terör örgütü PKK’nın ini Kandil’den duyulan, “CHP-İP ittifakından memnunuz. HDP’nin Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı kurulan ittifakta yer alması gerekir” arzusunu da aynı dilden tercüme etmeliyiz. Bize konuşmuyorlar ki.. Karanlıkta göz kırpıyorlar...

2023 ilk ana hedef olduğu için, ilk etabın “sonu” olduğu için, yeni bir Türkiye’ye uyum sağlayamayacak olanlar “fabrika ayarlarına dönmeyi” öneriyorlar. Bu “akıllı telefon” jargonudur. Aklı, hafızayı sıfırlayacaklar...

SINIRIMIZDAKİ EN KÜÇÜK TEHLİKE...

Yerli ve yabancı medya ayağı, yerli ve yabancı sermaye payı, istihbarat atakları, önümüzdeki günlerde bunlardan çok haberler alacaksınız. Hem bunlara hem Türkiye’deki uzantıları arasındaki bağları görmek istiyorsanız, gözlerinizi karanlığa alıştıracaksınız...

Türkiye’nin etrafı hep ateş çemberi oldu. Biz içeri kapandığımızda sınıra yaklaşırlar.

En tazesi; tüm bu tehditler içerisinde en küçüğü Ermenistan’dır. Bakın orada neler oluyor; eski Cumhurbaşkanı Başbakan oluyor, muhalefet itiraz ediyor, olaylar büyüyor, “renkli devrimlere” dönüşüyor, asker sokağa iniyor, Başbakan devriliyor/geri çekiliyor, Erivan karışıyor...

Bize ne? Bunu kim yapıyor?

Ermenistan aynı zamanda Rusya demektir, Türkiye demektir, Azerbaycan demektir, İran demektir, diaspora demektir!.. Burası karıştığında, “göz kırpanları” aramanız gerekir hemen...

Bunu İngilizler yapıyor. Ermenistan ekonomik açıdan içler acısı durumda bir ülke ve Moskova’ya bağımlı. Rusya’nın askeri üslerini barındırıyor. Şimdi bu iç savrulmalara güvenerek Ankara ve Bakü, Erivan’la hesaplaşmak istese, Rusya ve Türkiye hattı ne olur?

Külliye ve Kremlin’i birbirine düşürme hamlelerini, Karlov suikastı, savaş uçağının vurulması, vb., anımsadığınızda “karanlıkta göz kırparak iş tutanları” görürsünüz!..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp