‘Karanlık oda’daki zeka sorunu!

‘Karanlık oda’daki zeka sorunu!


‘Karanlık oda’daki zeka sorunu!

 

 

OdaTV her zamanki görevini yerine getirdi..

FETÖ’den aldı, Akit’e saldırdı..

Gerçek oyunu görmeyen Milli Savunma Bakanlığı, OdaTV’ye itibar etti, çarpıtılmış sözleri kınadı..

Yetmedi..

Fahrettin Altun kınadı..

Yetmedi AK Parti adına Ömer Çelik kınadı..

Yetmedi, Hulusi Akar kınadı..

Yeter mi?

Yetmez..

OdaTV’yi memnun edemezsiniz..

Onlar, Cumhuriyet’te Bekir Coşkun;

“Merak etti:

‘Şu önündeki şey ne Paşa?..’

‘Yemek tabağım...’

‘İçinde ne var?..’

‘Kemiğim...’

‘Şu ne?..’

‘Su tasım...’

‘Ya şu yumuşak koltuk gibi olan?...’

‘Minderim... Üzerinde oturayım diye...’

‘Kim veriyor bunları?..’

‘Sahibim..’ (..)” diye yazdığında, yani generallerin tamamına..

Alenen hakaret ettiğinde.

Hiçbir generali o hakaretin dışına almaksızın küçük düşürmeye çalıştığında.

Alkış tutarlar..

Milli Savunma Bakanlığı da, bakanı da seyreder..

Ömer Çelik seyreder..

Fahrettin Altun seyreder..

Bekir Coşkun hakaretlerine şunları da ekler:

“Kulübenin köpeği Paşa akıl verdi:

‘Bir sahibin olsa, sana baksa ya... Karnını doyurur, suyunu verir... Hiç yorulmazsın adamım... Aç da kalmazsın, susuz da...’

‘Tasım da olur mu?..”’

‘Olur...’

‘Oturmak için minder de mi verirler?..’

‘Verirler tabii...’ (..)”

Darbeci generaller için söylenilen sözlere, bazı darbeci olmayan generaller de alınmış..

“Ama, omuzunda çatal bıçak”  söylemini gündeme getiriyorlar..

Omuzda ne olduğunu..

Omuzda olana Cumhuriyet yazarının ne yorum getirdiğini..

Ben katılmasam da, solakların olayı nasıl gördüğünü..

Bekir Coşkun’un yazısından aktarayım..

“Kurt sordu:

‘Peki şu omuzunda parlayan ne?..’ (..)”

Çok alçakça..

Haince.. Namussuzca bir cevabı, kendi kurguluyor, Bekir Coşkun..

Yazısından alıntılıyorum:

“Tasmam...”

Bilmiyorum, Milli Savunma Bakanı’mız Hulusi Akar, bu yazıyı okumuş mudur?

Fahrettin Altun, bu yazıdan haberdar mıdır?

Ömer Çelik, motorsiklet sevdasından vakit bulup, bu yazıyı okumuş mudur?

Biz Bekir Coşkun’a dönelim.

Devam ediyor yazı: 

“-Ne işe yarar?..

-Sahibim beni yönettiğine göre bu lazım... Nereye çekerse oraya...

-Ya onun istediğini yapmak istemezsem?..

-Karşılığında yapacaksın... Onca şey veriyor yani...”

Yazı tiksinti veriyor..

Burada noktalayalım..

Murat Alan’ın, FETÖ’cü generallerin Silivri ve Sincan Cezaevi’nde yattıklarını, onların burunlarından getirileceğini de belirterek yaptığı eleştirilere, Sözcü’sü, Cumhuriyet’i, OdaTV’sinin tam gaz saldırmasına, saldırılarına resmi makamlardan, AK Parti’den destek mesajları gelmesine rağmen..

Saldırılara devam etmelerinin arka planını yazmaya çalışalım..

Yok yok.. Sözcü’de, Cumhuriyet’te, OdaTV’de muhbirim yok..

Ama..

Geçmişi iyi okursak..

Bugünde olanları da, tahmin edebiliriz.

Hele hele.. Geçmişte olanlarla ilgili.

Kendilerinin de inkar edemedikleri gerçekler önümüzde ise..

Nedir o gerçekler?

Eski yıllarda yaptıkları benzer bir operasyonda, dava dosyalarına giren yazışmaları şöyle:

“Soner Yalçın (OdaTV’nin sahibi): ‘Şu haberden de böyle olmuştu’ yaklaşımı çocukçadır. Öyle olduysa, bu demektir ki yine zekice yazamadığımızı gösterir.”

Murat Alan için de, şimdi aynısını yapıyorlar.. Yıllar önceki haberlerden, bir çıkarımda bulunmaya çalışıyorlar.

Ama Soner Yalçın, bu taktiğin çocukça olduğunu, elemanlarına anlatmış.

Demek ki, öğretememiş..

Devam ediyor, Soner yalçın:

“Benim kızdığım, kızgınlığım; zekamızın durup, bir iki aptal sitenin bizi mahçup etmesidir. Ben bunu kabul edemiyorum

Hayatım boyunca da bu böyle oldu; zeka meselesi benim kusurumdur.”

Hah Soner, işte bunu bileydin..

Tabii yanındaki elemanların da bunu bilsinler..

Sorun, sizin zeka sorununuzdur..

Hedef aldığınız kişiyi suçlamak için, OdaTV’nin muhabirine yapılan cinsel tacizi bile normalleştirmeniz yakanıza yapışmış, fermanınız boynunuza asılmıştır.

Artık siz, muhabiriniz İklim Bayraktar’a, Deniz Baykal’ın tacizinin sadece seyircisi değil, ayrıca onay makamısınız..

“Murat Alan, o haberi de yapmıştı” dediğinize göre.

Sizin sahip çıkmadığınız muhabirinizin yaşadıklarını, Murat Alan’ın haber yaptığını hatırlatarak, Murat Alan’a eleştiri getiriyorsanız..

Muhabiriniz İklim Bayraktar’a yapılan tacize destek veriyorsunuz demektir..

Hele hele..

Ergenekon generallerinin sözcüsü konumundaki gazetede, Deniz Baykal’ın gayrı ahlaki ilişkileri ile ilgili haber üzerinden, muhatapların tamamının isimlerini kodlayıp, kendinize düşman bellediklerinizi bir de olmayan iftiralarla damgalamaya çalışmanız..

Tam bir riyakarlık örneği..

Sözcü, OdaTV’nin muhabiri İklim Bayraktar’ın ismini kodlamış..

Ama bizim şapşal OdaTV’cilerimiz de..

Tacize uğradığı belirtilen muhabirin kendi elemanları olduğunu bilecek hafızaları olmadığı içindir ki..

O haberi alıp, kullanmışlar..

Kıç üstü oturmuşlar..

Tam da Soner Yalçın’ın dediği gibi..

“Hayatı boyunca olan, bir daha olmuş. Zeka sorunu, kendi kusurundan kaynaklı olmuş!”

Yine Soner Yalçın’dan devam edelim..

Sözcü’deki Aydınlık’çının haberini alıp, kendilerini kıç üstü oturtacak bir işe imza attıklarına göre..

8 yıl önceki Soner Yalçın’ın OdaTV hakkındaki tespiti, bugün de geçerli:

“Yine uyarmak zorundayım. Çünkü ‘Aydınlık’laşma’ süreci devam ediyor. Bu şu demektir; bir tek ya da iki düşman vardır ve hep onunla ilgili haber yapılır. İşin garip yanı bu haberler de her geçen süreçte gerçekten uzaklaşır.”

Aynen öyle, Soner efendi..

Bu haberler, her geçen gün gerçekten uzaklaşıyor..

Düşman bildiğinize saldırıyorsunuz ha saldırıyorsunuz..

Yazık olan ise, resmi makamların size inanması..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp