‘Karanlığın kalbini vurmanın tam zamanı..’

‘Karanlığın kalbini vurmanın tam zamanı..’


‘Karanlığın kalbini vurmanın tam zamanı..’

 

 

Bugün propagandasız bir gün.. Bugüne kadar herkes temennilerini gerçek gibi göstererek tahminlerde bulundular. ‘Fakir’ şahsen, herkesin kendi kesin doğrularına ve kendi düşünce, duygu ve inancına göre karanlık olarak gördüğü ne ise, iradesini ona göre ortaya koymasını tavsiye etmenin ötesinde bir şey söylememiştir. 

Ülkemiz ve bütün İslâm Milleti ve insanlık için hayırlı ve aydınlık olanın tecelli etmesi niyazıyla… 

***

Bugün geliniz, başka konulara kısa kısa değinelim.. 

Önce, bir ‘futbol cihadı..’(!) 

İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed şehrinin en önde gelen ulemâsından ÂyetullahAlem-ul’Huda‘İran’ın Dünya Kupası’na gidebilmesinin İslam’ın bir zaferi olduğunu’ söylemiş.. 

Bir genç, ‘Bu lafı doğru kabul edersek, o zaman, İspanya yenilgisini İslâm’ın yenilgisi mi kabul edeceğiz?’ diye yazmış.. Sahi, o kişi, bu soruya ne cevap verecek? 

1998 Dünya Kupası’nda da, İran, B. Amerika’yı yenilgiye uğrattığında, en yukardaki ulemâbile o başarıyı bile bir dinî zafer gibi övmüşler ve ‘cihad’ (!) olarak nitelemişlerdi. Halbuki, nihayeti, bir sportif üstünlük idi. 

1999 senesiydi galiba, Türkiye’den bir ünlü futbol takımı,  Avrupa Şampiyonası’nda İngiltere’nin bir ünlü takımını mağlûb edip şampiyon olunca.. Gecenin 12’sinden sonra, Almanya’nın Köln şehrinin merkezi görülmeye değerdi. Sadece Türkiyeliler değil, İngiltere’nin siyasetlerinden darbe yemiş özellikle Afrikalı onbinlerce insan da bu kutlamalara katılıp, ‘İngiliz emperyalizmine vurulan darbe’yi alkışlıyorlardı. 

***

Evet, ülkeler arasındaki bu gibi sportif karşılaşmalar bile siyasette bir psikolojik savaşmalzemesi olarak değerlendirilir. 

Gençlik yıllarımızda, ünlü boksör (merhûm) Muhammed Ali’nin maçları olduğunda, televizyonu olan dostların evlerinde toplanırdık, sabahlara kadar.. Ve onun zaferinin ‘İslâm’ın zaferi’ olduğu gibi yorumlar yapardıkAma, Muhammed Ali yenildiği zaman, tabiatiyle ne diyeceğimizi bilemezdik. 

Doğrudur ki,inancın, sportif karşılaşmalarda da, hayatın her alanında da kişiye ayrı bir güç verdiği reddedilemez. Savaş veya müsabakalarda temsil olunmak istenen dünya görüşleri, inançlar ve ideolojiler etrafında oluşan gruplar kazanılan zaferi inançlarına mal etmek isterler. Ama, yenilgi durumlarında? 

***

Denilir ki,  Fâtih Sultan Mehmed, Bizans’ın son direnişlerini de kırıp, İstanbul surlarından şehre girmeye başlayınca, ulemâ’dan niceleri, yolun iki tarafına dizilip, ‘Duamız berekâtiyle fetih müyesser oldu Padişahım!’ derler. 

Genç Sultan ilerledikçe, parsa devşirmek isteyenlerin minnet koymaları da artar. Sonunda Sultan Mehmed‘Doğru söylersiniz üstadlarım.. Amma, şu benim şemşir’in, kılıcın hakkını da unutmayınız!’ demek gereğini duyar. 

Evet, inancımızı günlük başarı veya başarısızlıklarla ölçülen bir noktaya taşımamalıyız. 

***

Bu arada, iki yayına da değinelim, kısaca.. 

Malatya’dan Dr. Ali Yalçın’ın, ‘Hikayelerimizin kahramanları bizlerdik..’ diye takdim ettiği ve ‘Fetret’ adıyla yayınladığı kitabında, son 30-40 yıllık acı yaşanmışlıklardan ve yeni nesillerin iç buhranlarından  ilginç ızdırab ve ibret levhaları var. 

1961-78 arasında Konya’da 17 yıl yayınlanmış olan ‘İslamîn İlk Emri, OKU’ isimli derginin yayın hayatına son vermesinin 40. Yılı münasebetiyle, Mihrabad Yayınları’nca, bu dergiden, o dönemi anlamak isteyenlere geçmişi özetleyen ilginç bir derleme yapılmış.. 

İlgi duyanlara.. 

***

Değerli şair ve mütefekkir Nurullah Genç’in geçen ay, Sultanahmed’deki ‘Kültür ve Kitap Fuarı’nda okuduğu şiirinden bir mısraı tekrarlayarak bugünkü sohbetimize son verelim: ‘Karanlığın kalbine vurmanın tam zamanı!.’ 

 

star

Google+ WhatsApp