Kalplerin akrabalığı

Kalplerin akrabalığı


Maruz kaldığımız salgın hastalık, hayatımızda hiç tahayyül edemeyeceğimiz değişimlere yol açtı. Bırakın evlerimizden çıkıp şehrin havasını solumayı, yakınlarımızla dahi sıcak ilişkiler kuramaz hale geldik. 1 yıl hayatımızdan ne çok şey alıp götürdü değil mi? Düşünün, evlerimizde misafir ağırladığımız günleri dahi artık silik bir fotoğraf olarak hatırlıyoruz. İletişim, paylaşım, yakınlık bir gereksinimdi ancak bu süreçte bu değerleri askıya almak zorunda kaldık. Neyse ki iletişim araçları bir vesile oldu ve artık eğitim çalışmalarımızı, toplantılarımızı internet üzerinden yapabiliyoruz. Elbette buna sıcak bakmıyoruz fakat bu sancılı günlerde bir imkân sunuyor ve açılan boşluğu dolduruyoruz.

 

Hafta sonu Alanya ve Manavgat Saadet Partisi Hanım Kolları teşkilatında çalışan kardeşlerimin eğitim toplantısına internet üzerinden de olsa iştirak etme şansım oldu ve müşterek sorunlarımız üzerine konuştuk. Beni teşkilat çalışanı kardeşlerimle buluşturan Rukiye Gülşen ve Şükran Hanım’a ve tüm kardeşlerime hassaten teşekkürlerimi iletirim.

 

İletişim ve insani ilişkiler deyince tasavvurumda ruhen ve bedenen birbirlerine yakın olan insanlar ve farklı bedenlerde çarpan kalpler canlanır. İletişim sözle başlar, sevgi ve anlayışla devam eder. Muhatabınızla yüz yüzesinizdir, onun enerjisini hisseder, mimiklerini okur, duygularını anlamlandırmaya çalışır ve ilişkilerinizi buna göre şekillendirirsiniz. Söz duyguların tercümanıdır, muhatabınızın duygularını anlayabilmek için onunla yakın bir mesafede olmanız, onun yüz ifadesini, sesinin tonunu, hâl ve hareketlerini okumanız ve geribildirimler vermeniz gerekir. İnternet üzerinden gerçekleştirilen görüşmeler ise bilgi ve deneyimlerinizi iletme şansı sunuyor ancak muhatabınızla sinerji oluşturma ve onunla hemhal olma imkanı vermiyor, ekrana yansıyan yüzlere bakıyorsunuz ama bu kişilerin enerjileri ile buluşamıyor ve yakınlık kuramıyorsunuz. Teknoloji her ne kadar sizi ötelere ulaştırıyor ve iletişimi sağlıyor olsa da zihninizin ve duygularınızın önüne set çekiyor ve sizi araçların hâkim olduğu bir dünyaya taşıyor. Sizi somut yanınızla değerlendiriyor fakat duygularınıza değemiyor. O yüzden burada yapılan görüşmeler ya da eğitime yönelik çalışmalar pek tesirli olmuyor.

 

Batılı insan kişiler arası ilişkilerini bir mesafe üzerine kurar, muhatabı ile ilişkilerinde sadece duygusal olarak değil fiziki olarak da bir uzaklık oluşturur. Doğu insanı ise dokunsaldır, duygularını olduğu gibi aktarır, muhatabının omuzlarına dokunur, duygularını anlamaya çalışır, dostunun gözyaşlarına eşlik eder, derdiyle dertlenir, neşesiyle neşelenir ve onun omuzlarındaki yükü sahiplenir. O yüzden salgın hastalık sürecinde okulların çalışmalarını internet üzerinden sürdürmesi, önemli toplantıların, ders halkalarının, akraba ya da arkadaşlar arası görüşmelerin internet üzerinden yapılması öyle sanıyorum ki, bizim insanımızın mizacıyla uyumlu olmadı, pek kabul de göremedi.

 

Gündelik hayatta önemini pek kavrayamadığımız hâl ve hareketlerimizin, söz ve eylemlerimizin diğerleri üzerinde olumlu ya da olumsuz birçok etkileri vardır. Yani iletişim bir ihtiyaçtır ve bu vesile ile davranışlarımızı spontane olarak diğerlerine aktarmaya devam ederiz. Gündelik hayatta yaptığımız sıradan sohbetler, eğitim çalışmaları ve görüşmelerimiz teknolojiye odaklı hale geldiğinde ise doğal yollarla gerçekleşen bu kazanımları elde etme şansımız olmayacaktır. Bu durum bir süre sonra donukluğa, robotlaşmaya sebebiyet verecek ve tehlike arz etmeye başlayacaktır. İhtiyaç hâsıl olduğunda elbette teknolojiyi bir imkân olarak kullanabiliriz fakat hayatımızın rutinlerini olması gerektiği şekilde sürdürmeye ve deneyimlenmiş yerleşmiş kabullerimizi korumaya mecburuz.

Google+ WhatsApp