Kalplerimiz Kılıflıdır Ya da Temizdir Demek

Kalplerimiz Kılıflıdır Ya da Temizdir Demek

Sözünün üstüne söz söylenmeyecek ve söylediği sözün doğruluğundan şüphe edilmeyecek tek otorite Allah’tır. Allah’ın sözünün dışındaki her sözün doğru olma ihtimali olduğu gibi yanlış olma ihtimali de söz konusudur. Bundan dolayıdır ki bize söylenen sözler Allah a ait ise inanmış bir mümin

Kalplerimiz Kılıflıdır Ya da Temizdir Demek

 

 

Sözünün üstüne söz söylenmeyecek ve söylediği sözün doğruluğundan şüphe edilmeyecek tek otorite Allah’tır. Allah’ın sözünün dışındaki her sözün doğru olma ihtimali olduğu gibi yanlış olma ihtimali de söz konusudur. Bundan dolayıdır ki bize söylenen sözler Allah a ait ise inanmış bir mümin olmamızın gereği o söze kayıtsız ve şartsız teslim olmamız gerekmektedir. Allah’da söz söyler onun kulları da ancak bu iki söz arasında tek fark Allah’ ın sözlerinin mutlak doğru diğerlerinin ise yanlış da olabileceği ihtimal dâhilin de görülüp öyle kabul edilmelidir. Bu kritere peygamberler adına söylenen ancak hiç birisi peygamberlerin birebir ağzından çıkan sözler olmayıp onun adına yaklaşık yüz sene sonra söylenen ve literatürümüzde hadis diye bilinen sözlerin tamamı da dahildir.

Bu sözlerin hangisinin veya hangilerinin Allah ‘ın elçilerine ait olup olmadığını sözü mutlak doğru olan ve son sözünü söylemiş olan Allah’ ın kitabına arz edip uygun olanları almak olmayanları ise reddetmek olmalıdır. Malumunuz insanlık Hz. Adem dahil Allah’ ın bütün elçileri hakkında yalan, iftira ve akla hayale gelmeyecek ithamlar da bulunmuşlardır. Mesela İsa peygamber hakkın da “Allah ı bırakıp beni ve anamı iki ilah edinin “ iftirasını kıyamet günü Allah açıklayacak İsa peygamber ise böyle bir şey demediğini bunun kendisi adına uydurulmuş apaçık bir yalan ve iftira olduğunu söyleyecektir. Allah‘ın  gönderdiği son elçisi olması açısından Hz. Muhammet (as) hakkında Hz. Zeynep ve Eşi Zeyd arasında yapılan evliliği ve sonrasında bu evliliğin sona erip Zeyd ve Zeynep’in boşanmaları ve akabinde Zeynep’in Hz Peygamber ile yaptığı evliliği ve bu konuda Allah ın elçisine atılan iftiraları bırakın bir Müslüman olarak savunmak aksine insan olarak okur iseniz yüzünüz kızaracak bu kadarına da pes diyeceksiniz.

Evet bu tür iftiraların kaynakları ise ne yazık ki bu dinin mensubu olduklarını söyleyen alimler ve kıymetli! Ve büyük eserlerinde yer almaktadır. Allah Kuran’ da hem kendi sözlerini hem de bizlerden önce yaşamış olan insanların sözlerini de aktararak aslında insanoğlunun kıyamete kadar fıtratının değişmeyeceğini bu ve buna benzer sözleri ağızlarında geveleyip duracaklarını çok açık ve net olarak söylemiştir. Hatta sözlerimizin ve kalplerimizin ne kadar da birbirleri ile örtüştüğünü ve benzediğini son kitabında ifade etmiştir. Konumuza örneklik teşkil etmesi açısından şu ayeti sizlerle paylaşmanın sanırım zamanı gelmiştir : “ Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ ın ayetlerini inkâr etmelerinden, Peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “Kalplerimiz kılıflıdır korunmuştur, muhafazalıdır, mühürlüdür” demelerinden dolayı başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri mühürlü ve kılıflı değildir. Tam aksine inkârları sebebi ile Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onların pek azı inanır.” (Nisa-155)ilgili ayeti dikkatli bir şekilde okuduğumuz zaman bu insanlar Allah’ a bir iftira atarak kalplerinin daha önceden Allah tarafından ilahi mesaja kapatıldığını veya mühürlendiğini söylüyorlar. Aslında ne kalpleri kılıflı ne mühürlüdür. Tam aksine kendileri inkâr yolunu ve kâfirliği seçmiş olmalarından dolayı Allah ta onlara bu yolu üzerinde yürünesi hale getirmiştir. İnkârı hayat tarzı edinen her insanın sonuçta bu kötü son ile karşılaşması yine Allah’ın koyduğu bir yasasının gereğidir :” Bir topluluk kendi nefislerindekileri Allah’ ın gönderdiği vahiyler ile değiştirmedikçe Allah ‘da onların halini değiştirici değildir.”(Rad-11) Hükmü kıyamete kadar geçerliliğini koruyacaktır. Bizlerin kalpten maksadının düşünce ve fikrin merkezini kastettiğimizi meramımızın İslam’ın dışında her biri farklı birer din olan, tarikat ,tasavvuf ve benzerlerinin kastettiği kalp gözü veya farklı bir mekanizmayı anladığımız ve maksadımızın  onların farklı birer anlam yükledikleri kavramlar olmadığı siz değerli kardeşlerimize de malum dur.

Şimdi sizleri kalplerimiz kılıflıdır veya mühürlüdür diyen insanlar ile kalplerimiz temizdir diyen iki grup insanı karşılaştırıp değerlendirmenizi isteyeceğim. Sonuçta bu iki insanın veya insanların sözlerinin neticesi suçu Allah’ a atmak ve kendilerini öğüt ve nasihatlerden müstağni görüp ihtiyaç sahibi olmadıklarını ifade etmekten geçmektedir. Allah bu iki grup insanın sözlerinin doğruluğu hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Sonuçta bunlar açıkça yalan söylüyorlar ve Allah hakkında zan da bulunuyorlar. Allah ise yalan ve zannın gerçekten diğer bir ifade ile Kuran ‘dan ve doğrulardan hiçbir şeyi bünyesinde barındırmadığını çok açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Mesela “Bir de dediler ki bize ateş sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır. “Sen onlara de ki siz bunun böyle olduğuna dair Allah’ tan bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise Allah verdiği sözden asla dönmez yoksa siz Allah a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”(Bakara-80)

Demek ki insanların söylemiş olduğu sözler Allah’ ın kitabından bir delil ile desteklenmiyor ise bu söz ya yalandır ya da zandır. Bu konuda sınır tanımayan insanoğlu kendini yaratan Allah hakkında bile yalan ve yanlış ithamlarda bulunmaktan geri durmamıştır. Günümüzde özelliklede İslam’ın mensubu oldukları kendilerinin de Müslüman olup asla inkârcı olmadıklarını söyleyip duran ancak İslam’ın kendisinin bir yaşam biçimi olduğunu bunu yerine getirmenin de dünyadaki bütün işlerimizin Allah’ ın emrine uygun olarak yapılması gerektiğini söyleyince “Efendim geçin bunları biz bu tür hikayeleri daha öncede duymuştuk. Siz bizlerin kalbine bakın kalbimiz bu dediklerinizi yapanların kalplerinden daha temizdir. Demek sureti ile Allah hakkında bilemeyecekleri sözler ve şeyleri söylemeye devam etmektedirler. İşin aslına bakar iseniz iddiaları temel de delil ve dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Böyle söyleyen insanların kalplerinin temiz olduğunu bir delil ile ortaya koyup ispatlamaları da kesin olarak mümkün değildir. Zaten bunu yapmaya da güçleri yetmez onların bu iddialarının tamamen uçuk ve temelsiz bir sav olduğunu salt akıl ile de bilinebilecek olan bir şeydir. Tam aksine taşıdıkları düşünce ve yaşam tarzları kalplerinin de düşüncelerinde fikirlerinin de tamamen kirli ve pislik olduklarının bir delilidir. Çünkü Allah : “Allah aklını kullanmayalar üzerine pisliği bırakır. “ Ayeti bu tür düşünce sahiplerinin temiz kalamayacaklarının başka bir delilidir. Sen bizim kalbimize bak kalbimiz temizdir diyen zavallılar kendilerine elçileri, sadıkları ve şahitleri örnek almıyorlar. Zira bunlar Allah’ın kendilerine nimet verdiklerindendir. Zaten bunları örnek alsalar böyle bir düşünceyi taşımaları ve itibar etmeleri mümkün değildir. Bunların tek örnek aldıkları Müslüman olduğunu söyleyip ancak İslam’ı ve Müslümanları kötü temsil edip iğrenç ve kabul edilemez örnekler sergileyen insanlar topluluğudur. Mesela namaz kılıp ancak namazlarından gafil veya namazları kendilerini aşırılık ve kötülükten alı koymayan insanlar dır:”Ey Muhammed! Kitaptan sana vahye edileni oku namazı da gereği gibi dosdoğru kıl çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alı kor. Allah ı anmak olan namaz elbette en büyük ibadettir. Allah elbette yaptıklarınızı biliyor.”(Ankebut-45) Kıldığı namaz kötülüklerine mani olmayan abartman komşumuz, dük kan komşumuz veya mesai arkadaşımız bu haliyle kalbim temizdir tezini savunan insana böyle bir savunma hakkını vermiş olmuyor mu?

İndirilen İslam’ı değil uydurulan ve adına da İslam denen dinin uygulayıcıları örnek alınmaya devam ettikçe ne yazık ki bizler bunları konuşmaya ve tartışmaya devam edeceğiz.

Peki!

Ne yapmalıyız? Böyle bir soruya verilecek birçok cevap olmasına rağmen biz sadece önemine binaen diğerlerinden daha fazla inandığımız birbirinden farklı iki cevap ile yazımızı tamamlamaya çalışacağız. İşte bu cevaplardan birincisi ve en önemlisi Allah’ ın gönderdiği son mesaj olan Kuran’ ı Kerim i tercih edip beğendiğimiz dinin tek ve vazgeçilmez kaynağı kabul etmekten geçmektedirler. Zira Kuran bizler için gerekli ve yeterli bütün hususları bünyesin de barındırmaktadır şöyle ki:” Yemin olsun ki biz bu Kuran’ da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insanoğlu tartışmaya her şeyden daha düşkündür. “ (Kef-54) İslam’ı tercih eden her insan öncelikle kitabına eksiklik izafe etmekten vazgeçecek. İkide bir çıkıp efendim Kuran da her şey var mı? Mesela beş vakit namazın kılınışı kuranda tarif ediliyor mu? diye sorular sormaya devam eder ise bu insanın Kuran’ ı bilmediğinden sapmaları ve saptırmaları ayrıca kötü örnekler sergilemeye devam etmeside kesindir. Kuran İslam ve Müslüman olmak için yeterli görülmüyor ise o zaman ortaya çıkan eksiklikler kendileri gibi bir insan olan ve ilah haline getirdikleri şeyhleri, Şıhları, hocaları ve üstatları tarafından güya dinin eksik kalan yerleri tamamlanacak bunlarda rahat edecek. O zaman ne olacak o zaman kaynağı vahiy olan Allah merkezli olan din beşerileşecek yani insanileşecek ve dünyadaki Müslüman insan sayısınca birbirine tezat din anlayışları ortaya çıkacak. Sonra da birileri çıkıp İslam nasıl bir din ki aynı dinin mensubu olduğunu söyleyen insanlar aynı konuda farklı farklı konuşup farklı farklı yargılara varabiliyorlar. Veya bir hocanın dediğini diğer hoca demiyor veya tam aksini söyleye biliyor diye içersin de bulundukları kötü durumu savunmaya devam etmektedirler.  Böyle bir durumu bizzat kendim yaşadığım için sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle ki bir devlet okulunda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak çalışıyorum benim dışımda aynı branş da dört tane daha öğretmen var ve bizler farklı öğretmenler olarak aynı sınıfta derslere giriyoruz. Ben Kuran merkezli bir din anlatırken ben den sonra derse giren öğretmen ise Hadis ve kültür merkezli bir din anlatıyor. Konuyu şu örnek üzerinden biraz daha açmak istiyorum.” Allah namaz için abdest almayı farz kılmıştır. “ (maide-6) Başka hiçbir ibadet için abdest almak gerekmez dediğim de aynı branşdaki başka bir öğretmenin abdestleri olmadığı için dersine Kuran’ ı kerim meali getirttirmediğini bizzat öğrencilerim ifade etmektedir. Bu ikilem içinde kalan çocuklar kafalarının karıştığını ve büyük bir çelişki yaşadıklarını ifade etmektedirler.

İkinci cevabımız din konusunda Allah ın elçilerinin örnek alınmasıdır. Onun dışında hiçbir insana özel bir görev yüklenmemelidir. Şöyle ki : “Yemin olsun ki sizden Allah’ a ve ahiret günü ne kesin olarak iman edenler ve Allah’ ı çokça ananlar için Allah’ ın rasülünde güzel bir örneklik vardır.”(Ahsab -21) islamı tercih edenler bu dinin kitabı ve kendisine bu kitabın indirildiği elçiyi dünya ve ahiret saadeti için yeter ve tek kaynak görmedikçe kurtuluşları da mümkün olmayacaktır. Kurtulanlardan olmak dilek ve ümidi ile başka bir yazıda buluşmak dileğiyle Allah a emanet olunuz.

 

 

osman coşkun

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp