Kadın hepsine küfretmiş, “Ya Rabbi şükür” diyorlar!

Kadın hepsine küfretmiş, “Ya Rabbi şükür” diyorlar!


Kadın hepsine küfretmiş, “Ya Rabbi şükür” diyorlar!

 

 

Gülriz Sururi ölmüş..

Onların tanımlaması ile toprağa karışmış..

Ölüm haberi de, toprağa karıştıktan sonra duyurulmuş.

Niye?

Çünkü 90’a merdiven dayadığından habersiz Gülriz, daha birkaç sene önce, mayolu bir fotoğrafını gazetelere bastırtmıştı..

Bundan ne temin edecek ise?

Kendisine ne getirisi olacak ise?

Birileri “hâlâ çok güzelsin” deyince..

Hoşuna gitmiş olmalı..

Ama ölümü ile birlikte öğrenmiş olduk ki..

Aslında Gülriz Sururi, çevresindeki insanlara hiç güvenmiyormuş..

Onları riyakar, manfaatçi, samimiyetsiz buluyormuş..

Bunu açıkca da söylemiş..

Vefatının duyurulmamasını da..

Onun için istemiş..

Ne demiş, çevresindeki insanlara?

Ekleme çıkarma yapmadan, iktibas ediyorum:

“Cenaze töreni istemiyorum. Çünkü ben ‘cami avlusu kokteyl partisi’ istemiyorum. Bizim insanımızın tören kültürü yok. Ne yapıyorlar? ‘Ay saçın ne güzel olmuş.’ Yok efendim, ‘Üstündekini nereden aldın?’ Böyle şeyler olacağına tören yapılmasın.”

Gülriz Sururi’nin cenazesine ben katılmayacağıma göre..

Dindar insanlar katılmayacağına göre..

Kendisinin, aynı röportajda bahsettiği üzere..

Mirasını bıraktığı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Aziz Nesin köyü çevresindeki kişiler katılacağına göre..

Bu sözleri de, onlara yönelik olarak sarf etmiş olmalı..

Çağdaş Yaşamcılara yönelik olarak, “Bunlar da cenaze nedir, ölüye saygı nedir bilmezler” demek istemiş..

Cenaze töreninde bile, “Ay saçın ne güzel olmuş” muhabbeti yapacaklarını hatırlatmış.

Çünkü daha önceki cenaze  törenlerinde, bu samimiyetsizliğe şahit olduğunu söylemiş..

Ama bakıyorsunuz..

Çağdaş Yaşamcılara..

Bakıyorsunuz, Gülriz Sururi  etrafında ona sempati ile yaklaşanlara..

“Ay çok büyük tiyatrocu idi. Büyük bir kaybımız.. Daha kendisinden çok yararlanacaktık” söylemi ile kendilerini riyakar gören bayana saygı sunuyorlar..

Gerçek ortada..

Kadın resmen, kendisinin cenaze törenine gelecek olanları, riyakarlıkla samimiyetsizlikle itham etmiş..

Cenaze töreni düzenlenmiş olsa idi, en önde katılacak olanlar ise..

Yüzlerine tükürüldüğünün farkına varamamış olmalılar ki, “Ya Rabbi şükür”dercesine, hâlâ mevtaya saygıda kusur etmiyorlar..

ÇYDD açıklama yapıyor:

“Sururi, Cumhuriyetin öncü sanatçılarından birisidir”.

Ama o, sizin hakkınızda öyle düşünmemiş olmalı ki..

Cenaze törenine bile fırsat vermemiş..

Bir başkası konuşuyor:

“Acımız çok büyük.. Işıklar içinde uyusun.. Akşam, kendisi için dua edeceğim.”

Kadın dua istememiş..

En azından, bunların duasını istememiş..

Ama onlar yine..

Bir yandan dini kavramları çağdışı bulurken..

Bir yandan da..

Çaresiz kaldıklarında, “dua”ya sarılıyorlar..

Dua istismarı yapıyorlar..

Açıklama yapanlardan bir başkası..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.. O da şunları söylemiş:

“Adalet için birlikte yürüdüğümüz, ülkemizin gururu olan değerli tiyatro sanatçımız Gülriz Sururi’nin vefatından dolayı derin üzüntü duydum. Ülkemizin başı sağ olsun.” 

Gerçi Gülriz Sururi, niçin cenaze töreni istemediğini açıklarken, erkeklerle ilgili olarak, şikayetçi olduğu muhabbetten bir örnek sunmamış ama.. 

Biz tahmin edebiliriz artık..

“Dindar kesimden nasıl oy devşiririz? Ankara’da ülkücü adayı gösterdik.. İstanbul’da babası ülkücü adayı bulduk.. Şimdi bu cenaze töreninde de, kimi nasıl kafalarız” diye düşünme potansiyeli olan Kemal bey, vasiyet gereği bu fırsatı kaçırmış oldu..

**

Aslına bakarsanız..

Hassasiyetlerimiz farklı ama..

Gülriz Sururi yanlış da dememiş..

Her ne kadar, dini bir vecibe de olan cenaze törenini iptal doğru olmasa da..

Cenaze törenine gelen insanların, mevtaya da saygısızlık, ibret alınması gereken “ölüm gerçeği”ne de saygısızlık içeren malayani hareketleri, benim de şikayetçi olduğum bir konu..

Cenaze töreninde olsun, insanlar biraz hüzünlenmeli..

“Sonumuz bu olacak” demeli..

“Bugün veya yarın.. Ama en sonunda, 2 metrelik kefen bezi ile bu dünyadan göç edeceğiz” muhasebesini yapmalı..

Hz. Peygamberin hadis-i şerifindeki; “Ölüm, en büyük nasihattir” ikazını, en azından cenaze töreni sırasında hayata geçirmeli..

Nasihati almalı..

Hayatına aktarmalı..

Bunu yapmayanlar da..

“Cenaze töreninde boyumu göstereyim” diyenler de..

Cenaze töreni sırasında iş ilişkisi kurmak isteyenler..

Birilerinin gözüne girmek isteyenler..

Bu riyakarlığı, en azından bir cenaze töreninde tekrarlamamak için, gerekirse, cenazeye katılmamalı..

Ama, cenaze törenini külliyen iptal de, hem dinimize, hem örfümüze aykırı olsa gerek..

Gülriz Sururi’nin de, din veya örf derdi olmamalı ki..

Bir çırpıda, cenaze törenini iptal vasiyetini yapıvermiş..

Kendisi ile sevenleri arasındaki bir iş der geçeriz..

Ama..

Bu ölüm vesilesi ile hatırlatmamız gerekir..

Dünya, mayo giyene de kalmıyor..

Giymeyene de kalmıyor..

Mayoyu, bir tabu gibi gören, 80 küsur yaşına rağmen mayo ile fotoğraf çektirene de kalmıyor..

Sırası gelen, gidiyor..

O halde..

Şu üç kuruşluk dünyada, arkamızdan güzel sözlerle anılmak için bir şeyler yapalım..

Dünyanın geçici zevklerinin peşinden koşmayalım..

Gençlere, eğlenmeyi, zevk ve sefayı değil..

“İçki”yi, “nerde akşam, orda sabah”ı değil..

İnsan gibi yaşamayı, insan olmayı öğütleyelim..

Kısacası, dünyaya tapmayalım..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp